Başbakan Erdoğan Rize'de
Erdoğan, toplu açılış töreninde konuştu: (3) "Demokrasi sandık değildir diyenlerin kim olduğunu öğrendiniz mi? İşlerine geldiği zaman sandık, işlerine gelmediği zaman sandık değil. Bunu ben söyleyince Beyaz Saray'dan bana cevap geliyor. Üzüldüm. Niye? Çünkü bunun muhatabı Beyaz Saray değildi. Çünkü ben burada Amerika'yı ifade etmedim. Ben burada İsrail'i ifade ettim. Peki Beyaz Saray'a ne oluyor da Beyaz Saray bunu konuşuyor? Beyaz Saray bunu dillendirmemeliydi. Beyaz Saray böyle bir şeyi konuşmamalıydı. Eğer bunu konuşması gereken varsa İsrail konuşmalıydı. Bu, NATO'da birlikte olan iki ülke olarak bir ortağın, bir diğer ortağa böyle bir yaklaşımı yakışık almadı. İşte dünyanın çifte standardını göstermesi bakımından bu da çok önemli" "Anamuhalefet partisinin sorumlularına soruyorum: Gazetelerde, televizyonlarda yeni doğmuş bebeklerin, 3 yaşında, 5 yaşında o masum çocukların solgun yüzlerine bakabildiniz mi? Destek verdiğiniz, sırtını sıvazladığınız o zalimin insanlık dışı katliamıyla gururlandınız mı? Kendi ülkesinin Başbakanını diktatörlükle itham edenler, kendi ülkesinin Başbakanını dünyaya şikayet edenler, acaba sırtını sıvazladıkları Esed için diktatör sıfatını kullanabilecek cesarete sahipler mi?" "Kılıçdaroğlu, biz 780 bin kilometrekarenin tamamında aynı şeyi söyleriz. Biz bir yerde başka, bir yerde başka olanlardan değiliz. Biz akşam başka sabah başka konuşanlardan değiliz. Biz yüreğimizin sesini duyarak konuşuruz. Çünkü fikrinin, düşüncesinin namusuna sahip olamayanlardan siyasetçi olmaz bunu böyle biliniz"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Demokrasi sandık değildir diyenlerin kim olduğunu öğrendiniz mi? İşlerine geldiği zaman sandık, işlerine gelmediği zaman sandık değil. Bunu ben söyleyince Beyaz Saray'dan bana cevap geliyor. Üzüldüm. Niye? Çünkü bunun muhatabı Beyaz Saray değildi. Çünkü ben burada Amerika'yı ifade etmedim. Ben burada İsrail'i ifade ettim. Peki Beyaz Saray'a ne oluyor da Beyaz Saray bunu konuşuyor? Beyaz Saray bunu dillendirmemeliydi. Beyaz Saray böyle bir şeyi konuşmamalıydı. Eğer bunu konuşması gereken varsa İsrail konuşmalıydı. Bu, NATO'da birlikte olan iki ülke olarak bir ortağın, bir diğer ortağa böyle bir yaklaşımı yakışık almadı. İşte dünyanın çifte standardını göstermesi bakımından bu da çok önemli" dedi.
Erdoğan, Rize meydanında düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Bizi dışarda eleştirenler, son günlerde bizi uluslararası medyada hedef haline getirenler, Mısır'da darbeye darbe diyemeyecek kadar zavallıdır bunlar. Bunlar onurlu, şerefli, ilkeli bir duruş sergileyemediler. Demokrasi diyorlar değil mi? Nasıl demokrasi bu" ifadelerini kullandı.
Demokrasiyi, siyasi literatürde sandık olarak öğrendiklerini dile getiren Erdoğan, demokrasiyi, tüm öğrencilik hayatlarında, uygulamada, milletin iradesinin sandıkta tecellisi olarak öğrendiklerini bildirdi.
"Son zamanlarda birşey daha öğrendik" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Baktık ki 2011, 3 Şubat, İsrail'de bir panel. İsrail'deki bu panelde eski Dışişleri Bakanı, şimdi Adalet Bakanı olan bir bayan. Onun yanında Fransa'daki yine bir Yahudi entellektüel, orada bir panelde konuşuyorlar. Soruyor moderatör, çok enteresan. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımda açıkladım. Hemen tutuştular, niye tutuşuyorsunuz, niye rahatsız oluyorsunuz? Nedir orada? Moderatör soruyor, diyor ki 'Eğer Mısır seçimlerinde Müslüman Kardeşler kazanırsa buna ne dersiniz?' 'Böyle bir şeyi düşünmek istemem' diyor. 'Zaten böyle bir şey de olmaz' diyor. 'Ama kazanırsa ne dersiniz?" İktidarda kalamazlar' diyor. Hemen arkasından şunu söylüyor, 'Filistin'de kalamadılar' diyor, 'Cezayir'de kalamadılar' diyor ve arkasından şunu söylüyor, demokrasi sadece sandık değildir' diyor.
