Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türkiye'nin demokrasiden her geçen gün biraz daha uzaklaştığını vurgulayarak, "Sadece nefsi için yaşayan adam okul müdürü olsa, rektör olsa, bakan olsa ne yazar. Böyle insanları gördüğümde yüzüm kızarıyor" dedi.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Koncuk yaptığı açıklamada, kadınların siyasi partilerde, sivil toplum örgütlerinde, kamuda üst düzey yöneticilik kademelerinde hak ettiği konumda olmadığını belirterek, "Kadınlarımız çok daha yüksek oranlarda karar mekanizmalarında bulunmayı hak ediyor. Bu nedenle kimseden inayet beklemeyin. Yumruğunuzu vurun, hakkınızı alın. Yumruğunuzu vuracaksınız ama çalışmanızla, bilgi birikiminizle, iradenizle bunu ortaya koyacaksınız. Aziz milletimizin geleceğini, siz kadınlar olması gerektiği yerde olmadığı için kaybediyoruz. Bu ülkeyi sırf erkek diye namussuza, hırsıza mı verelim? Milletimizin hak ettiği yere gelmesi, Türk kadının hak ettiği yere gelmesiyle doğru orantılıdır. Ama kadınlarımız da bu hakkı teslim almadan önce, bunu hak ettiğini her yerde anlatmalıdır, fedakarlık yapmalıdır" ifadelerini kullandı.
-"'BEN İŞİME BAKAYIM' DİYORLAR"-
Kamu çalışanlarının korkuyla hareket ettiğini vurgulayan Koncuk, "Türkiye ne yazık ki demokrasiden her geçen gün kopmaktadır. Demokratik olmayan kanunlar, demokratik yöntemlerle sayısal çoğunluğa güvenilerek çıkarılmaktadır. Sadece nefsi için yaşayan adam okul müdürü olsa, rektör olsa, Bakan olsa ne yazar. Böyle insanları gördüğümde yüzüm kızarıyor. "Ben işime bakayım' diyorlar. Korkarak nereye varabiliriz? Korkan adamdan hiçbir şey olmaz. Korkak adam sadece nefsi için yaşayan adamdır. Sadece nefsi için yaşayan adam okul müdürü olsa, rektör olsa, Bakan olsa ne yazar. Böyle insanları gördüğümde yüzüm kızarıyor. Çanakkale'de canını veren 253 bin şehidimizi, milli mücadelede canını veren şehitlerimizi, Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını hatırladığımda yüzüm kızarıyor, milletimiz adına utanıyorum. Bu nedenle korkmayacağız. Korkaklar birçok kez ölür, yiğitler bir kez ölür" açıklamasında bulundu.
-"BU KANUNUN NE FAYDASI VAR?"-
MEB Yasası ile ilgili 11 saat süren komisyon toplantısında 48 dakikalık bir konuşma yaptığını belirten Koncuk şöyle devam etti:
"Emeklilik yaşı 65'e çıkartılmıştır. Emeklilik yaşı, insanların 65 yaşına kadar hizmet ürettiğine inanıldığı için yükseltilmiştir. Şimdi de "20-25 yıl müdürlük yapanlar var' diyorsunuz. 25 yıl müdürlük yapan birini görevden aldınız, ne yapacaksınız? Öğretmen yapacaksınız. Bakınız şu an okul müdürleri haftada bir saat derse giriyor. Birçok okul müdürü bir saatlik derse bile girecek zaman bulamaz. Dolayısıyla okul müdürleri branşından kopar. Branşından 25 yıl kopmuş bir insan, bu tasarının yasalaşması halinde öğretmen olarak derslere girecektir. Ben de komisyonda "Çocuğunuzu, 25 yıldır branşından kopmuş bir insana matematik öğretmesi için teslim eder misiniz? Bu kanunun ne faydası var?' diye sordum. Bu insanlar yöneticilik alanında uzmanlaşmıştır; bunları görevden almak hukuki ve vicdani olmadığı gibi, Türk Milli Eğitimine de hiçbir yarar sağlamayacaktır. Şayet bu insanları başarısız olduğu gerekçesiyle görevlerinden alıyorsanız, okul müdürlüğünü başaramayan bir insanın, öğretmenlik mesleğini başaracağını düşünmek yanlış olacaktır. Türkiye ne yazık ki demokrasiden her geçen gün kopmaktadır. Demokratik olmayan kanunlar, demokratik yöntemlerle sayısal çoğunluğa güvenilerek çıkarılmaktadır."
-""YETKİ BENDE, GÜÇ BENDE' DİYORLAR"-
Dershanelerin varlığından kendisinin de rahatsız olduğuna dikkat çeken Koncuk şu ifadeleri kullandı:
"Dershanelerin kapatılması kararı pedagojik değildir. "Yetki bende, güç bende' diyorlar. Böyle bir anlayış olmaz. Dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkarmadan dershanelerin kapatılması mümkün değildir. Öte yandan Türkiye, uluslararası pek çok sözleşmeye imza atmıştır, Türkiye'nin ticaretle ilgili imzaladığı sözleşmeler de vardır. Ticaret yapmakla ilgili Türk Ticaret Kanunu ve Anayasamızın ilgili maddeleri vardır. Tüm bunlar gün gibi ortadayken, dershaneleri nasıl kapatıyorsunuz? Siz ali kıran bas kesen misiniz? İstediğin işletmeyi kapat, istediğini kur. Dershaneleri sevmeyebilirsiniz ama insanlar evini, tarlasını satmış, dershane açmış. Bu insanların zararını tazmin edebilecek misiniz? Bu konuda bir sürü dava açılacak. Türkiye, milyar TL'leri bu insanlara ödemekle karşı karşıya kalacak. Dershanelerin kapatılması kararı pedagojik değildir. "Yetki bende, güç bende' diyorlar. Böyle bir anlayış olmaz."
Son Dakika › Güncel › Türk Eğitim-Sen: Sadece Nefsi İçin Yaşayan Adam Bakan Olsa Ne Yazar - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.