Yazar ve şair Mehmet Aycı, İsrail'in 7 Ekim 2023'ten beri Gazze'de uyguladığı soykırıma kayıtsız kalmayarak, tüm yaşananlara dair şiirler kaleme aldı.
Aycı'nın yakın zamanda Hece Yayınlarından okurlarla buluşan "Çiğnimizde Bir Akrep" adlı kitabında "Doktor O Fotoğrafta", "Ağırlıklar Ağrısı", "Kan Zeytin", "Kapılarda Karanlık", "Tel Aviv'e Yok Olmadan Son Defa" ve "Yakmalık Sunu" adlı eserlerin de aralarında bulunduğu 16 şiiri yer alıyor.
Yaşananlardan duyduğu rahatsızlığı AA muhabirine anlatan Aycı, dünyanın gözü önünde Gazze'de soykırım yapıldığını ve bu sürecin devam ettiğini belirterek, uzun zamandır Gazze'nin bir toplama kampına çevrildiğini söyledi.
Aycı, Gazze'nin dünyanın en genç nüfusa sahip şehirlerinden olduğuna işaret ederek, "Gazze, adeta bir şehir devleti. Kendi kendine yetmenin çabası içindeydi. İsrail, Gazze'de hiçbir kutsal tanımadan katliam yaptı. İnsani olan her şeyi yaktı, yıktı. Bebek öldürmeye dini gerekçeler uydurdu. Hiçbir şekilde karşı koyma gücü olmayan insanları kurban etti." dedi.
Kitaptaki tüm şiirleri Gazze'de soykırım başladıktan sonra yazdığını dile getiren Aycı, "Bir tanıklık çabası olduğu kadar şairin kendisine, kendi şiir geleneğine, kendi şiirine, dahası kendisine saygısının bir gereği bu kitap. Bu bütünlükte Türk edebiyatında, başka bir Filistin kitabı yok." ifadelerini kullandı.
"Küresel güçlerin arka çıktığı katile, 'Sen katilsin' demek için yazıldı o şiirler"
Mehmet Aycı, kitaba "Çiğnimizde Bir Akrep" ismi verilmesine de dikkati çekerek şunları kaydetti:
"Çiğin, biliyorsunuz, boyunla başın birleştiği nokta. Orada bir akrep olduğunu düşünün, zehirli bir akrep. Bir defa şair özne olarak, burada tüm insanlık adına konuşuyor. Katliam yapanlar, sadece Gazze halkını, Arapları değil, kendi ırkları dışındaki her halkı, her topluluğu insan olarak görmüyor. Bunu da güya inançlarına göre temellendiriyorlar. Kendini ayrıcalıklı, üstün gören ve gücü elinde tutan şizofrenik bir yapı, kandan besleniyor. Tevrat'taki 'Öldürmeyeceksin' ayetini sadece 'Yahudileri öldürmeyeceksin' olarak tefsir ediyorlar. Hitler'den daha ırkçılar. Tanrı'yı yendiklerine inanacak kadar rasyonellikten uzaklar. Bizim ülkemizin bir kısmını da kapsayan büyük bir alanı, Tanrı'nın kendilerine verdiğine inanıyorlar. Bunu gerçekleştirmek için her cinayeti işlemeye hazırlar. Bu hedeflerini saklamıyorlar. 'Böyle gitmez.' diyenlere de hemen 'antisemitist' damgasını yapıştırıyorlar. Bu kavramı bir kalkan olarak kullanıyorlar. Semitik bir kavim olan Araplardan nefret ediyorlar. Dünyanın en katı, en köktendinci antisemitistleri bu açıdan bakınca Siyonistler. Akrepten kastım bunlar. Bir de Levant bölgesi Akdeniz'in çiğni. Öyle de okunabilir."
