Yozgat'ta Tarımsal Öğretim 180. Yılı Etkinliği - Son Dakika
Son Dakika Logo
Yerel

Yozgat'ta Tarımsal Öğretim 180. Yılı Etkinliği

12.01.2026 17:13

Yozgat'ta düzenlenen söyleşi, iklim değişikliği ve tarımın geleceği üzerine tartışmalar içerdi.

Haber: Seyfi ÇELİKKAYA

(YOZGAT) - Yozgat'ta tarımsal öğretimin başlangıcının 180. yılı nedeniyle "Değişen İklim, Dönüşen Ekonomi, Tarımsal Rekabetin Yeni Kuralları" başlıklı söyleşi düzenlendi.

Yozgat Bozok Üniversitesi tarafından düzenlenen söyleşiye tarım sektörünün paydaşları, akademisyenler, öğrenciler ve çiftçiler katıldı.

Yozgat Valiliği Salonu'nda yapılan etkinliğin açılışında konuşan Yozgat Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Yakupoğlu, fakültede yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Yozgat Tarım ve Orman İl Müdürü Ömer Şentürk de, "Toplam 6 milyon 200 bin dekar tarımsal arazimizde 2 milyon 300 bin tondan fazla bitkisel üretimimiz bulunmaktadır. Bunun yanında 350 bin ton süt ve 18 bin ton et üretimi ile Türkiye'de önemli bir yer tutmaktayız. Ayrıyeten yeşil mercimekte üretim birincisi, nohutta ikinci, şeker pancarında üçüncü, buğdayda da beşinci sıradayız. Yozgat olarak, toplam 50 binden fazla çiftçimize hizmet etmekteyiz. Bunu da, toplam merkez ve 14 ilçede bulunan 124 ziraat mühendisimiz ile yapmaktayız" diye konuştu.

"İklimi yönetemiyoruz"

Söyleşide konuşan Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, göçün temelinde iklim değişikliğinin bulunduğunu ifade etti.

Yozgat'ın ilk sorununun göç olduğunu savunan Yaşar, göçün nedeninin değişen iklim ve buna bağlı dönüşen ekonomi olduğunu anlattı. Yaşar, şöyle konuştu:

"İşini yapması gerekenler yapmıyor. İklimi yönetemiyoruz. Su için dua ettiğimiz günlerden sonra 'Bu kadar kar olmasa mı?' diyoruz. Yollar ulaşılamaz hale geliyor. O yüzden bizim proaktif davranmamız lazım. O yüzden Tarım Bayramı'nın ana fikrini anlayıp buna göre önümüzdeki sürece bir yön vermemiz gerekiyor. Rekabet etmek zorundayız. 'Yozgat tarım ve hayvancılık kenti' diyorsak ona gerçekten sahip çıkmak zorundayız. Bu konudaki değişiklikleri de fark etmemiz ve buna göre kendimizi ayarlamamız gerekiyor. Bugün itibariyle biz Valiliğimiz bünyesinde bir komisyon oluşturup kurakçıl bitkiler üzerine çalışan bir üniversite haline geldiysek bütün şehir dinamiklerinin buna cevap vermesi gerekiyor. Eğer vermezsek suyumuz da olmaz, toprağımız da olmaz, tarım da olmaz, hayvancılık da olmaz."

"Üretmenin maliyeti artacak"

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarım Politikası ve Yayım Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülistan Erdal ise İklim Kanunu'nun çıkarılmamasıyla ilgili kamuoyunda çok fazla görüş olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Artık öyle bir duruma gelmişti ki insanlar bilmeden, yani kanunla ilgili bir madde okumadan Instagram hesaplarından ya da sosyal medya hesaplarından kanunun geri çekilmesi ile ilgili bildirimlerde bulunmuşlardı. Ne olduğunu kimse bilmiyor. Bilgisi yok ama fikri var. Şimdi burada senaryomuz var iki tane. İklim Kanunu olmasaydı Türk ihracatçısı Avrupa Birliği sınırlarından geçebilmek için karbon vergisini ödeyecek ve bu para AB'nin kasasına gidecekti. Ama biz bu kanunla birlikte karbon fiyatı Türkiye'deki fonlara ödeniyor. Bununla ilgili de Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi kuruldu. Ve artık kirleten öder prensibi var."

İklim Kanunu'nun avantajları yanında bulunduğunu ancak çiftçiler açısından riskleri de olduğunu anlatan Erdal, "İklim kanunu ile birlikte artık çiftçinin maliyeti artacak. Üretmenin maliyeti artacak. Emisyon bağımlısı bir maliyetten aniden kurtulmaya çalışacak. Devlet mekanizmaları olmadan kirleterek büyüyen modelin terk edilmesi çiftçiyi üretimden tabii ki caydırabilir. O yüzden çok dikkatli olunması gerekiyor. Bu sürecin bir şekilde devam edebilmesi için" dedi.

"Bir zamanlar 'Paramız var, alırız' denildi, bunu maalesef bir Tarım Bakanımız söylemişti"

Türkiye'nin ithalata yönelmesi konusuna da değinen Erdal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bir zamanlar 'Paramız var, alırız' denildi, bunu maalesef bir Tarım Bakanımız söylemişti. 'Paramız var, ithal ederiz', yani 'Üretmesek de olur, zengin bir ülkeyiz' dedi. Ama bu çok tehlikeli bir süreçti. Çok tehlikeliydi. Öyle bir şey yok. Evet, tabii ki yaptığımız durumlar var. Şu an buğday ithalatçısıyız biz. Makarnalık buğdayın önemli bir ithalatçısıyız. Ama diğer taraftan da makarna üretiminde İtalya'yla yarışır durumdayız. Şu an dünya deviyiz. Bazen birinci sıradayız, bazen ikinci sıradayız. İthalatınızı tekrar üretimde kullanıp onu şekillendirip katma değerli bir şekilde yeniden piyasaya sunabiliyorsanız o zaman tamam. Ama öbür türlü sen nihai malı alıp tüketmek için ithal ediyorsan bu kesinlikle büyük bir silah haline geliyor. Pandemi ve savaşlarda biz bunu gördük zaten. Yine sanal su ticareti yani kimse suyunu satmak istemez. Şu an su kısıtı var tüm dünyada. Görüyoruz biraz önce rektörümüz de söyledi sularımız akmıyor. Değil mi? Yozgat'ta bunu yaşamaya başladı ki bu kadar aslında iklim açısından avantajlı bir yer olmasına rağmen. Yine karbon maliyeti paramız var alırız artık önümüze çok ciddi set çıkarıyor."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Yerel Yozgat'ta Tarımsal Öğretim 180. Yılı Etkinliği - Son Dakika


Advertisement