Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu raporunu tamamladı Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu raporunu tamamladı. Raporun "öneriler" bölümü komisyonun bugünkü toplantısında ele alınacak. Raporun sonuç bölümünde ise Türkiye'de cumhuriyetin kuruluşundan bu yana atanmışlar ile seçilmişler arasında var olan ve zaman zaman gün yüzüne çıkan çekişmenin adının "Devlet - hükümet kamplaşması" olduğu ifade edildi.
Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Raporu'nda, şu başlıklar yer aldı:
"Türkiye'de devlet geleneği ve demokrasi
Milli Güvenlik Kurulu
Devlet teşkilatı ve Genelkurmay Başkanlığı
İç güvenlik
Özel harp dairesi, kontrgerilla ve gayri nizami harp
Askerin eğitimi
Yargı birliği ve askeri yargı
Ekonomi ve darbeler
Askeri işlerin denetimi
Ulusal istihbarat ve darbeler
Medya, aydınlar, sivil toplum ve darbeler
Sonuçlar"
-"DEVLET - HÜKÜMET KAMPLAŞMASI"-
Raporun "sonuçlar" bölümünde Türkiye'de cumhuriyetin kuruluşundan bu yana atanmışlar ile seçilmişler arasında var olan ve zaman zaman gün yüzüne çıkan çekişmenin adı "Devlet - hükümet kamplaşması" olarak nitelendirildi.
Bunun arka planında, Türkiye'de kendisini devletin gerçek sahibi olarak gören bazı bürokratların, toplumun içinden çıkan seçilmişlere yönelik derin güvensizliklerin yatmakta olduğuna işaret edilerek, şu tespitler yapıldı:
"Bu hastalıklı düşünceye göre, Türkiye'de seçilmişler, bir başka deyişle siyasiler, nihai tahlilde "kendi menfaatlerini milli menfaatlerin üzerinde gören, güvenilmez kişilerden' oluşmaktadır. Bu nedenle siyasilerin, devlet ve devlet aygıtı tarafından her zaman ve her şart altında ve gözetlenmesi zaruridir. Bu anlayış, 1982 Anayasasında vücut bulan kuşkucu, kendisinden başka kimseye güvenmeyen aynı zamanda statükocu bürokratik vesayetin de temel dayanağıdır.
Türkiye'de meydana gelen darbeler görünürde bazen sağa, bazen sola, kimi zaman hem sola hem sağa, bazen de dindarlara karşı yapılmıştır. Darbeler gerekçelendirilirken bu tür ideolojik argümanlar kullanılmış olmakla ve değişik dönemlerdeki askeri müdahalelerde, bazı kesimler diğerlerinden daha fazla diyet ödemekle birlikte aslında fatura tüm toplum tarafından ödenmiştir. Dünya ve Türkiye örneklerinin öğrettiği; darbelerin tüm halka karşı yapılmış, hak ve hukuk kavramlarının askıya alındığı talihsiz dönemler olduğudur. Toplumun tüm kesimleri ve bunların siyasi temsilcilerini her çeşit darbe, muhtıra ve demokrasiye müdahale süreçlerine karşı ortak tepki göstermesini sağlayacak, demokratik bilinç düzeyini yükseltecek bir eğitim sistemine ihtiyaç vardır. Hiçbir kesim diğerinin acılarına kayıtsız kalmamalıdır. Yalnızca mağdur olunduktan sonra evrensel haklar hatırlanmamalı, herkesin asgari bir ilkesel duruş göstermesi ve empati kurması insanlığın ve vicdanın bir gereğidir. Askeri müdahaleler Türkiye'nin yakın tarihinin karanlıkta kalmış dönemleridir. Sözde millet ve milletin huzuru bahanesiyle yapılanlar; yüz binlerce insanın sorgusuz sualsiz cezaevlerine ve kışlalara kapatıldığı, işkencelerin yapıldığı, geleceklerin çalındığı, idamların yaşandığı karanlık dönemler olarak anılacaktır. Darbeler; özde toplumsal huzuru tesis etmeye gelenlerin Edirne'den Ardahan'a tüm ülkeyi açık hava hapishanesine dönüştürdüğü, konuşmanın yasak olduğu, kitlelerin dilsizleştirildiği, susturulduğu, hatta kitapların suç sayıldığı, yakıldığı korku imparatorluğunun inşa zamanlarıdır." - Ankara
Son Dakika › Güncel › Meclis Darbe Komisyonu 'Öneriler' Bölümünü Görüşüyor - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.