
Yeditepe Stratejik Araştırmalar Merkezi (YESAM), Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) ve Deniz Feneri Derneği işbirliğiyle " 28 Şubat'ın Travması ve Sonuçlar" başlıklı panel düzenlendi.
Fatih'teki Fatih Sultan Mehmet Kültür Merkezi'nde düzenlenen panelde konuşan YESAM Başkanı Ersan Ergür, yalnızca bir tarihi anmak için değil, iradeyi tazelemek için toplandıklarını söyledi.
Ergür, 28 Şubat'ın bu milletin kimliğine ve medeniyet değerlerine yönelik müdahalenin adı olduğunu, o gün bastırılmak istenen iradenin bugün dimdik ayakta olduğunu belirterek, "Bu ülkenin geleceğini 28 Şubat zihniyetinin temsil ettiği yabancı vesayet anlayışına ve benzer teslimiyetçi yaklaşımlara kurban etmeye izin vermeyiz. Unutmayalım ki sistem kurmayanlar başkalarının kurduğu sistemde yaşamak zorunda kalır." ifadelerini kullandı.
Daha çok çalışmak, daha çok üretmek, bu coğrafyanın geleceğini yerli ve milli İslami değerlerle inşa etmek gerektiğini vurgulayan Ergür, köhne düşünceden kurtulup 28 Şubat'ın direnişini saygıyla yad ettiklerini dile getirdi.
Eski AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, 28 Şubat'ı konuşmanın eski başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı konuşmadan mümkün olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
"Erbakan hoca niye tasfiye edildi? Çünkü Anadolu dindarlığının şekillendirdiği Türkiye'dekilerin düşünce iklimi, siyaset düşüncesi, kültürel düşünme biçimi ve yaşam biçimi aslında temellerine bakıldığında antisiyonisttir. Erbakan Hoca da aslında doğup büyüdüğü kökleri itibarıyla bu damardan yola çıkarak kendi siyasal çizgisini şekillendirmiştir. Erbakan Hoca, duruşu ve fikri koordinatları itibarıyla son raddeye kadar çizgisinden ödün vermemiştir. Kritik soru şu, 28 Şubat'ta Erbakan Hoca'nın şahsında ne hedef alındı? Aslında 28 Şubat'ta Erbakan Hoca'nın şahsında Türkiye'de bir düşünme ve yaşam biçimi, anti batıcı, anti emperyalist düşünce, bu toprakların köklerine sadakat esaslı yeni bir çınar ağacı inşa etmek isteyen akıl tasfiye etmek istendi."
28 Şubat öncesi düşünme biçimiyle sonrasındaki düşünme ve yaşam biçiminde büyük bir kırılma yaşandığına, neoliberalizm istediğini aldığını kaydeden Külünk, "Aslında birinci büyük kırılmayı 12 Eylül'de yaşadık. 12 Eylül öncesinde tartışmadığımız konular bir anda soframıza geldi. İrancılık, mezhep tartışmaları, tasavvuf tartışmaları ve cemaat konuları gibi aklınıza gelebilecek her tartışma bir anda ortaya çıktı. 12 Eylül öncesi o stabil çizgideki gençlerin içerisinde büyük ölçüde sert tartışmalar çıktı. 28 Şubat'ta postmodern bir darbe olarak doğrudan Erbakan Hoca'nın çizgisini tasfiye etmek odaklı bir tartışma zemini oluştu ama 12 Eylül'den sonrasını biz hiç konuşmadık. Bu temelde bizim dünyamızın kendi içerisinde kırılmalarını hiç konuşmadık. 28 Şubat bu anlamda bizim düşünce dünyamızda sert bir kırılmayı ortaya çıkarttı." değerlendirmesinde bulundu.
Son Dakika › Güncel › 28 Şubat Paneli: İrade ve Gelecek - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?