Akyatan Lagünü'nde oksijen geceleri sıfıra iniyor, yavru balıklar ölüyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

Akyatan Lagünü'nde oksijen geceleri sıfıra iniyor, yavru balıklar ölüyor

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Akyatan Lagünü\'nde oksijen geceleri sıfıra iniyor, yavru balıklar ölüyor

Türkiye'nin en büyük lagünü Akyatan'da tarımsal kirlilik ile azot ve fosfor yükü ekosistemi tehdit ediyor. Gündüz yüksek ölçülen oksijen geceleri sıfıra inerken yavru balık ölümleri yaşanıyor; Prof. Dr. Fatma Çevik lagünün can çekiştiğini belirterek doğa temelli çözümler istedi.

Türkiye'nin en büyük lagünü Akyatan'da tarımsal kirlilik ve aşırı organik yük nedeniyle ekosistem tehdit altında. Lagünde, gündüz yüksek seviyelerde ölçülen oksijen geceleri sıfıra düşerken yavru balık ölümleri ve yosun kirliliği yaşanıyor. Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Çevik, "Akyatan Lagünü can çekişiyor. Acil olarak doğa temelli çözümler üretilmeli" dedi.

Çukurova Bölgesi'nde bulunan ve zengin biyoçeşitliliğiyle dikkat çeken Akyatan Lagünü'nde insan faaliyetlerinden kaynaklanan baskılar giderek artıyor. Bölgedeki yoğun tarımsal faaliyetler sonucunda drenaj kanalları aracılığıyla lagüne taşınan kimyasallar ile azot ve fosfor yükünün su ekosistemini tehdit ettiği belirtiliyor. Lagünde yürütülen bilimsel çalışmalar kapsamında kirlilik düzeyi, fizikokimyasal ve mikrobiyolojik açıdan inceleniyor.

"Göl kendi kendini besleyen bir kirlilik döngüsüne girdi"

Akyatan Lagünü'nün mevcut durumunun endişe verici olduğunu belirten Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden öğretim üyesi Prof. Dr. Fatma Çevik, lagünün hem doğal yaşam hem de ekosistem hizmetleri açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Çevik, yoğun tarımsal faaliyetler ve drenaj kanallarıyla taşınan kirleticilerin göl üzerindeki baskıyı artırdığını ifade ederek, "Akyatan Lagünü Türkiye'nin en büyük lagün gölü ve sunduğu ekosistem hizmeti oldukça fazla. Ancak insan kaynaklı etkiler altında. Etrafında yoğun tarımsal faaliyetler var. Drenaj kanalları ciddi bir yük getiriyor. Tarımsal kirleticilerin yanı sıra azot ve fosfor girdisi çok fazla" diye konuştu.

"Göl artık kendi kendini besleyen bir kirlilik sürecine girdi"

Gölün sığ yapısı nedeniyle besin girdisinin su içi bitkilerinin aşırı çoğalmasına neden olduğunu kaydeden Çevik, bitkilerin yaşam döngülerini tamamladıktan sonra dibe çökerek ayrıştığını ve organik yükü yeniden suya bıraktığını dile getirdi. Çevik, "Dışarıdan yeni kirletici gelmese dahi göl artık kendi kendini besleyen bir kirlilik sürecine girdi" ifadelerini kullandı.

"Geceleri oksijen sıfıra iniyor, yavru balıklar ölüyor"

Lagündeki kimyasal süreçlerin su canlıları için ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çevik, aşırı organik madde ve su bitkilerindeki artışın ekosistemin dengesini bozduğunu belirterek, "Aslında Akyatan Lagünü can çekişiyor. Aşırı organik madde ve bitki popülasyonu nedeniyle kimyasal reaksiyonlar ve zararlı gaz çıkışları oluşuyor. Gündüz fotosentezle bol oksijen ölçülürken geceleri oksijen seviyesi maalesef sıfıra iniyor. Su bitkilerinin üzerinde özellikle yavru balık ölümlerine rastlıyoruz. En büyük sorunlarımızdan biri de hızla ilerleyen sığlaşma" dedi.

"Doğa temelli çözümler geliştirilmeli"

Lagün sistemlerinde mikroplastik araştırmalarının da yürütüldüğünü belirten Çevik, ilgili kurumların çalışmalarına rağmen mevzuata uyulmasının ve toplumsal farkındalığın artırılmasının önem taşıdığını söyledi.

"Sucul ekosistemlerimizi titizlikle korumak zorundayız"

Milli Parklar ile Tarım ve Orman Bakanlığının lagünün korunması için çaba gösterdiğini ve yönetim planlarının hazırlandığını aktaran Çevik, şöyle devam etti:

"Önemli olan mevzuata harfiyen uymak ve toplumsal farkındalığı artırmaktır. COP31 gündeminde de yer alan en kritik başlıklardan biri doğa temelli çözümler. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Sadık Dinçer'in yürütücülüğünde sürdürdüğümüz proje kapsamında hem kirlilik düzeyini belirliyoruz hem de bu kirliliği engellemek için doğa temelli hangi adımların atılabileceğini araştırıyoruz. Artık 'iklim eşittir su' gerçeğini kabul edip sucul ekosistemlerimizi titizlikle korumak ve izlemek zorundayız."

Kaynak: İHA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.