Bakan Bağış, Süddeutsche Zeitung'a Mülakat Verdi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Bakan Bağış, Süddeutsche Zeitung'a Mülakat Verdi

Bakan Bağış, Süddeutsche Zeitung\'a Mülakat Verdi
28.08.2012 12:19

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, bir Alman mahkemesinin sünneti yaralama suçu olarak kabul edip yasaklamasının, Almanya'daki Müslümanlar ve Musevilerin temel hak ve özgürlük alanlarından birine açık tecavüz olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen

Bağış, bir Alman mahkemesinin sünneti yaralama suçu olarak kabul edip

yasaklamasının, Almanya'daki Müslümanlar ve Musevilerin temel hak ve özgürlük

alanlarından birine açık tecavüz olduğunu söyledi.

Bakan Bağış, Süddeutsche Zeitung gazetesinde yer alan "İnanç İçin Özgürlük"

başlıklı makalesinde, din özgürlüğünün dünyada açıkça belirlenmiş bir dizi yasa

ve uluslararası sözleşme ile korunduğunu hatırlattı.

Temel hak olarak din özgürlüğünün Alman Anayasası'nın 4. maddesiyle de

kayıtsız şartsız garanti altına alındığını ifade eden Bağış, "En azından öyle

olduğu düşünülmektedir" dedi.

Türkiye'nin Almanya'da, "dinin şartlarının kimseyi rahatsız edilmeden yerine

getirilmesinin" artık kayıtsız, şartsız gerçekleşemediğini hayretle

gözlemlediğini vurgulayan Bağış, Haziran ayında Köln Eyalet Mahkemesi'nin sünneti

cezalık bir yaralama suçu saymasından beri, din özgürlüğünün uygulanma

samimiyetinin şüphe uyandırdığını kaydetti.

Mahkemenin bu kararının yargıçların yorum hatası olarak kabul

edilemeyeceğinin açık olduğunu ifade eden Bağış, bu kararın, Federal Almanya

Cumhuriyeti'nin temel hak ve özgürlüklere olan bağlılığının sorgulanmasına neden

olduğunu bildirdi. Bağış, şunları kaydetti:

"Bir Alman mahkemesinin sünneti yaralama suçu olarak kabul edip yasaklaması,

Almanya'daki Müslümanlar ve Musevilerin temel hak ve özgürlük alanlarından birine

açık tecavüzdür. Bu bir vicdan özgürlüğü meselesidir. İnancın sınırlarını

mahkemeler çizmemelidir. Bu karar, yasayla korunan dini uygulama özgürlüğüne

karşı tam bir çelişki teşkil etmektedir.

Sünneti yaralama olarak nitelendirmek, büyük bir kültürel ve tarihi

bilgisizlik göstergesidir. Zira sünnet, İslamiyetin olduğu gibi Museviliğin de

ayrılmaz bir parçasıdır. Müslümanlar ve Museviler için sünnet müzakere edilebilir

bir ritüel değildir. Avrupa'da hahamlar bu karar için boşuna 'soykırım sonrası

Musevi yaşamına en ciddi müdahale' demiyorlar."

Kararın verildiği gün Berlin'de, dostu Almanya Dışişleri Bakanı Guido

Westerwelle'nin de aralarında olduğu liderlerle görüşmelerde bulunduğunu belirten

Bağış, Westerwelle'ye de Köln Eyalet Mahkemesi'nin kararını kınadığını

söylediğini aktardı.

-Merkel'in sözleri-

Westerwelle'nin, Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetinin paylaşıldığı ve

konunun duyarlı bir şekilde ele alınacağı hususlarında güvence verdiğini kaydeden

Bağış, öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel'in, Almanya'nın sünnet

yasağıyla kendisini komik duruma düşüreceği konusunda uyarıda bulunduğunu ve söz

konusu beyanında "Almanya'nın dünya üzerinde Yahudilerin kendi geleneklerini

uygulayamadığı tek ülke olmasını istemediğini" vurguladığını aktardı. Bağış,

şöyle devam etti:

"Sayın Şansölye bu konuda haklıdır. Ancak, Şansölye Merkel'in bu duygu ve

düşüncelere beş milyon Müslüman vatandaşını da katmasını umardım. Sonuçta sünnet,

İslam dininin de gereklerinden biridir. Ayrıca bu tarz bir dayanışma mesajının

Şansölye'den gelmesi, Avrupa kıtasında giderek artan İslam düşmanlığına karşı

önemli bir işaret olurdu.

