AYM: Müsteşarın Maaşı Yasayla Belirlenmeli - Son Dakika
Son Dakika Logo

AYM: Müsteşarın Maaşı Yasayla Belirlenmeli

22.07.2014 12:29  Güncelleme: 14:20

Anayasa Mahkemesi, müsteşarın maaşının Bakanlar Kurulunca değil, yasayla belirlenmesi gerektiğine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi, hakim ve savcı maaşlarının kıstas aylık olarak başbakanlık müsteşarına bağlanmasının Anayasa'ya aykırı olmadığına, ancak başbakanlık müsteşarının maaşının Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenmesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmetti. Mahkeme, müsteşarın maaşının Bakanlar Kurulu'nca değil, yasayla belirlenmesi gerektiğini belirtti.

Ankara 7. İdare Mahkemesi hakim savcı maaşlarının kıstas olarak başbakanlık müsteşarına (en yüksek devlet memuru) bağlanmasını öngören 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 5536 sayılı Kanununun 1. Maddesiyle değiştirilen 102 maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu düşüncesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Yüksek Mahkeme, hakim ve savcı maaşlarının kıstas aylık olarak başbakanlık müsteşarına bağlanmasının Anayasa'ya aykırı olmadığına, ancak başbakanlık müsteşarının maaşının Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenmesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmetti. Yüksek Mahkemenin kararı resmi gazetede yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girecek. Kararın gerekçesi Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Kurulda 2802 sayılı Kanunda yer alan kıstas aylığının tanımının yapıldığının anımsatıldığı gerekçede, kıstas aylığın en yüksek devlet memuruna mali haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemelerin toplamının brüt tutar olduğu ifade edildi. En yüksek devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarına mali hakları kapsamında fiilen yapılmakta olan ödemelerin neden olduğunun tek tek sayılmadığının gerekçede, en yüksek devlet memurunun mali hakları kapsamında yapılan ödemelerin tümünün esas alınacağının vurgulandığı ve her hangi bir ödeme unsurunun kapsam dışında bırakılamayacağının açıkça belirtildiğine dikkat çekildi. Gerekçede, "2802 sayılı Kanuna tabi kişilerin aykılranın hangi ödeme unsurlarından oluşacağının tek tek sayılmayarak bunun Başbakanlık müsteşarının mali haklarına göre belirlenmesinin amacı, en avantajlı mali haklara sahip oluğu kabul edilen müsteşarın mali standartlarının bu kişiler yönünden de sağlanabilmesidir. Dolayısıyla Başbakanlık Müsteşarına yapılacak ödemelerin kuralda tek tek veya ismen sayılması ilerde müsteşara yapılan ödemelere yeni bir ödeme unsuru eklendiğinde bundan 2802 sayılı Kanuna tabi kişilerin yararlanamaması sonucunu doğuracaktır ki bunun kuralın konuluş amacıyla örtüşmeyeceği açıktır" denildi.

-KANUNLA DÜZENLENMELİ-

Gerekçede, başvuruda itiraz konusu kuralla Başbakanlık merkez teşkilatı kadrosuna atanan sözleşmeli personelin sözleşme usul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödemelerini tespit etme yetkisinin Bakanlar Kuruluna bırakıldığı, bu konuların kanunla düzenlenmesi gerektiğinin belirtildiği anımsatıldı. Anayasa'nın 7. Maddesinde "yasama yetkisinin Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez" hükmünün yer aldığının hatırlatıldığı gerekçede, Anayasa'nın 128. maddesinde atıfta bulunuldu. Gerekçede, söz konusu madde de devletin kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceğinin, memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, haklarının ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğinin yer aldığına dikkat çekildi. Anayasa Mahkemesinin içtihatları uyarınca devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişileri bünyesinde genel idare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getiren sözleşmeli personelin, Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen kamu görevlileri kapsamında kaldığının vurgulandığı gerekçede, kamu hizmetinin, geniş tanımıyla, devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların denetim ve gözetimleri altında, ortak gereksinimleri karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinlikler olduğu vurgulandı.

-HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLER, AYLIK VE ÖDENEKLER KANUNLA DÜZENLENMELİ-

3056 sayılı Kanun'da, Başbakanın, Bakanlar Kurulunun Başkanı, bakanlıkların ve Başbakanlık teşkilatının en üst amiri olduğu, Başbakanlık teşkilatının Anayasa ve kanunlarla Başbakana verilen görevleri yerine getirmek için kurulduğu ve devlet teşkilatının düzenli bir şekilde işlemesini temin etmenin Başbakanlığın görevi olduğunun ifade edildiğinin anlatıldığı gerekçede, şöyle denildi:

"Devlet kamu tüzel kişiliği içinde yer alan Başbakanlığa, Anayasa ve kanunlarla verilen görevlerin, genel ve ortak ihtiyaçları karşılamak amacıyla yapılan asli ve sürekli kamu hizmeti olduğunda kuşku yoktur. Dolayısıyla, Başbakanlığın genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli görevlerini yerine getiren sözleşmeli personelinin de Anayasanın 128. maddesinde belirtilen kamu görevlileri kapsamında kaldığı açıktır. Esasen Müsteşarın sözleşmeli olarak çalıştırılması, yürüttüğü görevlerin niteliğinde bir değişikliğe neden olmadığından her şartta Anayasanın 128. maddesi kapsamında kamu görevlisi olarak değerlendirilmesini gerektirmekte olup bu statüdeki personelin hak ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi gerekmektedir."

-BAŞBAKANLIK MÜSTEŞARININ MAAŞI GENİŞ KAMU GÖREVLİSİ KESİMİNİ İLGİLENDİRMEKTE-

Anayasa'nın 7. Maddesine göre kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesinin mümkün olmadığının vurgulandığı açıklamada, "Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının Anayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi gerekir. Ancak bu koşulla uzmanlık ve teknik konulara ilişkin hususların belirlenmesi yürütme organının takdirine bırakılabilir" denildi. Gerekçede, kamu görevlisi olduğu hususunda tereddüt bulunmayan Başbakanlık Müsteşarının sözleşme usul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödemelerine ilişkin olarak yasayla herhangi bir düzenleme yapılmadan yetkinin Bakanlar Kuruluna bırakılmasının, kamu görevlilerinin özlük haklarının kanunla düzenlenmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkeye aykırılık teşkil ettiği ve yasama yetkisinin devrine neden olduğu vurgulandı. Başbakanlık Müsteşarının Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen mali hakların sadece kendisini ilgilendirmediğinin altı çizilen gerekçede, şöyle denildi:

"3671 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanun, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu, 357 sayılı Askeri Hâkimler Kanunu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve diğer mevzuat gereği Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin, tüm yüksek yargı kurumlan başkan ve üyeleriyle başsavcı, başsavcı vekillerinin; askeri hâkimler de dâhil olmak üzere tüm hâkim ve savcılar ile bu meslekten sayılan görevlerde çalışanların; Sayıştay Başkanı, daire başkanları ve üyeleriyle Rekabet Kurumunun başkan ve üyeleri gibi çok geniş bir kamu görevlisi kesiminin mali haklarını da etkilemektedir. Dolayısıyla bu konuya ilişkin olarak kanunla temel kuralların ve yasal çerçevenin belirlenmemesi, Anayasa'nın 128. maddesindeki güvencenin, sadece Başbakanlık Müsteşarı yönünden değil belirtilen geniş kamu görevlisi kesimi yönünden de sağlanamaması sonucunu doğurmaktadır."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel AYM: Müsteşarın Maaşı Yasayla Belirlenmeli - Son Dakika


Advertisement