Kitaptaki şiirleri yazmanın kendisi için bir tanıklık ve direniş olduğunu söyleyen Aycı, "Biraz, küresel güçlerin arka çıktığı katile 'Sen katilsin.' demek için yazıldı o şiirler. Kitabın omurgasını oluşturan 'Melun' şiiri, dünyada aktüel bir Filistin meselesi olduğuna, köktendinci Siyonist katliam şebekesine ve onun cinayetlerine dikkati çekiyor. 1915'e, 1948'e kadar gitmeye gerek yok. Gazze savaşı başladıktan sonra olan bitenin bize gösterdiği, çocuk yiyen bir Tepegöz var. O canavarın her gün onlarca, yüzlerce canı kurban ettiğini edebiyatın diliyle dünyaya söylemem gerekti. Henüz bir başat çıkmadı ama çıkacağına olan ümidimizi de diri tutuyor o şiirler." diye konuştu.
"Biz dünyada her acıya kayıtlı bir milletiz"
Aycı, genel olarak Türk edebiyatının özelde de Türk şiirinin her zaman dünyada olup bitene çok duyarlı olduğu yorumunu yaparak, şöyle devam etti;
"Biz dünyada her acıya kayıtlı bir milletiz. Edebiyatımız da bunun kayıtlarını tutuyor ayrıca. Bir Vietnamlının, bir Japon'un Gazze için şiir yazmak umrunda olmayabilir. Ama Türk şairi Hiroşima için de Vietnam için de Bosna için de şiir yazdı, yazıyor. Filistin meselesini de böyle değerlendirmek lazım. İşin başka bir yanı bizim İstiklal Marşı'mız bir şiir. İstanbul işgal edildiğinde, Bekir Ağa Bölüğüne hapsedilen aydınlar Ziya Paşa'nın şiirlerini okuyarak bilinçlerini taze tutmuş. İsmet Özel'in dediği gibi biraz da 'Şiir, Türkün iklimi.' O iklim şaire, dünyaya kayıtlı olmayı icbar ediyor."
Şiirin, savaş ve işgal gibi gerçeklikler karşısında bir karşılığı olduğuna inandığını dile getiren Aycı, "Çanakkale Zaferi ne kadar kıymetliyse, Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Şehitlerine şiiri o kadar kıymetli. İşin bir başka önemli tarafı, dünyadaki değişimin nabzını en sahici anlamda edebiyat tutuyor. Edebiyata işlemeyen, edebiyatta işlenmeyen bir konu unutulmaya mahkum. İyi edebiyat ve iyiliğin edebiyatı, dünya insanlarının son kalesi gibi görünüyor. En azından ben öyle görüyorum." değerlendirmesinde bulundu.
" Türkiye'de herkes Filistin meselesini kendi meselesi olarak görüyor"
Mehmet Aycı, bir sanatçının sorumluluk olarak politik ve insani meseleleri sanatında işlemesi gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Türkiye'de herkes Filistin meselesini kendi meselesi olarak görüyor. Dahası Filistin meselesine bakışta dünyanın büyük bir kısmı, farklı dinlerden, farklı dillerden, farklı kültürlerden insanlar, olayı doğru okuyor. Edebiyat okuru, her dönemde ve her ülkede sınırlı. Yine de Türkiye'de Gazze savaşından sonra hem bizim edebiyatçılarımız konuyu işledi hem de Filistin edebiyatından epeyce çeviri oldu. Bir milletin edebiyatını bir an için yok sayın, o millet dilsiz kalır. Boşluğu tahayyül edemiyoruz bile. Dil-zihniyet-edebiyat ilişkisini birbirinden ayıramayız. Yazılı, sözlü edebiyat ayrımı suni bir ayrım, sonradan yapılmış. Sizin edebiyatınız içinde 'halk edebiyatı ürünleri', maniler, türküler, bilmeceler, atasözleri, deyimler, deyişler, hepsi var ve bir bütün bunlar. Bir millet üç türlü değer üretir. Sözel, nesnel ve edimsel değerler. Nesnel ve edimsel değerlerin bile hafıza oluşturması edebiyata yani sözel değerlere bağlı. Bu kadar önemli."
Son Dakika › Güncel › Şair ve yazar Mehmet Aycı, Gazze'de soykırıma ithafen yazdığı şiirlerle tarihe iz düşüyor - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?