Şimdi ben sesleniyorum, demokrasi sandık değildir diyenlerin kim olduğunu öğrendiniz mi? İşlerine geldiği zaman sandık, işlerine gelmediği zaman sandık değil. Bunu ben söyleyince Beyaz Saray'dan bana cevap geliyor. Üzüldüm. Niye? Çünkü bunun muhatabı Beyaz Saray değildi. Çünkü ben burada Amerika'yı ifade etmedim. Ben burada İsrail'i ifade ettim. Peki Beyaz Saray'a ne oluyor da Beyaz Saray bunu konuşuyor? Beyaz Saray bunu dillendirmemeliydi. Beyaz Saray böyle bir şeyi konuşmamalıydı. Eğer bunu konuşması gereken varsa İsrail konuşmalıydı. Bu, NATO'da birlikte olan iki ülke olarak bir ortağın, bir diğer ortağa böyle bir yaklaşımı yakışık almadı. İşte dünyanın çifte standardını göstermesi bakımından bu da çok önemli. Fakat biz uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece, gideceğiz gündüz gece."
"Biz Esmaları yalnız bırakamayız. Biz Suriye'de kimyasal silahlarla öldürülen, şehit edilen o yavruları yalnız bırakamayız. Yüz binin üzerinde insan öldürülüyor, biz onları yalnız bırakamayız" diyen Erdoğan, "Bizim inandığımız bir şey var, biz şuna inanıyoruz, Liva-ül Hamd ismiyle müsemma sancağın altında buluşmak herkesin karı değil, biz ona doğru bir yol haritası çiziyoruz" ifadelerini kullandı.
Rabia Meydanı'nın, Adeviyye'nin, Mansuriye'nin, İskenderiye'nin çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Biz asla yalpalamadan, Akif'in ifadesiyle, 'İmandır o cevher ki İlahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür' Biz böyle yürüyeceğiz. Paslı yürekler taşımadan yürüyeceğiz" dedi.
-"CHP'nin kaos için, çatışma için yaptığı çağrıları unutmadık ve unutmayacağız"
Anamuhalefet Partisi milletvekillerinin Şam'a gittiklerini, zalim Esed'i ziyaret ettiklerini, onunla aynı fotoğrafta poz verdiklerini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Kişi, sevdikleriyle beraberdir, bunu unutmayın. Bunlar onlarla beraberdir. Öyle diyor Konfüçyüs: 'Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu.' Bunlar hep ortada, vakalar, gerçekler. Peki biz kiminleyiz? Haklayız, halklayız. Onun için bizi 11 yıldır siz iktidarta tuttunuz, hep bizimle beraber oldunuz.
Şimdi ben Anamuhalefet Partisinin sorumlularına soruyorum: Gazetelerde, televizyonlarda yeni doğmuş bebeklerin, 3 yaşında, 5 yaşında o masum çocukların solgun yüzlerine bakabildiniz mi? Destek verdiğiniz, sırtını sıvazladığınız o zalimin insanlık dışı katliamıyla gururlandınız mı? Kendi ülkesinin Başbakanını diktatörlükle itham edenler, kendi ülkesinin Başbakanını dünyaya şikayet edenler, acaba sırtını sıvazladıkları Esed için diktatör sıfatını kullanabilecek cesarete sahipler mi?"
Reyhanlı'da 53 kişinin alçakça bir saldırıda katledildiğine işaret eden Erdoğan, bu saldırının altından CHP'nin ilişkide olduğu, CHP'ye rehberlik eden suç örgütlerinin çıktığına dikkati çekti.
"Bu alçaklığı unutmadık ve unutmayacağız. CHP'nin terör örgütleriyle ilişkisini, CHP'nin başka ülkelerin diktatörlüğüyle işbirliğini, CHP'nin kaos için, sokak sokak çatışma için yaptığı çağrıları unutmadık ve unutmayacağız" diyen Erdoğan, "Onlar Türkiye düşmanı diktatörlerle yürüyorlar ama biz sizlerle yürüyeceğiz. Diktatörün ne olduğunu da bilmiyorlar. Diktatöre diktatör diyemezsin. Diktatör olan bir kişinin ülkesinde diktatörlüğü konuşamazsın. Konuştuğun anda o meydanda sizi sallandırırlar. Sen geleceksin, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanına, bir Genel Başkan olarak diktatör diyecek kadar özgürlüğü yaşayacaksın, utanmadan, sıkılmadan bunu söyleyeceksin, bir de özgürlük yok diyeceksin. Fakat ben bakın hiç böyle bir şey söylüyor muyum? Söylemiyorum. Her şey yargıda" diye konuştu.
-"Fakir fukara, garip gurebayı Kılıçdaroğlu'ndan gelenlerle biraz sevindirelim istiyoruz"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan şu ana kadar yaklaşık 100 bin liraya yakın tazminat kazandığını bildiren Erdoğan, Kayseri Belediye Başkanının, Kılıçdaroğlu'ndan kazandığı tazminatla meydanda sucuk dağıttığını hatırlattı.
