1- Bu metni rahat bir ortamda, bir defada ve anlamaya çalışmadan okuyun.
2- Bedeninizin herhangi bir yerinde ağrı varsa şiddetini 1 ile 10 arasında bir değer vererek bir yere kaydedin.
3- Tamamı birkaç dakikada okunabilecek bir metin olduğu için bölünmeyeceğinden emin olduğunuz bir zaman dilimi yaratın.
4- Metni okuduktan sonra ağrı şiddetinin -kaldıysa- derecesini not edin.
5- Sonuçları üşenmeden yorum olarak yazın.
6- Gülümseyin :)
Bir gün ermişlerden birine sorarlar; "sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" diye. "Bakın göstereyim" der.
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlar. Hepsi otururlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelir ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
Ermiş; "bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz," diye bir de şart koyar. "Peki," derler ve içmeye çalışırlar. Fakat kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremezler ağızlarına. En sonunda beceremeyeceklerini anlayıp, öylece aç kalkarlar sofradan.
Aynı gün ünlü bir golfçü önemli bir turnuvayı kazanır, ödülünü alıp kameralara poz verir ve kulüp binasına gidip, oradan ayrılmak üzere hazırlanır.
Bir süre sonra binadan çıkıp otoparktaki arabasına yürürken yanına bir kadın yaklaşır. Kadın, başarısını kutladıktan sonra ona çocuğunun çok hasta ve ölmek üzere olduğunu anlatır. Zavallı kadının hastane masraflarını ödemesi olanaksızdır.
Kadının anlattığı öykü golfçüyü çok etkiler. Hemen cebinden bir kalem çıkartır ve turnuvadan kazandığı paranın bir miktarını yazar çek defterine. Çeki kadının eline sıkıştırırken de ona; "umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın" der.
Bu sırada uzakdoğu'da bir tapınak, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul eder. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmektir. Tapınağın kapısının üzerindeki kemerde "mi neb reğed yil" yazısı vardır.
Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı gelir. kapıda öylece durup ve bekler. Burada sezgisel buluşmaya inanıldığı için kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktur. Bir süre sonra kapı açılır. İçerideki rahip, kapıda duran yabancıya bakar. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başlar.
O sırada tekkede, "şimdi..." der ermiş, "sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe."
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelip oturur sofraya bu defa.
"Buyurun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içerler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. Biri "mıca hiyit ub rakıt koy ayırğa," diyerek rahatlamış, öyle kalkmış.
"İşte," demiş ermiş, "kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın: Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman."
Ertesi hafta kulüpte öğle yemeği yerken, profesyonel golf derneğinin bir görevlisi yanına gelerek; "Otoparktaki görevli çocuklar geçen hafta turnuvayı kazandıktan sonra yanınıza bir kadının geldiğini ve onunla konuştuğunuzu söylediler bana," der. Golfçü, evet anlamında başını sallar.
Uzattığı otopark makbuzunun üzerinde o ülkenin diliyle "Minez neb nig" ve arkasında da "Muru neb sec" yazmaktadır.
Görevli, "Size bir haberim var. O kadın bir sahtekâr. Üstelik hasta bir çocuğu da yok! Sizi fena halde kandırmış arkadaşım, der.
Golfçü; "Yani ortada ölümü bekleyen bir bebek yok mu?" diye sorar.
"Hayır, yok" diye cevap alınca da
"işte bu, bu hafta duyduğum en iyi haber" der.
Son Dakika › Güncel › Ağrısı Olanlar İçin Hipnotik Öykü - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.