AP'li Andrews, von der Leyen'i İsrail konusunda sorumluluktan kaçmakla suçladı - Son Dakika
Son Dakika Logo

AP'li Andrews, von der Leyen'i İsrail konusunda sorumluluktan kaçmakla suçladı

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle

Avrupa Parlamentosunun İrlandalı üyesi Barry Andrews, Komisyon Başkanı von der Leyen'in İsrail konusundaki görüş ayrılıklarını gerekçe göstererek sorumluluktan kaçamayacağını belirtti. Andrews, yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticaretin AB genelinde yasaklanması gerektiğini, aksi halde Avrupa'nın kendi tercihiyle etkisiz kaldığını söyledi.

Avrupa Parlamentosunun (AP) İrlandalı üyesi Barry Andrews, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in İsrail konusunda üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını gerekçe göstererek sorumluluktan kaçamayacağını ve işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticarete karşı ulusal tedbirler yerine Birlik genelinde yasak uygulanması gerektiğini belirtti.

Andrews, von der Leyen'in dün AP Genel Kurulunda yıllık Birliğin Durumu konuşmasında Filistin'e ilişkin verdiği mesajları ve AB'nin işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleri karşısında atabileceği adımları AA muhabirine değerlendirdi.

Konuşmadan bir gün önce 113 AP üyesiyle birlikte von der Leyen'e gönderilen ortak mektuba imza atan Andrews, Komisyon Başkanı'nın E1 bölgesinde 1200 yeni konut inşasına yönelik ihaleyi "tamamen kabul edilemez" olarak nitelendirmesini olumlu bulduğunu ancak konuşmanın genelinden "hayal kırıklığı" duyduğunu söyledi.

Andrews, "E1 bölgesinde 1200 yeni konut inşasına yönelik ve Doğu Kudüs'ü bölecek ihaleyi tamamen kabul edilemez olarak nitelendirdi. Bunu söylediğinde Genel Kurul salonunda çok güçlü bir alkış aldı ancak ardından Avrupa'da görüş ayrılıkları olduğunu söyleyerek herhangi bir girişimde bulunma sorumluluğundan sıyrıldı." dedi.

AB içindeki anlaşmazlıkların Komisyonun teklif hazırlamasına engel olmadığını vurgulayan Andrews, şöyle devam etti:

"Biz ondan bir teklif sunmasını istiyoruz. Teklif masaya konulduktan sonra bu görüş ayrılıklarını ele alabiliriz. Avrupa'da her konuda ayrılık var. Göç, iklim ve enerji konularında da ayrılıklar var ancak Komisyon yine de teklifler sunuyor."

Von der Leyen'in İsrail ve Filistin politikasında Almanya'nın ulusal hassasiyetlerinden fazlasıyla etkilendiğini savunan Andrews, "Özellikle Orta Doğu ve Batı Şeria söz konusu olduğunda, açıkçası onun önce Avrupalı, sonra Alman olmasını isterdim." ifadesini kullandı.

Almanya'nın bu konudaki hassasiyetlerinin "meşru" olduğunu dile getiren Andrews, von der Leyen'in tüm Avrupa adına kritik liderlik görevini üstlendiğini gözden kaçırdığı değerlendirmesinde bulundu.

Andrews, "Batı Şeria'da yaşananlara ilişkin rahatsızlık sıradan Avrupalılar arasında çok güçlü. Ne yazık ki bu rahatsızlık, von der Leyen'den gördüğümüz liderliğe yansımıyor." diye konuştu.

"Avrupa kendi tercihiyle etkisiz kalıyor"

Andrews, 113 AP üyesinin imzasını taşıyan mektupla AB Komisyonundan, işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticaretin yasaklanmasına yönelik teklif hazırlamasını istediklerini vurguladı.

Talebin Uluslararası Adalet Divanı (UAD) kararları temelinde doğan yükümlülüklere dayandığını belirten Andrews, "İngiltere, Kanada ve bazı AB üyesi ülkelerin attığı adımları AB'nin de atmasını ve yasa dışı yerleşimlerle ticareti yasaklamasını istedik. Avrupa'nın hukukun üstünlüğü ve özellikle uluslararası hukuk konusunda ciddi olduğunu göstermek için von der Leyen'den bu doğrultuda bir teklif sunmasını talep ettik." dedi.

