Türk-iş Başkanlar Kurulu Toplantısı - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

Türk-iş Başkanlar Kurulu Toplantısı

Türk-iş Başkanlar Kurulu Toplantısı
07.03.2008 11:56

Türk-iş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Halkın İhtiyaçlarına Göre Değil IMF'ye Verilen Taahhütlere Göre Hazırlandığı Sosyal Güvenlik Reformu'na Karşı 'Eylem' Sinyalleri Vererek, "Mütevazılığımızı İstismar Etmeye Çalışanlara, Boyumuzu da Gösteririz, Posumuzu da" Dedi.

Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, halkın ihtiyaçlarına göre değil IMF'ye verilen taahhütlere göre hazırlandığı Sosyal Güvenlik Reformu'na karşı 'eylem' sinyalleri vererek, "Mütevazılığımızı istismar etmeye çalışanlara, boyumuzu da gösteririz, posumuzu da" dedi.

Kumlu, tasarı TBMM Genel Kurulu'na gelmeden Başkanlar Kurulu'nun alacağı kararlar doğrultusunda yol haritalarını belirleyeceklerini söyledi.

Muhalefet- TSK gerginliğini de değerlendiren Kumlu, "Tartışmaların vardığı boyut son derece üzüntü ve kaygı vericidir. Türk-İş, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin politik tartışmalara konu olmasını yadırgamaktadır" ifadelerini kullandı.

Türk-İş Başkanlar Kurulu yaşanan son gelişmeleri değerlendirmek üzere merkez binada toplandı. Kumlu, toplantı öncesi yaptığı konuşmada, Türkiye'nin olağan dışı olayların yaşandığı bir dönemden geçtiğini belirterek, "Türk Silahlı Kuvvetleri, terör belasına karsı başlattığı mücadeleyi sınır ötesine taşımıştır. Bu vesileyle Kuzey Irak'ta evlatlarımız şehit olmuş, daha şehitlerimiz yeni toprağa verilmişken ülkemizde operasyonun bitiriliş şekliyle ilgili tartışmalar ayyuka çıkmıştır. Tartışmaların vardığı boyut son derece üzüntü ve kaygı vericidir. Odaklanılması gereken nokta, bölgede huzur ve barış ortamının tesisidir. Bunun için askeri yöntemlerin yanı sıra bölgeyi kucaklayacak diğer yaklaşımların da sergilenmesi gerektiği açıktır.

Yapılan operasyonla ilgili bardağa sadece boş tarafından bakmanın ülkemize getireceği hiç bir yarar yoktur. Türk-İş, Güneydoğu Anadolu Bölgemizde her gün bir vesileyle yaşatılan kavga ortamının bir an önce huzura ve barışa dönüşmesini hasretle beklemekte, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin politik tartışmalara konu olmasını yadırgamaktadır" diye konuştu.

Yaşanan türban tartışmalarını da değerlendiren Kumlu, konunun, 'uzlaşı' ile çözümünden yana olduklarını vurguladı. Kumlu, şunları söyledi: "Ülkemiz maalesef uzunca bir süredir, bir gerilimden çıkıp, bir diğerinin içerisine girmektedir. Bu gerilimler maddi manevi zayıflamayı beraberinde getirmektedir. Üniversitelerde türban konusu da günlerdir ülkemiz gündemini meşgul etmekte, gerilim nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Şimdilerde, yapılan Anayasa değişikliğinin üniversitelere türban yolunu açıp açmadığı tartışılmaktadır. Kimi üniversitelerimiz türbanlı öğrencilere kapılarını açarken, kimileri kapamaya devam etmektedir. Siyaset, bu konuda da bir uzlaşma zemini bulamamış, bu durum üniversite kapılarında tehlikeli bir atmosfere neden olmuştur. Siyaset, bir anlamda, sorunlara çözüm bulma ve ikna sanatıdır. Türk halkı, kendi siyasetçilerinden bu sanatı icra etmesini beklemektedir. Konu, Anayasa Mahkemesi'nin gündemindedir. Türk-İş, üniversitelerde türban konusunda 'uzlaşma' istemekte, ülkemizin menfaati açısından, belirsizlik ve gerginlik yaratan uygulamalardan hızla uzaklaşılmasında yarar görmektedir." "UMARIZ İSTİHDAM PAKETİ BAŞBAKANLIK KORİDORLARINDA KAYBOLUP GİDER" Türkiye'nin politik gündemi sürekli kendini yenilese de, ülke siyasetinin ekonomi üzerinde şekillendiğinin unutulmaması gerektiğine dikkati çeken Kumlu, uygulanan ekonomik programların IMF'ye verilen sözler çerçevesinde gerçekleştiğini öne sürdü. Bu durumun ülkenin gerçek gündemini maalesef 'işsizlik ve yoksulluk' olarak sabitlediğini anlatan Kumlu, insanların aç ve yoksul olduğu bir ülkede tek partili bir hükümet döneminde dahi siyasi istikrardan bahsedebilmenin zor olduğunu savundu.

