Çözüm süreci kapsamında oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi grubu tarafından dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verilen 38 sayfalık raporda çarpıcı tespitler yer aldı. Bugünkü çözüm sürecinin başarısında, Oslo süreci tecrübesinin payının büyük olduğu vurgulanan raporda, "Kürt meselesinde 'sorun,' devletin Kürtlere yönelik izlediği ret, inkar ve asimilasyon politikaları olmakla birlikte, 'çözüm', sadece bu politikaların terk edilmesiyle sağlanacak gibi gözükmemektedir. Kürtler açısından kalıcı bir çözüm için, siyasi ve hukuki sistemin, özgürlük ve eşitlik temelinde adeta yeniden dizayn edilmesi şarttır. Bunun da ciddi bir toplumsal uzlaşıyı gerektirdiği açıktır" denildi.
Dolmabahçe Sarayında dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sunulan Akil İnsanlar Heyeti Güneydoğu Anadolu Grubu raporunda çarpıcı tespitler yer aldı. Yılmaz Enseroğlu'nun başkanlığını yaptığı ve sanatçı Yılmaz Erdoğan'ın da yer aldığı heyetin hazırladığı 38 sayfalık raporda, Kürt sorununun çözümü için geçmişte yapılan girişimler de anlatıldı.
'ÇÖZÜM SÜRECİNDE OSLO TECRÜBESİNİN PAYI BÜYÜK'
Oslo sürecinin anlatıldığı bölümde, Oslo sürecinin, devletin PKK ile görüşmesini normalleştirmenin yanında, tarafların birbirlerini tanımalarını ve taleplerini öğrenmelerini de sağladığı belirtildi. Raporda, "Aslında bugünlerde yaşanan son çözüm/barış süreci de, yeni başlayan bir süreç olmaktan çok, Oslo'nun sağladığı deneyim ve birikimin üzerine bina edilen bir süreçtir. Bir başka ifadeyle, bugün eğer çözüm süreci başarılı bir biçimde yürüyorsa, bunda, Oslo süreci tecrübesinin büyük bir pay ve etki sahibi olduğunu ifade etmek gerekir. Oslo sürecinin kesintiye uğramasından bir süre sonra, yapılan görüşmelerden birinin ses kayıtları internete düştü ve böylece, devletin PKK ve Öcalan'la doğrudan muhatap olması ilk kez aleniyet kazandı. Toplum bu görüşmelerden haberdar olduğunda büyük tepki vermedi, ancak devlet içinde bu girişimlerden rahatsızlık duyanlar oldu. Bu bağlamda, 7 Şubat 2012 günü Oslo görüşmelerini yapan MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve MİT'in eski yöneticileri gözaltına alınmak istendi" denildi.
'TOPLANTILARDA KONUŞULMAYAN TEK ŞEY BAYRAK, SINIR VE BÖLÜNME OLMUŞTUR'
Akil insanlar Heyeti Güneydoğu Anadolu Bölgesi grubunun raporunun 'Genel değerlendirme' başlığı adı altında verilen bölümünde ise, Güneydoğu'da hangi kimlikten veya ideolojiden olursa olsun, herkesin barış sürecinden yana olduğu ve bunu zihniyet olarak desteklediğini ifade edildi.
Ancak, hemen herkesin, barışın getireceği yeni düzene nasıl adapte olacağı ve diğer aktörlerin nasıl davranacağı konusunda endişe ve tereddütlere sahip olduğu belirtilen raporun bu bölümünde, "Öte yandan, bu endişeler kırılmalara değil, yeni bir konuşma/paylaşma kültürüne gönderme yapmaktadır. Sonuçta, Güneydoğu için 'barış', günlük hayatı yeni baştan kurgulayacak reel ve radikal bir dönüşüm anlamına gelmekte ve büyük bir umut ve coşku ile karşılanmaktadır. Dolayısıyla Kürtler, ülkenin batısında yaşanan 'ayrılma' ve 'bölünme' tartışmalarını yadırgamaktadırlar. Nitekim uzun toplantılarımızda konuşulmayan belki de tek şey bayrak, sınır, bölünme ve benzeri konular olmuştur" denildi.
'ÇÖZÜM SÜRECİNİ RİSKE SOKACAK TOPLUMSAL ÇATIŞMALARA İZİN VERİLMEMELİ
Raporun sonuç bölümünde ise şöyle denildi:
"Yaşanmışlıklardan kaynaklanan nedenlerle çözüm sürecine en fazla destek veren Güneydoğu'da, sürece yönelik umut ve beklenti düzeyi çok yüksektir. Bununla birlikte, bölge insanı, tarihi tecrübelerin yarattığı devlete yönelik derin güvensizlik hissi nedeniyle, çözüm sürecine dair kaygılar da taşımaktadır. Kaygıların ana eksenini ise, sürecin kesintiye uğraması oluşturmaktadır. Çözüm sürecinin ilk günlerinde çok daha fazla olan bu endişelerin, sürecin bugüne kadar başarılı ilerlemesiyle önemli ölçüde azaldığını ve dikkatlerin artık Hükümetin demokratikleşme doğrultusunda gerçekleştireceği kapsamlı reformlar üzerinde toplandığını belirtmek gerekmektedir. Bu nedenle, Hükümetin, çözüme dair kararlılığını bir kez daha vurgulayarak, sembolik değeri olan adımları bir an önce atması ve yapacağı düzenlemeleri açıklaması, hem sürecin zarar görmemesi, hem de Hükümetin sürece ne ölçüde sahip çıktığı konusunda var olan kuşkuları bertaraf etmek açısından büyük önem taşımaktadır. Kürt meselesinde 'sorun,' devletin Kürtlere yönelik izlediği ret, inkar ve asimilasyon politikaları olmakla birlikte, 'çözüm', sadece bu politikaların terk edilmesiyle sağlanacak gibi gözükmemektedir. Kürtler açısından kalıcı bir çözüm için, siyasi ve hukuki sistemin, özgürlük ve eşitlik temelinde adeta yeniden dizayn edilmesi şarttır. Bunun da ciddi bir toplumsal uzlaşıyı gerektirdiği açıktır. Ne var ki, son günlerde Gezi Parkı vesilesiyle yaşanan olaylar ya da Alevilerin hak ve özgürlük talepleri üzerinden toplumda yeni bir laik-dindar kırılması yaratılmak istenmektedir. Çözüm sürecinin, bütün toplumu kuşatan kalıcı bir barışla sonuçlanmasını riske sokacak bu tür toplumsal çatışmalara izin vermemek ve farklı kesimlerin taleplerini gözeterek süreci yürütmek gerekmektedir." - Diyarbakır
Son Dakika › Güncel › Kalıcı Çözüm İçin Siyasi ve Hukuki Dizayn Şart - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.