SAHA 2026'da Yeni Savaş Teknolojileri Tartışıldı - Son Dakika
Son Dakika Logo

SAHA 2026'da Yeni Savaş Teknolojileri Tartışıldı

06.05.2026 17:11

SAHA 2026'da düzenlenen panelde, Türk savunma sanayisinin yeni teknolojileri ve stratejik işbirlikleri ele alındı.

SAHA 2026 kapsamında düzenlenen "Savaşın Değişen Doğası: Yeni Trendler ve Yeni Teknolojiler" başlıklı panelde, yeni eğilimler ve yeni savaş teknolojileri ele alındı.

Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul'un organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı gerçekleştiriliyor.

Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu fuarda, Marmara Üniversitesi & SAHA MBA Öğretim Üyesi Emekli Korgeneral Dr. Uğur Tarçın moderatörlüğünde, Hudson Enstitüsü-NATO Savunma Koleji Kıdemli Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu ve Savunma Analisti Agnes Helou'nun katılımıyla "Savaşın Değişen Doğası: Yeni Trendler ve Yeni Teknolojiler" başlıklı panel düzenlendi.

Helou, buradaki konuşmasında, Türk savunma sanayisinin Körfez ülkeleriyle kurduğu ilişkinin "işlemsel" bir alışverişten öte, teknoloji transferi ve ortak üretimi kapsayan çok katmanlı bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü ifade etti.

Körfez bölgesindeki temel ihtiyacın hava savunma sistemleri, insansız hava-deniz araçları ve beşinci nesil savaş jetleri üzerinde yoğunlaştığını belirten Helou, Türkiye'nin bu noktada NATO standartlarında üretim yapması ve ihracatta herhangi bir kısıtlama uygulamamasının kritik bir avantaj sağladığını belirtti.

Helou, Türkiye'nin sunduğu modelin sadece ürün satışı değil, aynı zamanda yerel şirketlerle kurulan ortak girişimler (joint ventures) üzerinden "birlikte geliştirme" odaklı olduğunu dile getirdi.

Körfez ülkelerinin Türkiye'deki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Helou, özellikle son dönemin en dikkat çekici projelerinden olan "Çelik Kubbe" (Steel Dome) hava savunma sisteminin ve Milli Muharip Uçak KAAN'ın bölge güvenliği için stratejik önemde olduğunu vurguladı.

Helou, "Körfez devletleri, çok katmanlı hava savunma yapısı nedeniyle Çelik Kubbe için ASELSAN gibi Türk şirketleriyle sürekli temas halinde. Aynı şekilde KAAN projesi de Suudi Arabistan gibi ülkelerin radarında. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii'nin bu noktada doğrudan alım veya ortak üretim içeren farklı işbirliği modelleri sunduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Türk sistemlerinin batı menşeli sistemlerle uyumlu (interoperable) olmasının bölge ülkeleri için önemli bir tercih sebebi olduğunu dile getiren Helou, Baykar tarafından üretilen AKINCI TİHA'ların Suudi Arabistan'da kurulan üretim hatlarıyla yerelleşmesini ve EDGE Group mühimmatlarının Bayraktar TB2'lere entegre edilmesini bu yeni dönemin en somut örnekleri olarak gösterdi.

Helou, bu derinleşen işbirliği zemininin SAHA 2026 gibi büyük ölçekli platformlarda Türkiye'nin bölgesel savunma mimarisindeki "yol arkadaşı" rolünü daha da pekiştireceğini sözlerine ekledi.

"Türk taktik füzelerinin NATO müttefiklerine transferi için hiçbir engel yok"

Hudson Enstitüsü-NATO Savunma Koleji Kıdemli Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu da Türk savunma sanayisinin ulaştığı teknolojik derinliğin askeri doktrinleri değiştirecek seviyeye geldiğine dikkati çekerek, "Beşinci nesil hava muharebesi sadece bir platform değil, bir konsepttir. Türkiye, KAAN ve ona eşlik edecek KIZILELMA, ANKA-3 gibi robotik sistemleriyle bu alanda gidilecek doğal seçenektir." dedi.

Kasapoğlu, Türkiye'nin insansız deniz havacılığında ulaştığı TB3 aşamasının dünyada benzeri olmayan bir konsept sunduğunu belirtti.

TB3'ün sadece bir dron değil, insanlı platformlarla veri paylaşabilen "alanlar arası bir varlık" olduğunu söyleyen Kasapoğlu, "TB3'ün denizde hareketli bir hedefi vurması, yapay zeka algoritmalarının devreye girdiği çok zorlu bir operasyonel başarıdır. İtalyan donanmasının attığı adımları Japonya gibi diğer denizci ulusların da izleyeceğini öngörüyorum." diye konuştu.

Ukrayna savaşından çıkarılan dersler ışığında Avrupa'nın operasyonel derinlikte vuruş gücü eksikliğine işaret eden Kasapoğlu, Türkiye'nin bu noktada stratejik bir tedarikçi olarak öne çıktığını söyledi.

Kasapoğlu, "Hiçbir Avrupalı NATO ülkesinin taktik balistik füze programı yokken Türkiye, muharebe kanıtlı KHAN füzesi ve ağır çok namlulu roketatar (ÇNRA) sistemleriyle bu boşluğu dolduruyor. Türk taktik füzelerinin NATO müttefiklerine transferi için hiçbir engel yok." dedi.

Gemi inşası kapasitesinin küresel güç rekabetindeki kritik rolüne de değinen Kasapoğlu, Türk tersanelerinin korvetlerden havacılık platformlarına kadar geniş bir yelpazede üretim yapabildiğini ancak NATO müttefiklerinin bu kapasiteden henüz yeterince faydalanmadığını belirtti.

Kasapoğlu, beşinci nesil savaş uçağı tedariki konusunda Körfez ülkelerinin önündeki seçenekleri değerlendirerek, siyasi ve teknik kısıtlamalar nedeniyle F-35 veya Avrupa merkezli FCAS gibi projelerin yakın vadede bir çözüm sunmadığını ifade etti. Kasapoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Orta Doğu'nun mevcut görünümünde Körfez ortaklarımızın F-35 alacağına dair bahse girmezdim. Avrupa'nın ise henüz beşinci nesil bir alternatifi yok. Eurodrone projesi hala ortada yok ve ben kariyerim boyunca operasyonel bir Eurodrone göreceğimi sanmıyorum. Bu şartlar altında Türkiye, hem KAAN platformu hem de ona eşlik eden robotik sistemler ve simülatörlerle bütüncül bir hava gücü konsepti sunan yegane NATO müttefiki olarak öne çıkıyor."

Kaynak: AA

Son Dakika Teknoloji SAHA 2026'da Yeni Savaş Teknolojileri Tartışıldı - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement