AA) – 19.03.2013 – AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, çözüm
sürecinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tümünün eşit anayasal haklara
kavuşma süreci olduğunu belirtti.
Bakan Bağış, "Valiliklerde AB İşleri için Kapasite Oluşturulması Projesi"nin
açılış konferansında yaptığı konuşmada, bu projenin, AB sürecinin yereldeki
çalışmalarını güçlendireceğini söyledi.
Türkiye'nin AB üyeliği önündeki en büyük engelin ön yargılar olduğunu
belirten Bağış, hem ülke içerisinde AB'ye karşı ön yargıların, hem de Avrupa
genelinde Türkiye'ye karşı ön yargıların bulunduğunu vurguladı.
Bağış, Avrupa'nın Türkiye'yi yeteri kadar iyi tanımadığı için bazen ön
yargıyla bazen şüpheyle bazen de korkuyla kendilerine yaklaştığını ifade ederek,
ön yargıları kırmak için herkesin el ele vermesi gerektiğini kaydetti.
-"Her ilde AB işlerinden sorumlu vali yardımcısı var"-
Türkiye'nin AB sürecinin sadece büyük şehirlerde ele alındığını, diğer
illerde yeteri kadar üzerine düşülmediği için ön yargıları kırmakta başarılı
olunmadığını aktaran Bağış, projenin faydalarını şöyle anlattı:
"İçişleri Bakanlığı ile başlattığımız projeler kapsamında AB süreci artık
Türkiye'nin her ilinin, her ilçesinin, her beldesinin, her mahallesinin meselesi
oldu. Çünkü AB, fonlarıyla her yerde vatandaşımızın hayatını etkileyen birçok
proje gerçekleştiriyor. Bugün ülkemizde 26 milyonun üzerinde hayvanımız AB
fonlarıyla küpelendi. 35 ilimizde katı atık ayıklama ve su arıtma tesisleri
yapıldı. Bugüne kadar 300 binin üzerinde vatandaşımızı Avrupa'ya eğitime
gönderdik. Bugün Ankara ile İstanbul arasındaki hızlı tren projesinde de AB
fonları kullanılıyor. Bunların hepsini o illerdeki idari amirlerle birlikte
yapıyoruz. Bu işleri yaparken ellerinde yetişmiş eleman olmaması en büyük
engelleriydi. Yaklaşık 3 yıl önce İçişleri Bakanlığı ile imzalanan anlaşma
çerçevesinde bu projeleri güçlendirerek desteklemeye başladık. Artık her ilimizde
AB işlerinden sorumlu bir vali yardımcımız var."
-"Demokratikleşme, reform, şeffaflaşma sürecini ötekileştirme
lüksüne sahip değiliz"-
İki bakanlık arasında yapılan anlaşma ile sürecin iyi anlatılması konusunda
başarı olabileceklerini gördüklerini ifade eden Bağış, tepeden inme, Ankara'dan
gönderilen talimatlarla işlerin bir yere kadar ilerlediğini anlattı. Bağış
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama halkımıza bu projeleri iyi anlattığımız zaman, halkımız bundan 20 yıl
evvel insanların Kürdüm demeye korktukları bir ülkede, devletin televizyonunun AB
reformları sayesinde günde 24 saat Kürtçe yayın yapabildiğini anladığı zaman, 88
yıl aradan sonra Akdamar'da Ermeni vatandaşlarımızın, 100 kusur yıl sonra
Sümela'da Ortodoks vatandaşlarımızın kendi inançlarını yaşayabildiklerini
anladığı zaman, Cumhuriyet tarihinde Atatürk'ten sonra ilk defa cemevine giden
bir cumhurbaşkanı gördüğü zaman, katsayı gibi insanlık dışı uygulamanın son
verildiğine şahit olduğu zaman, çocuklarının eğitiminde çok daha yüksek
standartların yakalandığını gördüğü zaman, tedavi olduğu hastanede çok daha iyi
bir hizmet aldığını anladığı zaman AB sürecinin ne olduğunu anlıyor ve o zaman
onu benimsiyor. İşte bizim bunları çok iyi anlatabilmemiz lazım. Biz bunları iyi
anlatamazsak maalesef AB süreci öteki bir süreç olabilir. Ama bizim için bu kadar
elzem olan demokratikleşme, reform, şeffaflaşma sürecini ötekileştirme lüksüne
sahip değiliz."
Bağış, bu süreçte iktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte çalışılması
gerektiğine dikkati çekerek, bunun herkesin ortak paydası olduğunu kaydetti.
-"Dağlarda sadece sürülerini otlatan çobanlarımız ve
gezi yapan turistlerimiz olsun"-
Türkiye'nin doğusundaki vatandaşın ne kadar reforma ihtiyacı varsa
batısındaki vatandaşının da o kadar reforma ihtiyacı olduğunu ifade eden Bağış,
'reform hakkı'nı literatüre yeni bir tabir olarak eklenebileceğini belirtti.
"Hepimizin bir reform hakkı vardır" diyen Bağış, değişmeyen tek şeyin değişimin
kendisi olduğunu, değişim sürecindeki Türkiye'nin çok iyi algılaması gerektiğini
anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
" Çanakkale'deki bir şehitlikte Üsküplü bir kardeşimizle Hataylı bir
kardeşimiz, Halepli bir kardeşimizle Edirneli bir kardeşimiz, Şırnaklı bir
kardeşimizle Artvinli bir kardeşimiz birlikte koyun koyuna yatıyorsa bizi bize
düşürmek isteyenlere bu reformlarla dik durmalıyız. Türkiye'deki bu çözüm süreci
bu yüzden çok önemli. Çünkü bu çözüm süreci aslında kendi özümüzde olan 'insanı
yücelt ki devlet yücelsin' anlayışının yeniden var olma sürecidir. Çözüm süreci
hiçbir kesime yapılan özel bir girişim, hiçbir kesim için ortaya konulan özel bir
inisiyatif değildir. Çözüm süreci Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tümünün
eşit anayasal haklara kavuşma sürecidir. Bu süreçte şu gruba yönelik veya bu
gruba yönelik bir açılım söz konusu değil. Her kesimin, her bir bireyin Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için, insan olduğu için, Yaradan'ın yarattığı olduğu
için sevilmesi gerektiren bir süreçtir. Biz bunları başardığımız zaman takım
ruhuna yeni bir soluk kazandıracağız. İşte o zaman AB'de kendi ön yargılarında
kurtulmaya çalışacak. Türkiye'ye baktıkları zaman onları ürküten ülke yerine,
onları rahatlatan görüntüleri vermeye başlayacağız."
Avrupa'nın, genç, dinamik, enerji kaynaklarına stratejik lokasyonda bulunan
Türkiye'nin AB'ye katacağı çok önemli değerler olduğunu göreceğini bildiren
Bağış, sözlerini "Çözüm sürecinin sonunda artık Türkiye'nin dağlarında sadece
sürülerini otlatan çobanlarımız ve gezi yapan turistlerimiz olsun. Türkiye'de
herkes kardeşçe yaşasın, herkes birbirini değiştirmeye kalkmadan, olduğu gibi
kabul ederek ama birlikte üretmenin hepimize kazandıracağı ortak zenginlikleri
görerek çok daha farklı aydınlıkları beraber inşa edelim" diyerek tamamladı.
Muhabir: Erkan Avcı
Yayıncı: Şermin Coşkun - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Valiliklerde AB İşleri İçin Kapasite Oluşturulması Projesi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.