Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'dan, Suriye'ye sadece ve sadece vicdan gözlüğüyle baktıklarını belirterek, "Bugün buradan, Suriye yönetimine karşı vereceğimiz mesaj, net ve kesin olmalıdır. Kendi halkına zulmeden bu rejimin iktidarda kalmasını sağlayacak hiçbir planı desteklememiz söz konusu olamaz ve olmamalıdır. Ayrıca, bugün geldiğimiz noktada, tek başına söylem birlikteliği de yeterli değildir. Üzerimize düşen esas sorumluluk, söylem birlikteliğinin gereği olan eylem birlikteliğini de sağlamaktır" dedi.
Erdoğan, Suriye Halkının Dostları Grubu İkinci Konferansı'nda yaptığı konuşmada, gelinen noktada, insani ve vicdani değerleri jeopolitik çıkar algılarına feda eden bir anlayışın da Suriye halkının karşısına dikildiğini üzülerek ifade ettiğini söyledi.
"Masum insanları katleden, şehirleri topa tutan, acımasız şiddet kullanan bir rejime, bugüne kadar 'yeter, 'dur' diyemeyen bir Güvenlik Konseyi'nin, uluslararası barış ve güvenliği korumaktan aciz olduğu açıktır" diyen Başbakan Erdoğan, Suriye'ye, Suriye'de yaşanan hadiselere, jeopolitik çıkar algısı ve güç dengesi hesaplarıyla bakmayı reddettiklerini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Çünkü biz, tankların, topların, ağır silahların, makineli tüfeklerin sivil yerleşimleri hedef aldığı, çocuk, kadın, yaşlı demeden, hedef gözetmeden, hareket eden her nesnenin vurulduğu bir ortamda, insani ve vicdani bakış açısını her şeyin önüne koyuyoruz. Aynı şekilde biz, Suriye'de yaşanan zulüm karşısında uluslararası toplumun ahlaki bir sorumluluğu olduğuna inanıyoruz. Ne yazık ki uluslararası toplum, Kuzey Afrika'daki hadiseler karşısında iyi ve başarılı bir sınav vermemiştir. Yine ne yazık ki, o hadiseler esnasında, petrole ilişkin tartışmalar, katledilen canların önüne geçmiştir. Başta Libya olmak üzere, bu bölgede yaşanan hadiseler, insanlığın vicdanını derinden yaralamış, adalet duygusunu ciddi şekilde zedelemiştir. Bugün, Suriye'de yaşanan olaylar karşısında da, aynı tavrın takınılmasına, aynı vurdumduymazlığın sergilenmesine müsaade edemeyiz, etmemeliyiz.
İşte biz, bugün İstanbul'da, ahlaki bir sorumluluğun gereği olarak, insani ve vicdani değerlerin bir gereği olarak bir aradayız. Hepinize burada bulunmanız sebebiyle şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Biz, bugün buradan, İstanbul'dan, Suriye'ye sadece ve sadece vicdan gözlüğüyle bakıyoruz. Her türlü çıkar kaygısını elimizin tersiyle itiyor, biz bugün burada canları kurtarmanın yollarını arıyoruz."
-"Söylem birlikteliğini sağlamak hayati derecede önemli"-
Başbakan Erdoğan, her şeyden önce, uluslararası vicdanın temsilcileri olarak, söylem birlikteliğini sağlamanın hayati derecede önemli olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Bugün buradan, Suriye yönetimine karşı vereceğimiz mesaj, net ve kesin olmalıdır. Kendi halkına zulmeden bu rejimin iktidarda kalmasını sağlayacak hiçbir planı desteklememiz söz konusu olamaz ve olmamalıdır. Ayrıca, bugün geldiğimiz noktada, tek başına söylem birlikteliği de yeterli değildir. Üzerimize düşen esas sorumluluk, söylem birlikteliğinin gereği olan eylem birlikteliğini de sağlamaktır. Bu çerçevede, biz, Suriye halkının ve Suriye halkını temsil eden Suriye Ulusal Konseyi'nin, evrensel değerler temelinde demokratik bir Suriye kurma azim ve kabiliyetine yürekten inanıyoruz.
Suriye halkının meşru temsilcisi konumundaki Suriye Ulusal Konseyi tarafından açıklanan, diğer muhalif grupların da desteğini kazanan 'Milli Misak' belgesi bu noktada temel bir referanstır. 'Milli Misak' belgesinde, etnik köken, din, mezhep veya cinsiyet ayrımı reddedilmiş, bütün vatandaşları kucaklayan ve hepsine eşit davranan bir anlayış benimsenmiştir. Belge, temel hak ve özgürlüklere saygıyı, anayasal demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, güçler ayrılığını, şeffaflık, hesap verilebilirlik, iyi yönetişim ilkelerini Suriye'nin geleceğini şekillendirecek ilkeler olarak açıklamıştır. Yine belgede, yeni bir Suriye'nin, Suriyeliler tarafından kurulacak olması teyit edilmiştir. Hiç kuşkusuz, Suriye'de iktidar, bizzat Suriyeliler tarafından, demokratik yollarla inşa edilecektir. Bu noktada, Suriye'nin Dostları Grubu'nun üzerine düşen görev, bu vizyonun barışçıl ve düzenli bir şekilde hayata geçirilmesi için siyasi geçiş sürecinin önünün açılmasına katkıda bulunmaktır."
Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda bir kez daha Suriye halkını gönülden selamladığını belirterek, İstanbul toplantısının hayırlara vesile olmasını diledi.
- İSTANBUL
Son Dakika › Güncel › Suriye Halkının Dostları Grubu İkinci Konferansı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.