Seta Vakfının "2013'te Türkiye" Raporu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Seta Vakfının "2013'te Türkiye" Raporu

Seta Vakfının "2013\'te Türkiye" Raporu
07.01.2014 10:20

Rapordan: "Türkiye, 30 Eylül 2013 günü Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı demokratikleşme paketi ve benzeri düzenlemelerle hukuk ve insan hakları alanında ciddi adımlar atmayı sürdürmektedir" "Türkiye, uluslararası hukuka uyum çalışmalarını sürdürmeli, taraf olduğu belgelerdeki çekinceleri kaldırmalı, AİHS’nin.

Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfınca (SETA) yayımlanan "2013'te Türkiye" raporunda, Türkiye'nin, 30 Eylül 2013'te Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı demokratikleşme paketi ve benzeri düzenlemelerle hukuk ve insan hakları alanında ciddi adımlar atmayı sürdürdüğü bildirildi.

Çözüm sürecinden Gezi olaylarına, Suriye'deki iç savaştan Mısır'daki darbeye, iç ve dış politika, hukuk ve insan hakları, eğitim ve ekonomi alanlarındaki gelişmelerin analiz edildiği raporda, 2013 yılında hukuk devletinin güçlendirilmesi ve insan haklarının korunup geliştirilmesi amacıyla pek çok düzenleme yapıldığı belirtildi.

Çözülmesi gereken daha pek çok sorun bulunduğuna işaret edilen raporda, "Yeni anayasa yapımı, 2013'te de sonuçlandırılamamış ve TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu, 2013 yılının sonlarına doğru çalışmalarını fiilen sona erdirmiştir ancak toplumun yeni anayasa talebi hala sürmektedir. Önümüzdeki dönemde de yeni anayasa perspektifinin korunması ve ne pahasına olursa olsun, katılımcı yöntemlerle yapılmış, toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini güvence altına alan, resmi ideolojisi olmayan, devleti hizmet aracına dönüştüren ve her maddesi değiştirilebilen yeni anayasa yapılması, en önemli ve öncelikli sorun olarak 2009 yılından beri yargıyla ilgili tüm düzenlemeler, Yargı Reformu Stratejisi ve Eylem Planı çerçevesinde ve AB uyum süreci kapsamında yapılmaktadır" ifadelerine yer verildi.

"Yargı, statükoyu korumaya yönelik kararlar veriyor"

Geçen yıl çıkarılan 4. yargı paketinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Türkiye ile ilgili kararlarının gereklerini karşılamayı hedeflediği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Genel olarak dünyada yargı, insan haklarını korumadan yana en önemli ve etkin mekanizma kabul edilmektedir. Bununla birlikte Türkiye'de yargı, başından itibaren insan hak ve hürriyetlerinden çok, devleti, devletin güvenliğini ve çıkarlarını korumayı kendine görev edinmiştir. Bu yaklaşım, Türkiye'deki hukuk eğitiminde ve yargı görevlilerinin büyük bölümünün zihin dünyasında çok belirgin gözlenebilmektedir.

O yüzden ne kadar reform yapılırsa yapılsın, yargının tutum değiştirmesi pek kolay olmamaktadır. Yargı hala, insan hak ve özgürlüklerini koruma ve adaleti tecelli ettirme yerine, öncelikle devleti, daha doğru ifadeyle, statükoyu koruma yaklaşımıyla karar vererek, demokratikleşme ve hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda yapılan reformlara karşı ciddi direniş göstermektedir."

Ergenekon, Balyoz, 12 Eylül ve 28 Şubat gibi davalarda askerlerin sadece darbe yaparak hükümeti devirmek veya devirmeye çalışmak suçlamasıyla yargılandıkları ancak gerçek ve tüzel kişilere karşı işlenen suçların dosyaların kapsamı dışında tutulduğu vurgulanan raporda, "Nitekim Kasım 2013'te AİHM, 1994 yılında Şırnak'ın Kuşkonar (Gever) ve Koçağılı (Beysuke) köylerinin bombalanması sonucu 38 köylünün öldüğü olayda, yetkililerin olayı örtbas ettiği ve tamamıyla yetersiz soruşturma yürüttüğü gerekçesiyle Türkiye'yi 38 kişiye 2,3 milyon avro tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Bu ve benzeri vakaların da ortaya koyduğu üzere, Türkiye'de hukuk eğitiminden başlamak üzere, köklü hukuk ve yargı reformu ihtiyacı hala sürmektedir; bu tür keyfi uygulamaları sona erdirecek düzenlemeler yapılması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulunuldu.

"4. yargı paketinde eksiklikler var"

4. yargı paketiyle işkencede zaman aşımının kaldırılmasının çok önemli bir düzenleme olduğu, aynı düzenlemenin faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar ve kaybolan kişilerle ilgili de getirilmesi gerektiği aktarılan raporda, Adli Kolluk Yönetmeliği'nin 2005 yılında kabul edildiği, halen savcılıklara bağlı adli kolluk birimleri bulunmadığı, savcıların İçişleri Bakanlığına bağlı polis birimleriyle çalıştıkları kaydedildi.

Raporda, şu ifadelere yer verildi:

"Savcıların polis fezlekelerine mahkum olmaması için polis tarafından yapılan işlemleri kontrol ve soruşturmaları, etkili biçimde sevk ve idare etme kapasitelerini geliştirmesi gerekmektedir çünkü Türkiye'de polis ve jandarma, hem istihbarat yapmakta hem operasyonları yürütmekte hem de adli kolluk sıfatıyla yargı görevini icra etmektedir. Tüm bu görevlerin aynı kurumlarda toplanmış olması, son derece önemli bir hukuk ve demokrasi sorunudur, tam bir kuvvetler birliği uygulamasıdır. Bu işlevleri üstlenmiş olmanın kazandırdığı denetlenemez güç karşısında savcılar, son derece zayıf kalmaktadır. Bu temel sorunun çözümü daha fazla geciktirilmemelidir.

Türkiye, 30 Eylül 2013 günü Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı demokratikleşme paketi ve benzeri düzenlemelerle hukuk ve insan hakları alanında ciddi adımlar atmayı sürdürmektedir ancak uluslararası insan hakları hukukuna uyum açısından, bugüne kadar imzalamadığı ya da onaylamadığı birtakım insan hakları belgeleri; aynı şekilde, uluslararası koruma mekanizmalarına karşı yerine getirmediği yükümlülükleri de bulunmaktadır. Türkiye, uluslararası hukuka uyum çalışmalarını sürdürmeli; taraf olduğu belgelerdeki çekinceleri kaldırmalı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) ilgili protokolleri başta olmak üzere onaylamadığı belgeleri de onaylamalıdır." - Sakarya

Kaynak: AA

Son Dakika Politika Seta Vakfının '2013'te Türkiye' Raporu - Son Dakika


Advertisement