"Sıcak paradan kaynaklanan büyümenin sadece kağıt üzerinde kaldığı her geçen gün daha çok fark edilmektedir" diyen Kumlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye, iç tasarruflara ve yatırımlara dayalı büyümenin özlemini çekmekte, tüten bacaların özelleştirmelerle söndürülmesini hazmedememektedir. Türkiye'de hükümetler yıllardan beri "açlığı, yoksulluğu, issizliği" yönetmektedir. Oysa hükümetlerin görevi 'yoklukları' yönetmek değil, 'varlıklara' kapı açmaktır. Unutulmamalı ki, bu sefalet karsısında, refah da tehlikededir. Ve yine unutulmamalı ki, yoksulluk, açlık ve issizliğin hüküm sürdüğü bir ülkede, var olan demokrasi her zaman tartışmalıdır. Son olarak Ankara'da Özelleştirme İdaresi önünde özelleştirmeye karşı tepkisini dile getiren TEKEL işçilerinin uğradığı muamele, Türkiye'de demokrasinin nereye kadar olduğu konusunda çarpıcı bir örnektir. Türkiye'nin halkın ihtiyaçlarının birinci planda gözetildiği, yatırım ağırlıklı bir ekonomik programa ihtiyacı vardır. Yapılan yasal düzenlemelerde hükümetin önceliği halkın ihtiyaçları olmalıdır. Bugün, toplantımızın gündemini oluşturan Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı, halkın ihtiyaçları gözetilerek değil, IMF'ye verilen taahhütlere göre hazırlanmıştır. Çok acı ama tasarının yasalaşmasının karşılığı bir dilim kredidir. Özellikle işçiler açısından büyük hak kayıplarını beraberinde getiren tasarı, teşkilatımızda büyük huzursuzluğa neden olmuştur. Teşkilatımız, bu konuda hükümetle sürdürdüğümüz görüşmelerin sonucunu bekleyemeyecek kadar derin kaygı içine girmiştir. Toplumsal gerginliklerin her düzeyde tırmandırıldığı bir dönemde, Türk-İş, tasarıya karşı diğer sivil toplum örgütleri ile birlikte çeşitli eylemlilikler içinde olmuştur. Ayrıca il ve bölge temsilciliklerimizde düzenlenen basın toplantıları ve AKP ziyaretleriyle tepkimiz dile getirilmiştir. Daha sonra ise görüşmelerle uzlaşma ortamı aranmıştır. Bize verilen sözler vardır. Sayın Başbakan, bizlere hitaben yaptığı konuşmalarda söz konusu kanunun yeniden düzenlenmesinde isçilerin mağdur edilmeyeceği sözü vermiştir. Türk-İş Genel Kurulu'nda 'işçi dostu' olduğunu söyleyen sayın Başbakan, daha geçen hafta tasarı ile ilgili olmazsa olmazlarımızı dinlediğinde, taleplerin dikkate alınacağını söylemiştir. İlgili Bakan'a yanımızda talimat vermiştir. Ancak TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmaları, taleplerimizin bizi tatmin edecek ölçüde dikkate alınmadığını göstermiştir. Gelinen noktada Başkanlar Kurulumuzun tasarıyla ilgili tek gündemli olarak toplantıya çağrılması gerekmiştir. Bundan sonraki rotamız, Başkanlar Kurulumuzun iradesini yansıtmak doğrultusunda olacaktır. Sayın Başbakan daha önceki söylemlerinde bir konuya daha değinmiştir. O da Kıdem Tazminatlarıdır. Sayın Başbakan dile getirdiğimiz endişeler üzerine, 'kıdem tazminatları ile ilgili bir tasarrufta bulunmayacaklarını, bu konunun hükümetin gündeminde olmadığını' yetmiş milyona ilan etmiştir. Ama Sayın Çalışma Bakanı, günlerdir konuyu gündemde tutmakta, resmi olarak bilgilendirilmediğimiz bir 'İstihdam Paketi'nden bahsetmekte, üstelik dünkü gazetelerde yer aldığına göre de paketi Başbakanlığa gönderdiğini belirtmektedir. Bize göre ortada, kıdem tazminatlarımızı fona dönüştürmeyi amaçlayan hayali bir 'İstihdam Paketi' vardır. Dileğimiz bu paketin gerçekten 'hayali' kalması, gönderildiği söylenen Başbakanlık koridorlarında kaybolup gitmesidir. Çünkü Türk-İş topluluğu kıdem tazminatı hakkını vazgeçilmez görmekte ve bu konuda yapılacak tartışmaların tarafı olmayacağını her fırsatta dile getirmektedir.