Erdoğan, "Şimdi ben biraz daha biriksin diyorum, çünkü daha davalar devam ediyor. Daha büyük rakamlara çıkacak, inşallah biz de şöyle fakir fukara, garip gurebayı Kılıçdaroğlu'ndan gelenlerle şöyle biraz sevindirelim istiyoruz" ifadesini kullandı.
Mardin'de yaptığı konuşmada "Biz milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık" dediğini anımsatan Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun "Bu konuşmayı buralarda yapmak kolay, bunu Rize'de yap da göreyim seni" dediğini vurguladı.
"Ben şimdi burada tüm Rizeli hemşehrilerime sesleniyorum, AK Parti'nin ilkelerinde etnik milliyetçilik yoktur, evet mi? Biz de dinsel milliyetçilik yoktur, evet mi? Bizde bölgesel milliyetçilik yoktur, evet mi" diye soran Başbakan Erdoğan, vatandaşlardan "evet" yanıtını aldı.
Erdoğan, "Kılıçdaroğlu, biz 780 bin kilometrekarenin tamamında aynı şeyi söyleriz. Biz bir yerde başka, bir yerde başka olanlardan değiliz. Biz akşam başka sabah başka konuşanlardan değiliz. Biz yüreğimizin sesini duyarak konuşuruz. Çünkü fikrinin, düşüncesinin namusuna sahip olamayanlardan siyasetçi olmaz bunu böyle biliniz" şeklinde konuştu.
-"Türkiye, ateşi körükleyen değil ateşi söndüren ülke olmaya devam edecek"
Başbakan Erdoğan, Rizelilere "Siz dik durduğunuz müddetçe Allah'ın izniyle biz haksızlık karşısında eğilmeyiz. Siz bizim için hayır duası ettiğiniz müddetçe Allah'ın inayetiyle biz Türkiye'yi büyütmeye devam ederiz. Türkiye sizin desteğinizle, sizin hayır dualarınızla ateşi körükleyen değil ateşi söndüren ülke olmaya devam edecektir" diye seslendi.
Rize Devlet Hastanesini kendilerinin inşa ettiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bize kadar bunlar neredeydi? Aynı şekilde üniversitemizin yine muhteşem bir hastanesi. Bunları yapanlar bu iktidar. Üniversiteyi kazandıran AK Parti iktidarıdır. Okullar, ilkinden tut, lisesine kadar bu iktidar. Türkiye sizin çizdiğiniz istikamette, yiğitçe, mertçe hakkı savunmaya, mazlumun yanında durmaya, insanlığın ve vicdanın sesi olmaya devam edecektir. Türkiye, yürekleri inciten, yürekleri kanatan değil, yüreklere su serpen, yüreklerin bizimle hamdolsun ferah bir hale geldiği ülke olacak. Kimin ne dediğine bakmayın kimin hangi tuzağın peşinde olduğuna aldırmayın, aldanmayın. Siz tencere tava diyenlere zaten burada gereken cevabı verdiniz. Rize'ye geldiler mi bu Geziciler. Geldiler, fakat tencere tava bulamamışlar, öyle mi? Trabzon'da bulamamışlar, Ordu'da, Giresun'da, Samsun'da bulamamışlar. Allah'ın izniyle hiçbir yerde bulamayacaklar. Niye? Çünkü biz milletimizi Allah için seviyoruz ve biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. Biz milletin iradesine saygı duyulmasını isteyen bir zihniyetin mensuplarıyız. siz ne derseniz o olacak. Bunu böyle biliniz. Onun için Mısır'daki kardeşlerimiz, meydanlarda niye yürüyorlar. 'Benim oyumun namusu, ben bunu istiyorum' diyor. Bundan sonra da vicdanımızın sesini dinleyecek, Allah'ın yardımıyla ülkemizi büyütecek, bölgemizde barış için mücadelemizi sürdüreceğiz. Biz sizlere inanıyoruz, siz de bize inanın. Bu kervan yolda durmayacak inşallah."
-"Bana her şey şehitlerimizi hatırlatıyor, bana her şey mazlumları hatırlatıyor"
Erdoğan konuşmasını, meydandakilerin de tekrarladığı, "Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi söylediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey şehitlerimizi hatırlatıyor, bana her şey mazlumları hatırlatıyor" sözleriyle tamamladı.
Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından, eğitim yatırımlarına katkı sağlayan hayırseverlere plaket verdi. Açılışı gerçekleştirilen iki ayrı tesistekilere canlı bağlanan Erdoğan, buradaki yatırımlar hakkında vatandaşlara bilgi verdi.
Erdoğan, daha sonra "Ya Allah, bismillah" diyerek kurdeleyi kesti.
Törene, Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, Rize Valisi Nurullah Çakır, Rize ve çevre illerin AK Partili milletvekilleri de katıldı.
- Ankara