Marbella'nın Laneti - Son Dakika
Son Dakika Logo

Marbella'nın Laneti

07.12.2013 14:21

Yaklaşık 140 binlik küçük bir yerleşim yeri olan Marbella, İspanyol futbolundaki en büyük skandalların sebebi olmaya devam ediyor.

Atletico Madrid'in 90'lı yıllarda hem zirveye çıkması hem de dibi görmesi, aslında bir bakıma kulübün başkanı olan Jesus Gil'in hayatının futbola yansımasıydı. Saygı duyulan, sevilen, ve bir o kadar da korkulan bir isim olan Gil, bir bakıma nevi şahsına münhasır kişiliğiyle İspanya'nın Al Capone'u nu oynuyordu. Tıpkı onun gibi kişiliği sayesinde bir anda ortalığı kasıp kavurarak zirveye çıkmış, elde ettikleriyle asla doymamış, sonunda da bir anda dibi görmüştü. Fakat Jesus Gil'in hikayesi, Al Capone'unkinin aksine, üzerinden yıllar geçmesine rağmen insanların hayatını, hatta doğrudan La Liga'yı etkilemeye devam ediyor.

Biri çılgın mı dedi?

1971'te iki senedir hapiste yatan bir adamın serbest bırakılması ve bizzat General Franco tarafından özür dilenmesiyle birlikte İspanyollar ilk defa Jesus Gil ismini tanıdı. Hapisten çıktıktan sonra bir süre ortalarda görünmeyen Gil, 80'lerde ise vakt-i zamanında hapis yatmasına sebep olan inşaat işine, İspanya'nın güneyindeki Marbella'yı neredeyse baştan aşağı yeniden yapılandırmaya kendini verdi. Aslında bir bakıma ileride yükselmesini sağlayacak serveti oluşturuyordu ama o servetin hem kendisinin hem de La Liga'nın başına bela olacağının farkında değildi. Aslında küçüklüğünde Athletic Club taraftarıydı ama futbola bambaşka bir yerden, ilk adımını yakın arkadaşı Vicente Calderon sayesinde atıp 1981'de Atletico Madrid'e üye olarak, girişini yaptı.

Kaçınılmaz adımı ise 1987'de attı ve Atletico Madrid'in başkanlığına seçilerek futbol dünyasına giriş yaptı. Kulübün efsane ismi Jose Luis Aragones'nin yerine Arjantin'i 1978'de Dünya Kupası'nda zirveye taşıyan Cesar Luis Menotti'yi takımın başına, Paulo Futre'yi o yaz takıma katarak 'geliyorum' diyen Gil, verdiği demeçlerle, sözünü sakınmayan kişiliğiyle, otoritesiyle ve futbol dışındaki hayatıyla da bir anda La Liga'daki diğer kulüp başkanlarından ayrıldı. 1991'de bir jakuzinin içerisinde yaptığı 'Las Noches de Tal y Tal' isimli televizyon programının yanı sıra aynı sene kısaltmasının adının baş harflerini oluşturduğu Grupo Independiente Liberal'i de kurarak siyasete de adım atmıştı. Verdiği bir demeçte "Bu ünle tanrı bile olabilirim" demişti. 1991'e kadar her şey normal, daha doğrusu yasaldı. Fakat Marbella sayesinde servetini elde eden Jesus Gil'in 1991'de elleriyle yarattığı Marbella'ya belediye başkanı seçilmesiyle bütün hikaye tersine döndü.

Ya şampiyonluk ya şampiyonluk

Atletico Madrid ile şampiyonluk yaşama takıntısından dolayı ilk yanlış adımı da 1990'da sponsorluk için kendi ayarladığı anlaşmayla birlikte attı. Atletico Madrid'in forma sponsoru Marbella idi ve hem kulüp hem de Marbella'yı Gil yönetiyordu. Fakat bu aradaki 'garip' bağlantının sırları yıllar sonra ortaya çıkacaktı, Gil'in takıntısından dolayı durdurulamaz bir hale geldiğinde. Zaten Gil, 1993/94 sezonunda forma sponsoru anlaşmasını Antena 3 ile yaparak da o dönem hakkında oluşan 'acaba'ları bir nebze olsun yok etmeyi başarmıştı.

Gil, politikaya da girince medyadan elini ayağını çekti ama medyaya malzeme olmaktan hiçbir zaman kaçamadı. Fakat Gil durmuyordu. Neredeyse 5 ayda bir teknik direktörü değiştiriyor, her transfer döneminde 10'larca yeni ismi takıma dahil ediyor, Atletico Madrid'in karşısında duran herkese saldırıyor, rakipler hakkında ırkçı ve cinsiyetçi demeçler bile veriyordu. Bu konudaki görüşü son derece netti: "Parayı ben veriyorum. Getirdiğim teknik adamlar da benim her türlü isteğimi yerine getirmek zorunda." Hatta 1996'da La Liga Organizasyonu'nun düzenleyicisi olan LFP'nin binasında görüşülen yayın hakları anlaşmasında tepesi atmış ve Compostela Başkanı José María Caneda'ya resmen saldırmıştı. Gergindi, takım şampiyonluğa gidiyordu ne de olsa. Nitekim Radomir Antic, o sezon Gil'e en büyük hediyeyi verdi ve takımı hem La Liga hem de Copa del Rey şampiyonu yaptı. Ama Gil bununla hiçbir zaman yetinmeyecekti.

