Dijital Okuryazarlık ve Okul Güvenliği - Son Dakika
Son Dakika Logo

Dijital Okuryazarlık ve Okul Güvenliği

14.05.2026 00:59

Prof. Dr. Semerci, dijital okuryazarlığın müfredata entegre edilmesi gerektiğini vurguladı.

'DİJİTAL OKURYAZARLIĞI MÜFREDATIN İÇİNE ÇOK İYİ YERLEŞTİRMEMİZ GEREKİYOR'

Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, milletvekillerine sunum yaptı. Semerci, "Bizler dijital güvenlik politikalarını düşünürken mutlaka parkları, güvenli sokakları, okulların bahçelerini, okul sonrası o bahçelerinin kullanımını, bütün bunları düşünmemiz gerekiyor. Tüm bunların yanı sıra bir ekolojik modeli düşünerek yani çocuğu o telefondan kopardığınızda o zamanında ne yapacak kısmına alternatifler üretmenin çok hayati olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden de dayanıklılık bu senenin ya da bu araların en çok söylenen lafı. Hatta çocuklar için şöyle kullanılıyor, 'Yılmaz çocuk' yani her şeye rağmen yapan çocuk. Her şeye rağmen yapan çocuklarımız var ama çoğunluk çok zorlanıyor ve bizim bunu bireysel bir yetiden ziyade toplumsal bir sorun olarak düşünmemiz gerekiyor; bütün bu değişiklikleri, dönüşümü bireysel değil yapısal ve toplumsal bir mesele gibi koyduğumuzda da büyük bir oranda aile desteği yaratmamız gerekiyor. Dijital okuryazarlığı müfredatın içine çok iyi yerleştirmemiz gerekiyor ve hatta belki bu mekanizmaları da anlatarak çünkü çocuklar büyüleniyorlar 'Aaa, gerçekten bu böyle miydi?' dediklerinde çok daha başka bakıyorlar ki benzer bir eğitimi bizlerin de alması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

'OKUL GÜVENLİĞİ KONUSU YALNIZCA ASAYİŞİ İLGİLENDİRMİYOR'

Ardından Doç. Dr. Alperen Bıkmazer ise sunum yaptı. Bıkmazer, "Adli Tıp Kurumundaki deneyimlerimiz şu anlamda kıymetli; yılda yaklaşık 2 bin 500'ün üzerinde suça sürüklenen çocuğun değerlendirildiği, yaklaşık 2 bine yakın da istismar, cinsel saldırı mağduru bireyin değerlendirildiği bir kurum. Aynı zamanda Türkiye'nin bütün bölgelerinden, bütün şehirlerinden, ilçelerinden vakalar geldiği için bu olumsuz konular ekseninde de ülkenin bir yansıması, bir aynası gibi. Dolayısıyla, veriler sadece İstanbul verileri gibi değil hemen hemen bütün ülkemizdeki bu olumsuz durumu yansıtıyor. Tabii, burada belki toplanmamıza vesile olan olaylar Şanlıurfa'daki ve Kahramanmaraş'taki olaylardı ama yine, yaklaşık 2 sene önce okul müdürü olan İbrahim Oktugan hocamız Avrupa yakasındaki bir okulda öldürüldü. Yine, yaklaşık 2 ay önce Çekmeköy'de Fatma Nur öğretmenimizin bir olayı var ve geçen ay yaşanan süreçler. Dolayısıyla, buradaki bu 'okul saldırısı' dediğimiz antiteyi sadece asayiş sorunu olarak ele almak tek başına yetmiyor, okul güvenliği konusu da sadece asayişi ilgilendiren bir konu değil; hem ruh sağlığı hem de dijital ortamlar, çocuklarda özellikle son dönemdeki sosyal izolasyon, yine, çocuklar arasında yaygınlaşan şiddet kültürü ve bazen de erken riski tanımanın gözden kaçması gibi başlıklarla birlikte ele almak gerekiyor" diye konuştu.

'ÇOCUKLAR SİLAHA ÇOK KOLAY ERİŞİYOR'

Akran zorbalığının okul iklimini olumsuz etkilediğini ve izolasyon nedeniyle çocukların utanç ile öfke duygusu yaşadığını kaydeden Bıkmazer, şiddet içeriklerine maruz kalmanın zihinlerde bir normalizasyon sağladığını ekledi. Bıkmazer, "Silaha erişim konusu var. Hem uluslararası literatürde hem de yaşanan olaylarda çocukların silaha çok kolay erişim sağladıklarını görüyoruz. İntihar oranları içinde kaynak olmaya başladı. Çocukların silaha erişimi tamamlanmış, intiharlar için de bir neden oldu diyebiliriz. Çocuklar artık deneyimleri, yeni bilgileri ebeveynlerinden ya da sosyal ortamlarından, yakın çevresinden değil sosyal medyadan ya da yapay zekadan öğrenmeye başladılar. Okullaşma ile ilgili konuya gelelim. Bu konuda Belçika'da da yapılmış çalışmalar var, şöyle durumlardan bahsediliyor. En çok şiddet ve suç davranışının saat 15.00-17.00 arasında olduğunu saptamışlar. Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda buna benzer veriler var. Bunun sebebini araştırdıklarında saat 15.00 okuldan çıkış saati, saat 17.00 ebeveynlerin işten eve gelme saatti; o iki saat, çocukların denetimsiz olduğu o iki saat olumsuz davranışlara, özellikle daha fazla olumsuz davranışta bulunmalarına katkı sağlıyor. Burada, hani, ne yapılabilir, bununla ilgili çalışmalar yapılmış. Bazı ülkeler ebeveynlerin iş saatlerinde birtakım revizyonlara giderken bazıları da okullarda, okul sonrası o iki saati tamamlayıcı birtakım sosyal aktiviteler, sportif aktiviteler şeklinde tamamlayıcı birtakım sosyal mekanizmalar kurmuşlar. Onun için hani oku konusunu ben tekrar ısrarla vurguluyorum, çocuklara okullaşması, okul terkinin önüne geçmesi noktasında çok ekstra hassasiyet göstermemiz gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: DHA

Son Dakika Politika Dijital Okuryazarlık ve Okul Güvenliği - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement