Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, " (Katılım Bankacılığının sistemdeki payı) arzu ettiğimiz noktanın gerisinde" dedi.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) evsahipliğinde ve İslam Kalkınma Bankası işbiriği ile gerçekleştirilen "İslami Finansman Araçları: Türkiye İçin Beklentiler ve Fırsatlar" konulu konferansta konuşan Babacan, İslami finans sektörünün küresel ölçekte büyüklüğünün 1,3 trilyon dolara ulaştığı bilgisini vererek, on yıl öncesine göre karşılaştırıldığında islami finansın hızlı gelişen bir piyasa olduğunu söyledi.
Babacan, dünyadaki finans sektörü içindeki payına bakıldığında islami finansın yolun çok başında olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Dünyada pek çok ülke ve şirket artık faizsiz finans sistemiyle uğraşmakta, bunlara uygun ürünler üretmekte ve faizsiz finans sistemimden istifade edenlerin sayısı da hızla artmaktadır. 2007 ve 2008'den sonra tüm dünyayı etkileyen küresel finans krizi toplumun tüm kesimlerini kapsayan büyüme ve kalkınma modelini, neredeyse yeni bir paradigma modeline ihtiyaç olduğunu gözler önüne serdi. İnsanların hayat standartlarının artmasını sağlayan ve sürdürülebilirliği ön plana çıkaran ve istikrarı temel olan yeni bir yaklaşım gerekmektedir. İşte bu noktada finans sektörüne önemli görev düşüyor. Krizin ilk çıkış noktası aslında finans sektörüyle olmuştur. Kriz dönemine bakınca finans sektöründe yeterince regülasyon yapılmaması ve denetlemenin yeterince titiz yapılmamasının getirdiği bir sonuç oldu. Herşey sürekli iyiye gidecek varsayımı vardı bunun arkasında... Finans sektörüne genel anlamda baktığımızda reel alışverişte reel yatırımlarda yapılan finansal işleminle arasındaki bağ önemli ölçüde kopmuştu. Gerçeki işlemler, gerçek alışveriş, gerçek varlıklarla ve onların üzerine inşa edilmiş finans sektörünü mukayese ettiğimizde ciddi bir kopukluk meydan gelmiş durumda."
Babacan, finans sektörünün gerçeklerden çok kopunca başlı başına bir problem olduğu ve kendi kendini besleyen kısır döngüye girdiğinin görüldüğünü söyledi.
Finans sektörünün gerçek fonksiyonunun reel ekonomiyi desteklemek olduğunun unutulmaması gerektiğini vurgulayan Babacan, "Bu anlayışla makroekonomik hedeflere ulaşmada finans sektörünün katkıda bulunması gerekiyor. Tüm bunların temeline insanı ortutmamız gerekiyor" dedi.
"Katılım Bankacılığı arzu ettiğimiz noktanın gerisinde"
Faizsiz finans sisteminin temel prensibinin ortaklık oduğunu anlatan Babacan, "Biz bu tür bankalara ülkemizde Katılım Bankası diyoruz. Yani Ortaklık ve dayanışma kültürüne dayanan bir bankacılık. Dünyada islami finans sistemiyle çalışan kuruluşllara baktığımızda krizden oldukça az etkilendiklerini, hem kurum olarak hem de ürün olarak krizden sınırlı olduğunu görüyoruz. Yapılan analiz ve çalışmalarla bu gerçeklik ortaya konulmuştur" dedi.
Babacan, faizsiz finans sisteminde muamelelerin gerçek varlıklara ve gerçek ticarete dayandığına dikkati çekerek, şunları aktardı:
"Gerçekten bir yatırım yapılıyorsa, gerçekten bir ürün hareket ediyorsa, onun birebir finansmanı ile alakalı bir sistemden bahsediyoruz. Dolayısıyla sürekli olarak ayakları yere basan ve gerçekler üzerinde hareket eden bir sistem. Bu nedenle krizin etkisi sınırlı oldu. Aşırı yüksek kaldıraç kullanımı, yüksek getirili spekülatif fonlar, kısa vadeli sermaye hareketleri üzerinden işleyen finans piyasasının ise sorunlarını hep birlikte izledik. Faizsiz finans sisteminin bir alternatif olarak artık daha ön plana çıktığını pek çok ülkede görmekteyiz. Dünyada 600'den fazla islami finans kuruluşu faaliyet göstermektedir. Bu bakış açısında sadece faiz unsurunun olmaması tek başına bir faktör değil. Bunun haricinde şeffaflık,
sözleşmeye dayanan ve karşılıklı mutabakatı esas alan işlemler var. Mutlaka ekonomiye katma değer arayışı var."
Türkiye'de Katılım Bankalarının toplam şube sayısının 869'a ulaştığını, çalışan sayısının 16 bin 190 olduğunu ve aktif büyüklüğünün 81,5 milyar lira seviyesinde oduğu bilgisini veren Babacan, "Reel sektöre kullandırdığı fonlar yaklaşık 60
milyar liraya ulaşmış durumda. Son on yılda katılım bankalarımızın büyüme hızı bankacılık sektörümüzün daha üzerindedir. Şu anda toplam sistem içindeki payları aktif büyüklük olarak yüzde 5, kullandırdıkları fonlar açısından ise yüzde 6 seviyesinde. Ancak arzu ettiğimiz noktanın gerisinde" dedi.
Babacan, kira sertifikası işlemlerinin hem Hazine hem de özel sektörün iyi bir şekilde yaptığını hatırlatarak, "Kira sertifikası ile tahvil-bono arasındaki vergi farklarını tamamen giderdik" diye konuştu.
- İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › Türkiye İçin Fırsatlar Konferansı Verildi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.