Tuzla Aydınlı Anaokulunda 200 öğrenci 1917'de tamamlanan binada eğitim görüyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

Tuzla Aydınlı Anaokulunda 200 öğrenci 1917'de tamamlanan binada eğitim görüyor

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Tuzla Aydınlı Anaokulunda 200 öğrenci 1917\'de tamamlanan binada eğitim görüyor

Tuzla Aydınlı Anaokulu, temeli 1913'te atılan ve Birinci Dünya Savaşı'na rağmen 1917'de tamamlanan tarihi yapıda eğitim veriyor. 2011'de başlatılan restorasyon 2012'de tamamlanmış, yapı anaokulu olarak eğitime açılmış; okulda 5 derslik ve 10 şubede 200 öğrenci eğitim görüyor.

HAMDİ DİNDİREK/ GÖKÇE KARAKÖSE - Tuzla'daki Aydınlı Anaokulu, Osmanlı'nın son dönemlerinde başlayan eğitim geçmişi ve bir asrı aşan tarihi yapısıyla kentin köklü eğitim kurumları arasında yer alıyor.

Anadolu Ajansı'nın "Asırlık Mektepler" dosyasının bu bölümünde, temeli 1913'te atılan ve Birinci Dünya Savaşı'nın zorlu koşullarına rağmen 1917'de tamamlanan Aydınlı Anaokulu ele alındı.

Okulun eğitim serüveni, bugünkü tarihi binadan önce kullanılan Taş Mektep ile başladı. Aydınlı'da eğitim ihtiyacının karşılanması amacıyla yeni bir okul binası yapılması için çalışmalar yürütülürken, yapının temeli 1913 yılında atıldı.

Aydınlı'da yaşayan ve bir dönem İstanbul Belediyesi'nde görev yapan Hacı Danış Bey'in girişimleriyle okul binasının yapımı Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla kesintiye uğradı.

İstanbul Maarif Müdürlüğünün sağladığı maddi destekle Aydınlı halkının imece usulü çalışmaları sayesinde yapımına devam edilen bina, 1917 yılında tamamlandı.

Okul binasının yapım sürecinde merkezi kaynakların yanı sıra bölge halkının katkıları da önemli rol oynadı.

Bağışlardan oluşturulan fonlar ve yerel eğitim komisyonunun çalışmalarıyla tamamlanan yapı, Aydınlı'nın eğitim hayatında önemli bir yer edindi.

Tarihi binaya ek derslik yapıldı

Yıllar içerisinde bölgedeki nüfusun ve öğrenci sayısının artmasıyla okul binasının mevcut kapasitesi yetersiz kalmaya başladı.

Bu ihtiyacın karşılanması amacıyla 1993-1994 eğitim döneminde okulun yanına 6 derslikli ek bina yapıldı.

Tarihi yapı ise uzun yıllar eğitim faaliyetlerinin sürdürüldüğü yapılardan biri olarak kullanılmaya devam etti.

Zaman içerisinde fiziki ihtiyaçların yanı sıra tarihi yapının korunması da gündeme geldi. Bu kapsamda binada 2011 yılında restorasyon çalışması başlatıldı.

Restorasyon çalışmaları 2012'de tamamlanırken, tarihi yapı aynı yıl İstanbul Valiliğinin onayıyla anaokulu olarak yeniden eğitim hizmetine açıldı.

Böylece 20. yüzyılın başlarında Aydınlı'daki çocukların eğitim gördüğü yapı, aradan geçen bir asrın ardından okul öncesi eğitim alan çocuklara ev sahipliği yapmaya başladı.

109 yıllık geçmişe sahip yapı, farklı dönemlerdeki değişimlere ve eğitim sistemindeki dönüşümlere rağmen eğitim işlevini koruyarak günümüze ulaştı.

Aydınlı Anaokulu, Taş Mektep'te başlayan eğitim geleneğinin 1917'de tamamlanan tarihi yapıda sürdürülüp restorasyonla korunarak yeni nesillere aktarıldığı örneklerden biri olarak dikkati çekiyor.

Geçmişte bölge halkının imece ve bağışlarla yapımına katkı sunduğu okul, bugün çocukların okul öncesi eğitim aldığı bir kurum olarak İstanbul'un asırlık eğitim mirasının yaşayan örnekleri arasında bulunuyor.

"İnsan geçmişle geleceği özdeşleştirebiliyor"

Okul müdürü Abdulaziz İzci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okulun Aydınlı Köy Heyeti'nin başvurusuyla kurulduğunu, önce Taş Mektep olarak çarşı merkezinde yapıldığını ardından 1912'de birtakım bağışlarla bugünkü okulun bulunduğu arsanın satın alındığını, 1917'de okulun öğrenci alımına başladığını ve ilk mektep olarak eğitim verdiğini söyledi.