Bu bağlamda sünneti yaralama olarak değerlendiren hakimlerin nesnelliğini

sorguluyorum. Eğer hakimlerin asıl niyeti bir çocuğun vücut bütünlüğünü ve dini

özgürlüklerini korumak olsaydı, Hristiyanlığın gerekliliklerinden olan vaftizi de

suda boğulma riski nedeniyle bu karara eklemeleri gerekirdi. Köln Eyalet

Mahkemesinin kararı birçok Avrupa ülkesinin, toplumlarında artan kültürel ve dini

çeşitlilik karşısında ne kadar zorlandıklarının göstergesidir.

Böyle bir mahkeme kararı ancak ve ancak artmakta olan İslam korkusunun ve

antisemitik unsurların elini güçlendirir. Makul olmayan mahkeme kararları,

büyüyen sosyal hoşgörüsüzlüğü teşvik için kötüye alet edilmemelidir. Bu nedenle,

kültürel ve dini konularda yetkilileri daha duyarlı olmaya davet ediyorum."

-'Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir'-

Almanya'nın borç krizindeki anahtar rolünün, bütün dünyada tanındığına ve

takdir edildiğine işaret eden Bağış, yalnız bu rol modelin sadece finansal

krizlerle sınırlı kalmaması, dini ve kültürel hoşgörü alanlarında da kendini

göstermesi gerektiğini belirtti.

Aslında tam da yakın tarihi nedeniyle Almanya'nın bu konuda bayrağı taşıması

gerektiğine dikkati çeken Bağış, Köln Eyalet Mahkemesi'nin kararının bu noktada

hiç yardımcı olmayacağını vurguladı. Bağış, şunları kaydetti:

"Alman edebiyat ve düşünce dünyasının simge isimlerinden Goethe, 'Gözlerin

açık diye gördüğünü mü sanıyorsun?' diye sorar. Aynı şekilde Türkiye'nin büyük

düşünürü ve mutasavvıfı Mevlana: 'İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey

görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir' der.

Medeniyetlerimizin bu simge isimleri, sorunların üzerine gitmek yerine,

onları görmezden gelenler için yüzyıllar öncesinden çok önemli uyarılar

yapmışlar. Bugün hala Avrupa coğrafyasında İslam korkusu üzerinden istismar

siyaseti yürütenler ve ayrılıkçı zihniyetler için bu uyarıları tekrar

hatırlatıyoruz.

Türkiye ve Almanya bu uyarıyı ortak sesle, ortak eyleme dönüştürecek vizyon

ve işbirliğine sahiptir. Bu bakımdan Almanya'da yaklaşık beş milyonluk Müslüman

nüfusun varlığı büyük bir imkan sunmaktadır. Alman makamlarının, Müslümanları

Alman toplumunun vazgeçilmez parçası olarak gören yaklaşımları elbette memnuniyet

vericidir. Ancak ülkedeki Müslüman ve Türk nüfusun taleplerinden, halen çözülmesi

gereken sorunlar olduğu anlaşılmaktadır. Ne yazık ki Köln Mahkemesi'nin sünneti

yasaklayan kararı bu açıdan Alman makamlarının da işini zorlaştırmıştır."

-"Azınlıklara karşı hoşgörü için saygı ve anlayış şarttır"-

Her hukuk devletinde olduğu gibi Almanya'da da toplum düzeninin bozulmaması

için belli başlı kurallar olması gerektiğini, ancak dini yaşama özgürlüğünün

mahkeme kurallarıyla belirlenmemesi gerektiğini ifade eden Bağış, bu kararın, ilk

kez eski İçişleri Bakanı Wolggang Schauble tarafından toplanan İslam

Konferansı'nda varılan sonuçların hatırlanması ve dikkate alınması gerektiğini de

vurguladığını kaydetti.

Almanya'da toplanan İslam Konferansı'yla birlikte Almanya ve Bakan

Schauble'ın bütün Avrupa ülkelerine açık bir sinyal gönderdiklerini belirten

Bağış, bu mesajın, İslam ve Müslümanların Avrupa'nın kalıcı ve önemli

parçalarından biri haline geldiği yönünde olduğunu anımsattı. Bağış, "Bu mesajın

unutulmaya başlaması üzüntü vericidir. Azınlıklara karşı hoşgörü için saygı ve

anlayış şarttır. İslamiyet ve kuralları hakkında büyük bir cehalet içerisinde

alındığı belli olan Köln Eyalet Mahkemesi'nin kararı bu güzel sıfatlardan

yoksundur. İnşallah bu hata kalıcı Alman içtihadında kendine yer bulamaz" dedi.

Muhabir: Murat Ünlü

Yayıncı: Göksel Sözer - ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Bakan Bağış, Süddeutsche Zeitung'a Mülakat Verdi - Son Dakika


Advertisement