"BİZ BU YOLLARA ASFALT OLMAYACAĞINI BİLEREK ÇIKTIK" Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, temel sorunlarından bir diğerinin de örgütlenme önündeki engeller olduğunu söyledi. Tek Gıda-İş sendikasına bağlı işçilerin sendikalı oldukları için YÖRSAN tarafından işten çıkarılmalarını örnek gösteren Kumlu, "Örgütlenmeye engel olan yasa hükümlerinin değiştirilmesi yıllardan beri gündemimizdedir ve bir süredir Hükümetin de gündemindedir. Uzman arkadaşlarımız, diğer sivil toplum kuruluşları ile birlikte 2821 ve 2822 sayılı yasalarda yapılmasını istediğimiz değişiklikler üzerinde çalışmaktadır. Taleplerimiz son seklini aldığında bu konuda hükümet ile müzakereler başlayacaktır" diye konuştu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in sık sık örgütlenmenin önündeki engelleri kaldıracaklarını tekrarladığını, Başbakan Erdoğan'ın da yaklaşımının bu yönde olduğunu hatırlatan Kumlu, "Dileğimiz verilen sözlerin tutulmasıdır. Kayıtçısı istihdam, yaygın taşeronlaşma ve işçilerimizin yasadığı ekonomik ve sosyal sorunların çoğu, kaynağını örgütsüzlükten almaktadır. Tuzla'da yaşanan can kayıplarının nedeni de örgütsüzlüktür. Tuzla'da son 10 yıl içinde hayatını kaybeden 55 isçiden sadece birinin sendikalı olması, bu gerçeğin en çarpıcı kanıtıdır. Türkiye'nin örgütlenme sorununu asması, açıktır ki var olan demokrasinin sınırlarının genişlemesini de beraberinde getirecektir" şeklinde konuştu.

Son dönemlerde işçi haklarına yönelik yaşanan olumsuzluklar karşısında sabırlarının tükendiğini anlatan Kumlu, şunları söyledi: "Fazla mütevazı olma, sahi sanırlar diye bir söz vardır. 'Sahi' sanmak, mütevazinin değil, 'sahi sananın' ve 'sahi sandığı için haddini aşanın' sorunudur. Eğer Türk-İş'in ne olduğu unutulduysa, kimse merak etmesin, hatırlatırız. Mütevazılığımızı istismar etmeye çalışanlara, boyumuzu da gösteririz, posumuzu da. Biz bu yollara asfalt olmayacağını bilerek çıktık. Karşımıza ne tür engel çıkarılırsa çıkarılsın, sendikacılığı severek, ülkemize, milletimize, isçilerimize hizmete devam edeceğiz".

(YZE-ÖK-Y)

Kaynak: İHA

Son Dakika Güncel Türk-iş Başkanlar Kurulu Toplantısı - Son Dakika


Advertisement