Savaş dönemlerinde okuldaki eğitime ara verildiğini belirten İzci, "1917 ile 2011 arasında Aydınlı İlkokulu olarak hizmet vermiş. Daha sonra 2011'de bir restorasyon geçirerek eğitim öğretime tekrar hazırlanmış. 2012'den itibaren Aydınlı Anaokulu olarak bugüne kadar hizmet vermektedir." dedi.

İzci, okulda 5 derslik ve 10 şubenin bulunduğunu, ikili eğitim yapıldığını ve 200 öğrencinin eğitim gördüğünü kaydetti.

Okulda, 10 sınıf öğretmeni, rehber öğretmen, müdür yardımcısı ve müdürün görev yaptığını anlatan İzci, "Okulumuz, okul içi ve okul dışı öğrenme ortamlarını en etkin biçimde kullanmaktadır. Okulumuzda okul içindeki eğitim öğretim faaliyetleri dışında çevre gezileri, tiyatro ve sanatsal etkinlikler yapılmakta. Ayrıca okul dışı faaliyetler olarak velilerimize birtakım seminerler vermekte. Okulumuzun şiarı olan bir durum var." diye konuştu.

Okulun en önemli hedeflerinden birinin de küçük yaştaki çocuklardaki dijital bağımlılığı en aza indirgemek olduğunu vurgulayan İzci, şunları kaydetti:

"Bunun için çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz gerek velilerimizin gerek çocuklarımızın nezdinde. Üzerinde durduğumuz çok önemli bir konu. Biz anne babalara şunu söylüyoruz, çocukların bu tür bağımlılıkları ileride çok ciddi sorunlara yol açabilir. Biz bunun önünü eğer okul öncesi eğitim yaşında alamazsak ileride bununla çatışmak durumunda kalacağız. Okulumuz bu faaliyeti çok ciddi şekilde yürütmekte ve bununla ilgili birtakım seminerler ve programlar hazırlamaktadır."

İzci, okulda İstanbul Valiliğinin Tabiat Mektepleri projesi kapsamında birtakım etkinlikler yaptıklarını belirterek, "Çocuklarımızın bahçede sebze, meyve ve yeşillikler olmak üzere birtakım ürünleri kendilerinin yetiştirip kendilerinin topladığı ve mutfak kısmında değerlendirdiği bir proje kapsamında yapılıyor. Ürünlerimizi kendimiz ekiyoruz, çocuklarımızla birlikte. Zamanı geldiğinde hasadını yapıyoruz ve çocuklarımız bunu mutfakta açık sınıf modelimizin de olduğu proje kapsamında değerlendiriyorlar." diye konuştu.

Tarihi bir okulda görev yapmanın çok güzel bir duygu olduğunu dile getiren İzci, şöyle devam etti:

"İnsan geçmişle geleceği özdeşleştirebiliyor. Burada, tarihi bir dokunun içinde modern bir eğitim anlayışıyla, Milli Eğitim Bakanlığımızın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli programının gerekleri doğrultusunda keyifli bir şekilde ders yapıyoruz. Çocuklarımız çok mutlu bir şekilde okula geliyorlar ve çok mutlu bir şekilde evlerine gidiyorlar. Biz de öğretmenler olarak, çeyrek asrı aşan eğitim hayatı olan bir öğretmen olarak bundan gayet keyif duyuyorum." ifadelerini kullandı.

Ünlü şair Necip Fazıl Kısakürek'in bir dönem okulda okuduğunu belirten İzci, okulda yaşadığı bir anıyı da şöyle anlattı:

"Bir öğrencimiz bir gün ben odama geçerken önüme geçti, 'Müdür bey, gelin sizinle bir konuşalım.' dedi. Ben de şaşkın şaşkın baktım, çocuk böyle bir büyük edasıyla söylüyor. 'Buyur, gel konuşalım.' dedim. Dedi ki, 'Sizden bir isteğim var. Ben bu okula gelmek istemiyorum ama beni babam zorla gönderiyor.' Anlattım ona. Tabii çocuk yani sonuçta siz ne anlatırsanız anlatın o kendi bildiğini söylemeye çalışıyor. Daha sonra bu çocukla özel olarak ilgilendim. Onu sportif faaliyetlerimiz var, okulumuzun düzenlediği Tuzla Geleneksel Çocuk Oyunları Turnuvası var, o turnuvada değerlendirdik ve o çocuğumuz bize iki altın madalya kazandırdı ve okulunu çok sevdi. Geçen sene biz onu uğurladık, çok da üzgün gitti. Umarım gittiği okulda da çok mutlu olacaktır."

Kaynak: AA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.