28 Şubat davasında savunmasını yapan dönemin İç Güvenlik Harekat Daire Başkanı ve Başbakan Askeri Başdanışmanı Kenan Deniz, "Bu iftiraların, o dönemdeki disiplinsizlik nedeniyle YAŞ kararlarıyla TSK'dan ihraç edilen müşteki ifadelerine dayandırılması vicdanlarımızı acıtmıştır. Müştekilerin sıkıntılarının bir kısmının nefrete dönüşmesi normal, zor günler yaşadıkları da gerçek. İddianameyi okudukça üzüldüm ama bugün bazı insanların asılsız, mesnetsiz biçimde suçlanmalarından da üzüntü duydum" dedi.
Deniz, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, İç Güvenlik Harekat Daire Başkanı ve Başbakanlık Askeri Başdanışmanı olarak 54. ve 55. Hükümet'in başbakanlarına danışmanlık yaptığını belirtti. Daha sonra 2. Ordu'ya atandığını 2003'te ise emekli olduğunu bildiren Deniz, şunları kaydetti:
"Oldukça yoğun bir tempoyla görev yapmaktaydım. 1997'de MGK irticayı öncelikli tehdit kabul ediyor ve 28 Şubat kararları alınıyordu. 14 Mart 1997'de İçişleri Bakanlığının genelgesi yayınlanıyor. İrticanın birinci tehdit olarak kabul edildiği o süreçte, Genelkurmay Başkanlığının irticaya yönelik çalışmalarının çalışma grubu çatısı altında sürdürülmesine karar veriliyor. BÇG'nin aktif hale gelmesi ancak 1997 Mayıs sonu itibarıyla olmuştur. BÇG, asla ve asla yasadışı çalışma grubu olmayıp, Genelkurmaydaki benzer, sayısız çalışma grubundan bir tanesidir, yasal ve meşrudur."
Deniz, BÇG'ye ilişkin Ankara DGM Başsavcılığının verdiği, itiraz üzerine İstanbul DGM Başsavcılığının onayladığı kararın, BÇG'nin yasallığı ve meşruluğunu tescil ettiğini söyleyerek, "Yıllar geçtikten sonra bugün anayasa ve cumhuriyeti korumak adına yapılan çalışmaların neden yok hükmünde sayıldığını anlamakta güçlük çekiyorum" ifadesini kullandı.
İrticacı silahlı terör örgütlerinin o günlerde toplumda korku ve kargaşaya neden olması nedeniyle irtica tehdidinin 1996'da gündeme geldiğini anlatan Deniz, bundan zaten bölücü terörle mücadele eden TSK'nın da endişe duyduğunu söyledi.
BÇG dahil hiçbir çalışma grubunun emir, direktif ve talimat verme yetkisi bulunmadığını ve bu grupların karar mekanizmaları olmadığını bildiren Deniz, bu grupların kuruluş amacı ve emirler dışında faaliyet göstermesinin asla mümkün olmadığını, bu nedenle iddianamedeki "BÇG emirleri" nitelemesinin yanlış olduğunu savundu.
"Bu iftiraların, o dönemdeki disiplinsizlik nedeniyle YAŞ kararlarıyla TSK'dan ihraç edilen müşteki ifadelerine dayandırılması vicdanlarımızı acıtmıştır. Müştekilerin sıkıntılarının bir kısmının nefrete dönüşmesi normal, zor günler yaşadıkları da gerçek. İddianameyi okudukça üzüldüm ama bugün bazı insanların asılsız, mesnetsiz biçimde suçlanmalarından da üzüntü duydum" ifadesini kullanan Deniz, "İsnat edilen iddialar, bu davanın maalesef maksatlı olduğu kanaatini oluşturmuştur" diye konuştu.
İrticayla ilgili ne çalışma yaptığını ne de brifing sunduğunu dile getiren Deniz, şöyle devam etti:
"Bu resmi belgelere rağmen, kimin gönderdiği belli olmayan Genelkurmay antetli CD 5'te brifing planlamalarından bahsedilmektedir. Öğleden sonra hem Samsun hem de Konya'da brifing veriyorum. Bunları muhafaza edilenlerin ortaya çıkarılmasını, CD'lerin ve dijital verilerin delil kabul edilmemesini istiyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Yapılan yargılama ne 28 Şubat ne BÇG ile ilgilidir. Burada yargılanan askeri vesayetin kendisidir. Süreç Türkiye Cumhuriyeti Anayası'na ve kanunlara uygun yürütülmüştür."
Deniz, "1960'taki darbenin mağduru olan bir ailenin ferdi olarak darbeye iştirakle suçlandığını" söyleyerek, "Suçsuz ve günahsız olduğuma inancım tamdır" dedi.
-"TSK, darbelerden en iyi ders çıkaran kurumdur"-
Savunmasını tamamlamasının ardından Deniz'in çapraz sorgusuna geçildi.
Mahkeme Üyesi Hakan Oruç'un, "24 Ocak 1997'de Gölcük'te bir toplantı yapılıyor. İç Güvenlik Harekat Dairesi konusunda değerlendirme de olmuş. O bilgi arzlarının metinleri arşivleniyor mu?" sorusuna Deniz, "Arşivlenmiş olması lazım" karşılığını verdi.
Bir başka soru üzerine Genelkurmayda yapılan bütün çalışmaların, nihai emir çıkmadan önce kuvvetlere gönderilerek görüşlerinin alındığını, sonra ana metin haline getirildiğini bildiren Deniz, Oruç'un, "Olağanüstü zamanlarda, o dönemi olağanüstü olarak değerlendiriyorum, kural ve teamüller aşılamaz mı?" sorusu üzerine, "TSK, geçmişteki darbelerden en iyi ders çıkaran kurumdur. Bizim görev süremiz içinde böyle bir anlayışın varlığı asla mümkün olamaz, düşünülemez bile" yanıtını verdi.
Deniz, bir soru üzerine İç güvenlik Harekat Dairesi olarak irticai konularda brifing hazırlamadıklarını, bölücü terör tehdidiyle ilgili iki brifing sunduğunu bildirdi.
Mahkeme, "astların sorgusu yapılırken üst konumunda bulunan sanıklar Çevik Bir ve Çetin Doğan'ın duruşma salonundan çıkartılması talebinin reddine itirazın incelenmek üzere mercisine gönderilmesine" karar vererek, duruşmayı 30 Eylül Pazartesi saat 10.00'a erteledi.
Gelecek duruşmada, Deniz'in çapraz sorgusuna devam edilmesi bekleniyor. - Ankara
Son Dakika › Güncel › 28 Şubat Davası - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.