Marbella işi karışıyor

1994-1996 arası Marbella ile yapılan anlaşmanın ardından Gil, 1997'de üçüncü kez yönettiği iki farklı yapıyı birleştirdi. Fakat artık amiyane tabirle işin suyunu da çıkarmaya başlamıştı. Nitekim konu 1999'da da ilk kez yargıya taşındı. Ardı arkası kesilmeyecek mahkemeler bir taraftan başlarken bir taraftan da Marbella-Atletico Madrid arasındaki 'hortum' kesildi. Atleti, küme düştü; Gil, 2002'de ilk cezası olan 6 aylık hapis cezasını aldı. Ayrıca Mahkeme, Gil'in Marbella'daki görevine de son verdi. Gil, forma sponsorluğu anlaşmasında yaklaşık 3 milyon avro aklamaktan dolayı cezalandırılmıştı ama ilerideki davaların boyutları çok daha büyüktü.

1991-95 arası Marbella Belediyesi'nden firmalarına 20 milyon avro aktardığı iddia edilen dava, belgelerin kaybolmasından dolayı ertelendi ama 1992'de Atletico Madrid'i kurumsallaştırırken yaptığı usulsüzlükten dolayı 3,5 yıldan kaçamadı. Gil, bir çok mahkemenin devam ettiği anda 2004'te kalbine yenik düştü ama yol arkadaşları Gil'in yaptıklarının bedelini ödemeye devam ediyor.

Gil'in sol kolu Sevilla'da

2001/02 sezonunda La Liga'ya geri dönen Sevilla, sezonu sekizinci bitirmişti. Takımda her şey yolunda gidiyor ve dört gözle başkanlık seçimleri bekleniyordu. Sandıktan çıkan genç sayılabilecek yeni başkan Del Nido, seçimi kazanmasını sağlayan büyük vaatlerini bir bir yerine getiriyor ve Sevilla için çıtayı her geçen sene yükseltiyordu. Bunu yaparken kulübün kağıt üzerindeki borcunu da kapatıyordu. Fakat Del Nido'nun kötü bir şöhreti de vardı. Del Nido, Jesus Gil'in ve Gil'in sağ kolu olan ve ardından Marbella Belediye Başkanlığı'nı devralan Julián Muñoz'un bir dönem avukatlığını yapmıştı. Bir başka ifadeyle Gil'in ikinci adamıydı. Aradan geçen yıllara ve Sevilla ile yaşadığı UEFA Kupası zaferlerine rağmen de hakkında oluşan bu önyargıyı bir türlü kırmayı başaramamıştı. Öyle ki iki sene önce Avrupa'nın beş büyük liginde en kötü yayın geliri dağılımına sahip La Liga'da gerçek bir çözüm önerisi sunup "Barça ve Real Madrid dışındaki takımlarla yeni bir havuz oluşturma" fikrini öne sürdüğünde kimse Del Nido'ya güvenemedi. Haklılardı da.

Jesus Gil'in fitili ateşlediği Marbella Davaları'nda sonuçlar açıklanırken 'baba'ların hiyerarşisi de bozulmadı. Gil'in ardından sağ kolu Julián Muñoz, 2011'de suçlu bulundu ve 7,5 sene hapis cezasına mahkum edildi. Sıra Del Nido'ya gelmişti; aynı yıl Del Nido da 8 sene hapis cezasına çarptırıldı ama Temyiz Mahkemesi'ne gitme hakkını kullandı. Nitekim Temyiz Mahkemesi, dün kararını açıkladı: Del Nido'nun, yani 2002'den bu yana Sevilla'nın başkanlığını yapan isim, 1999-2003 yılları arasında Marbella'da Jesus Gil ve Julián Muñoz'un yaptığı yolsuzluğa göz yumduğu, bu yolsuzluk için gerekli hukuki ortamı ayarladığı ve bu işin bir parçası olduğu için 7,5 sene hapis cezasına çarptırıldı.

Marbella'nın laneti, yaklaşık 14 senedir La Liga'nın devlerini etkilemeye devam ediyor. Jose Maria del Nido'nun cezasının ardından yeni davalar açılacak mı, Del Nido da tıpkı 'ağabey'leri gibi kulübüne para aktardı mı zaman gösterecek. Fakat Del Nido'nun ardından yaptığı "Sevilla'daki görevimi bırakmayacağım." açıklamasının ardından Del Nido'nun oğlunun bizzat yönetimde devralacağı, hatta başkanlığa bile geçebileceği iddiası gösteriyor ki La Liga bir süre daha Marbella'nın lanetiyle yaşamaya devam edecek.

Kaynak: TotemSpor.Com

Son Dakika Spor Marbella'nın Laneti - Son Dakika


Advertisement