Salih Demirci'nin kaleminden: Maçın kaderini Mancini belirledi
Maçtan bir saat önce kadrolar açıklandığında Galatasaray kadrosunda birden çok sürpriz vardı. Takımın en iyi Türk stoperi Semih Kaya'nın yedeğe çekilip tandemin Chedjou ve Hakan Balta'ya bırakılması birinci şokken, bir süredir 4-3-3'le sahaya dizilen takımda Drogba, Burak Yılmaz ve Sneijder'e eklenen Hajrovic'le oldukça ofansif bir 4-2-3-1 öngörülüyordu. Merkez orta saha sayısını ikiye düşürüp ön alana bir hücumcu eklemek beklenmedik bir hamleydi ama daha beklenmedik olan maç başlayınca ortaya çıkacaktı.
Sürpriz yapı
Galatasaray, başlama düdüğüyle birlikte sahaya 4-4-2 dizildi. Kenarlardaki Hajrovic ve Sneijder ikilisiyle birlikte merkez orta sahanın sadece Selçuk ve Melo'ya bırakılması orta saha merkezini üç oyuncuyla kurgulayan Chelsea'ye karşı ziyadesiyle mantıksız görünüyordu ve öyle de oldu. Galatasaray, Sneijder'i sol kenarda kullandığı 4-4-2 ile geçtiğimiz sezon Schalke'ye karşı sezonun en kötü futbolunu oynamış ve şansının büyük yardımıyla maçı 1-1 berabere bitirip ikinci maçta turu geçmişti. Mancini'nin çok benzer bir yapıyı, sağ kenarda daha hücumcu bir takımla Chelsea'ye karşı yine iç sahada tercih etmesi hocanın Galatasaray'a geldikten sonra yaptığı en büyük yanlıştı.
Merkez kaybedildi
Oğuz Tongsir'in kaleminden: Terbiyesiz Terry
Geriden top çıkarmakta çok zorlanan takımın maçın başında yediği gol moralleri ve stattaki atmosferi alt üst etti. Üstelik top çıkaramamadaki en büyük neden nitelik eksikliği değil, orta sahada rakibe karşı eksik kalınmasıydı. Melo ve Selçuk'a karşı sürekli baskı yapan Lampard, Ramires ve Willian üçlüsüyle birlikte Galatasaray, rakip yarı sahaya yerleşme imkanını elde edemedi. Özellikle sahaya 4-2-3-1 olarak yayılan Chelsea'de supporter rolündeki Willian'ın insan üstü savunma ve fizik-kondisyon performansıyla, ortada oluşan bütünleşmiş üçlü yapı Galatasaray'a üstün geldi. Roberto Mancini'nin 30. dakikada, yaptığı hatayı kabul ederek erken hamleyle sahanın en kötüsü Hajrovic'i kenara alıp Yekta'yı oyuna almasıyla birlikte son bir saatte işler değişecekti.
Yekta'yla değişti
30-45 arası uyanma şeklinde geçti ve takım etkisizdi. İkinci yarıyaysa çok daha iyi giriş yapıldı. Deplasmanda 1-0'ı bulan Jose Mourinho'nun presi genel anlamda keserek Chelsea'yi kendi yarı alanında beklettiği ikinci yarıda, Galatasaray ileri daha rahat çıkma imkanı elde etti. Balta – Semih değişikliğiyle savunmanın atletizmi artırıldı. Yekta daha önde kullanılacağına Mancini tarafından savunma önünde değerlendirildi ve Melo'nun fizik gücüyle pres etkinliği daha önde kullanıldı. Kendi klasiği olan 4-3-3'e dönülüp Sneijder'le Burak Yılmaz'ın da rakip kaleye biraz daha yakın kullanma şansının elde edilmesiyle birlikte Galatasaray rakip kaleye daha rahat yüklenmeye başladı.
Elbette tüm bunlar Chelsea'ye kadar bir yere kadar işleyebilirdi. Zira Mourinho'nun "savunma oyununa döneceğiz" açıklamasından beri çok daha etkin bir takım haline gelen ve sonuç odaklı yapılarıyla her iki kulvarda büyük çıkış yakalayan Chelsea'ye karşı fazla pozisyon üretilemedi. Duran topta Drogba'nın indirdiği topta Selçuk'la gole çok yaklaştıktan bir süre sonra yine kornerde Sneijder'in mükemmel kestiği topla gelen gol Galatasaray'a beraberliği erken getirdi ama golden sonra da bir süre devam eden baskı özellikle son 15-20 dakikada oyunu çok iyi soğutan Chelsea'ye karşı daha fazlasını getirmedi.
Kritik konu: Top kazanma
İlk yarıda Chelsea merkez orta sahasının toplam 12 top kazandığı maçta (Willian 6, Lampard ve Ramires 3'er) Melo ve Selçuk'un toplamda ikide kalması sonrasında ikinci yarıda Yekta'nın varlığıyla işler tamamen tersine döndü. Epik bir 60 dakika oynayan Yekta, savunma önünde çıkardığı toplar ve 60 dakika içinde kazandığı 6 topla maç sonunda Selçuk ve Melo ikilisini bu departmanda ikiye katladı. Galatasaray'da bu sorun, Beşiktaş maçında da ortaya çıkmıştı ve İngiltere'deki maç öncesinde çözüme kavuşması sezonun geriye kalanına dair kritik konu olabilir. Jose Mourinho'nun yine Galatasaray'a büyük saygı gösterdiği ve kendi hücumlarını fazlasıyla sınırladığı maçta (ki bunda erken gol atmaları mutlaka etken olmuş olabilir) Galatasaray'ın ilk 30 dakikadaki fahiş hatalara dayalı takım yapısı bulunmasa, buradan gol yemeden bir galibiyetle çıkılabilirdi ve ikinci yarıdaki futbol bu bağlamda fazlasıyla üzüntü verici. Bunun yanında, çok kötü ve şok bir başlangıç sonrasında 1-1'le birlikte ikinci maça küçük de olsa bir umutla gidiyor olmak bile bu geceye dair cepte kalan en büyük artılardan biri.
Son Dakika › Spor › Boşa Harcanan Yarım Saat - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.