Anayasa Mahkemesi'nden Bakaya Kararı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Anayasa Mahkemesi'nden Bakaya Kararı

Anayasa Mahkemesi\'nden Bakaya Kararı
10.10.2013 11:14

Anayasa Mahkemesi, Askeri Ceza Kanununun, "yoklama kaçağı, bakaya, saklı ve firar fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin veya bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeye başlatılması"na ilişkin...

Anayasa Mahkemesi, Askeri Ceza Kanununun, "yoklama kaçağı, bakaya, saklı ve firar fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin veya bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeye başlatılması"na ilişkin hükmünü oy birliğiyle iptal etti. Gerekçede, düzenlemenin kişileri, işledikleri suçlarla orantısız ve makul olmayan bir süre içinde davalarının ne şekilde sonuçlanacağı endişesiyle de yaşamak durumunda bıraktığının vurgulandı.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi ile Askeri Yargıtay Daireler Kurulu 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 2862 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle değiştirilen 49. maddesinin (A) fıkrasının "...bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeye başlar" bölümünün, Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak, Anayasa Mahkemesine başvurdu. Davayı esastan sonuçlandıran Anayasa Mahkemesi, "bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeye başlar" ibaresini oy birliğiyle iptal etti. Yüksek Mahkeme'nin iptal kararının gerekçesi Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Kararın gerekçesinde, kanun koyucunun, zamanaşımı kurumunu düzenlerken hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülük ilkesi ile bağlı olduğu belirtildi. Ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğunun ifade edildiği gerekçede, ölçülülük ilkesiyle devletin, cezalandırmanın sağladığı kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir dengeyi sağlamakla yükümlü olduğunun altı çizildi. Düzenlemenin askeri disiplinin tesisinde zafiyeti önlemek amacıyla getirildiğinin kaydedildiği gerekçede, "yoklama kaçağı, bakaya, saklı ve firar"

suçları işleyenler açısından dava zamanaşımı süresinin, failin yakalanmak veya kıtasına kendiliğinden katılmak suretiyle askeri hiyerarşi ve disiplin altına girdiği tarihten ya da idarece disiplin altına girmesine gerek görülmeyerek resen ilişiğinin kesildiği tarihten başlatılmayıp, bizzat girdiği taahhüdün bittiği tarihten itibaren başlatılmasının, askeri disiplinin sağlanması açısından gerekli ve elverişli bir tedbir olarak değerlendirilemeyeceği kaydedildi. Düzenlemenin kişileri, işledikleri suçlarla orantısız ve makul olmayan bir süre içinde davalarının ne şekilde sonuçlanacağı endişesiyle de yaşamak durumunda bıraktığının vurgulandığı gerekçede, "Maddede sayılan suçların ağırlığını, öngörülen ceza sürelerini, cezadan beklenen sosyal faydanın zaman içinde azalacağını dikkate almaması, disiplinin yeniden tesisine etkin bir katkı sağlamayacak olmasına rağmen faili uzun ve aynı zamanda belirsiz olan süre ile ceza tehdidi altında bırakması nedeniyle kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge oluşturduğu söylenemeyeceğinden bu yönüyle de ölçülülük ilkesine aykırıdır" denildi. Yüksek Mahkeme, 1632 sayılı Kanun'un 2862 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile değiştirilen 49. maddesinin (A) fıkrasında yer alan "bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeye başlar" ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan fıkranın kalan bölümünün de, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptal etti.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Anayasa Mahkemesi'nden Bakaya Kararı - Son Dakika


Advertisement