Birliğin Durumu konuşmasında bu yönde bir girişim açıklanmamasını eleştiren Andrews, "Bugün aldığımız yanıt şu, herhangi bir girişim yok, atalet var. İngiltere ve Kanada'nın attığı adımlar dikkate alındığında Avrupa yalnızlaşmış durumda. Avrupa kendi tercihiyle etkisiz kalıyor ve aynı zamanda bölünmüş durumda." şeklinde konuştu.

Filistin devletinin varlığını sürdürebilme imkanının Avrupa politikasının bir parçası olarak korunması gerektiğinin altını çizen Andrews, "Şu anda bu imkan parmaklarımızın arasından kayıp gidiyor. (Von der Leyen'in) konuşma büyük bir hayal kırıklığıydı." ifadesini kullandı.

"Nitelikli çoğunluk yeterliyse teklif getirmemek için hiçbir neden yok"

Komisyonun kullanabileceği hukuki araçlara değinen Andrews, ilk adımın işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklayacak bir düzenleme teklifi sunmak olduğunu söyledi.

Andrews, teklifin hukuki dayanağının, AB'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma'nın ortak ticaret politikasını düzenleyen 207. maddesi olabileceğini belirtti.

Konunun ticaret politikası kapsamında ele alınması halinde 27 üye ülkenin oy birliğine ihtiyaç duyulmayacağını, nitelikli çoğunluğun yeterli olacağını kaydeden Andrews, bu görüşü yüzlerce hukukçu, savunucu ve sivil toplum kuruluşunun değerlendirmeleriyle desteklediklerini anlattı.

Andrews, "Nitelikli çoğunluk yeterliyse teklif getirmemek için hiçbir neden yok. Elbette buna itiraz edilecek ve konu tartışılacak ancak bizim önerdiğimiz yol bu." dedi.

AB'nin daha ileri adımlar atması gerektiğini savunan Andrews, "Güçlü bir mesaj verebilmek için AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınmasını da görmek isterim." diye konuştu.

Von der Leyen'in bir önceki Birliğin Durumu konuşmasında "insan eliyle yaratılan kıtlığa" dikkati çektiğini hatırlatan Andrews, aradan geçen 12 ayda 10 bin Filistinlinin daha hayatını kaybettiğini ve Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından günde ortalama 6 şiddet vakası yaşandığını söyledi.

Andrews, "Biz ise geri adım attık. Liderlikten vazgeçtik ve kendimizi etkisiz hale getirdik. Bu nedenle hayal kırıklığına uğradım." ifadelerini kullandı.

"Nitelikli çoğunluğun önündeki engeller Almanya ve İtalya"

Andrews, işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticaretin AB genelinde yasaklanması için gereken nitelikli çoğunluğun oluşmasını Almanya ve İtalya'nın engellediğini belirtti.

Bu iki ülkeden birinin tutumunu değiştirmesi halinde diğerinin yalnızlaşacağını ve mevcut pozisyonunu korumasının zorlaşacağını savunan Andrews, böylece yasağın kabulü için gereken nitelikli çoğunluğa ulaşılabileceğini söyledi.

İrlanda ve İspanya'nın ulusal düzeyde attığı adımların yanı sıra Belçika ve Hollanda'daki benzer girişimleri de olumlu bulduğunu dile getiren Andrews, tek tek ülkelerin uygulayacağı yasakların AB tek pazarının yapısı nedeniyle sınırlı etki yaratacağına işaret etti.

Andrews, "Yasa dışı yerleşimlerden gelen bir ürün, örneğin Almanya veya Çekya üzerinden Avrupa tek pazarına girdikten sonra bütün AB'de serbestçe dolaşabiliyor. Bu nedenle ikili ticaret yasakları memnuniyet verici olsa da AB genelinde uygulanacak bir yasak kadar etkili değil." dedi.

Kaynak: AA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement