Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, cezaevlerinde süren açlık grevinin gerekçelerinin Ak Parti'nin gösterdiği yapıcı tavır nedeniyle geçerliliğini yitirdiğini belirterek, "Atılan adımlara karşı anlamsız bir grevi devam ettirmek niyetinde olursanız her şeyi yapmış, vicdanen de sorumlu olmayacağımız bir noktada kendimizi kabul ederiz" dedi Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, cezaevlerinde süren açlık grevinin gerekçelerinin Ak Parti'nin gösterdiği yapıcı tavır nedeniyle geçerliliğini yitirdiğini belirterek, "Atılan adımlara karşı anlamsız bir grevi devam ettirmek niyetinde olursanız her şeyi yapmış, vicdanen de sorumlu olmayacağımız bir noktada kendimizi kabul ederiz" dedi.
Bakanlar Kurulu sonrasında yaptığı açıklamaların ardından soruları yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, açlık grevi yapanların bugün 54. güne geldiklerini belirtti ve "Başlıca 3 talepleri var. Bu taleplerin üçü de kendi konumlarıyla ilgili değil. Geçmişte buna benzer eylemler yapıldığında cezaevi şartlarının olumsuzluğundan ve kötü muameleden bahsedilir, talepler sıralanırdı. Bu taleplerin tamı siyasi ideolojik talepler olarak görmek mümkün. Bir farkındalık yaratmak, belli konulara dikkat çekmek istedikleri görülüyor" dedi.
-"BİR TECRİTTEN BAHSEDİLEMEZ"-
Açlık grevi yapanların taleplerinin örgütle ve siyasi düşünceleriyle bağlantılı olduğunu kaydeden Arınç, "Bu talepler 3 noktada toplanıyor. Bir tanesi İmralı'da hükümlü olarak bulunan Abdullah Öcalan'a uygulanan hukuksuz tecridin son bulması. İkincisi, Kürt kimliği ve Kürtçe anadilde eğitim ve savunma hakkının sağlanması. Üçüncüsü de siyasi, yargısal, psikolojik saldırılara son verilmesi şeklinde özetlenebilir" diye konuştu. Arınç bu üç konuyla ilgili olarak açlık grevi yapılmasının mantıksal, hukuksal ve vicdani dayanağı olmadığını belirtti. İmralı'da kalan Öcalan'ın ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olduğunu, Öcalan'ın tecrit edilmesinden bahsedilemeyeceğini belirten Arınç, Öcalan'ın son 2-2.5 yıldır kendisiyle aynı konumdaki kişilerle birlikte cezasını çektiğini, onlarla görüşebildiğini ifade etti.
Öcalan'ın bir ara istemedi için yakınlarıyla görüşmediğini buna karşın şu an istediği zaman bu hakka sahip olduğunu belirten Arınç, Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmelerinin iki sebeple kesildiğini belirterek şunları anlattı: "Bunlardan bir tanesi avukatlarının bir kısmının başka davalar sebebiyle tutuklu ya da hükümlü bulunmasıdır. İkincisi, kendi sözlerini dışarıya yanlış aksettirdiği iddiasıyla kendisinin avukatlarıyla görüşmeme isteğidir. Bir tecritten bahsedilemez."
-"PROPAGANDA MALZEMESİ OLMASIN"-
Abdullah Öcalan'ın müebbet hapse mahkum olsa da gerek Türk hukukunun gerekse uluslararası hukukun koruması altında olduğunu söyleyen Arınç bunun bir propaganda malzemesi haline getirilmemesi gerektiğini kaydetti. Arınç, "Abdullah Öcalan herhangi bir konuda avukatlarıyla görüşmeyi arzu ederse bu imkanın Adalet Bakanlığı tarafından sağlanması mümkün olabilir" diye konuştu ve açlık grevinin bu dayanağının geçerli sebeplere dayanmadığını ifade etti.
-"KANITI HAKKIMDAKİ GENSORU"-
Açlık grevlerinin ikinci gerekçesinin inkar politikaları olduğunu hatırlatan Arınç, AK Parti döneminde inkar politikalarına son verildiğini, Kürtçe'nin ve Kürt kimliğinin inkarının ortadan kalktığını hatırlattı ve şunları söyledi: "Kongreden 1 gün önce MHP, benim de içinde bulunduğum bazı bakanlar hakkında 6 gensoru önergesi verdi. Ne kadar ciddi olduklarını TBMM'de tartışacağız. Bunlardan özellikle benimle ilgili verilen gensoru önergesinde, bizim ret ve inkar politikalarını ortadan kaldırmamız sebebiyle gensoru verildiğini sözlerime eklemek istiyorum. Yani bu o kadar büyük bir gerçektir ki bunu bağışlanmaz bir kusur olarak gören bir siyasi parti hakkımızda gensoru önergesi vermiştir."
-"ANADİLDE SAVUNMA İÇİN İKİ SEÇENEKLİ TEKLİF"-
AK Parti'nin Büyük Kongresi'nde sunulan 63 maddelik siyaset vizyonunda anadilde savunma yasağının kaldırılacağının, anadilde kamu hizmetlerine erişimin sağlanacağının belirtildiğini hatırlattı. Bu konuda Adalet Bakanlığı'nın çalışmasını sürdürdüğünü ve bu çalışmanın Bakanlar Kurulu'nda görüşüldüğünü söyleyen Arınç, şunları söyledi:
"Bu çalışma CMK'nın 202. maddesine eklenecek bir fıkradır. 202. madde tercüman bulundurulacak halleri kapsamaktadır. Bu yıllardan beri yürürlükte olan bir maddedir. Bu maddede sanık ya da mağdur, meramını anlatacak ölçüde Türkçe bilmiyorsa mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ya da savunmaya ilişkin noktalar kendisine tercüme edilmektedir. Şimdi eklenecek fıkrayla da "kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde savunma yapabileceği ve bu beyana mahkemelerin uymak zorunda olduğu" şeklinde iki seçenekli bir teklif hazırlanmıştır. Adalet Bakanımıza bunu geliştirmesi ve süratle yasalaşmak üzere TBMM'ye sevk edilmesi konusunda Sayın Başbakanımız talimat vermişlerdir."
-"KÜRTÇE BİLMEDİKLERİ ORTAYA ÇIKACAK"-
AK Parti'nin anadillerin yaşamasını ve konuşulmasını bir hak olarak gördüğünü ifade eden Arınç, anadilde savunmayla ilgili olarak da "Pek çoğunun siyasi amaçla bunu istismar ettiğini bildiğimiz halde göreceksiniz, "Ben Kürtçe savunma yapmak istiyorum' diyenlerin Kürtçe bilmediği de ortaya çıkacak. Ama isterlerse savunmalarını o dilde bir tercüman marifetiyle d yapabileceklerdir" değerlendirmesinde bulundu.
-"VİCDANİ SORUMLULUK DUYMAYIZ"-
Açlık grevlerinde öne sunulan taleplerin haklı olsun haksız olsun iktidar tarafından dinlendiğini, anayasal boyut içinde yapılabilecek her şeyin yerine getirildiğini, bu talepler için açlık grevi yapılmasına gerek olmadığını belirtti. Arınç, "Bunları isterlerse parlamentodaki tüm milletvekillerimiz üzerinden ortaya koyabilirler, isterlerse STK'lar aracılığıyla bunu yağabilirler, isterlerse mektup yazarak, sözlerini tüm Türkiye'ye duyurarak "Biz bunu istiyoruz' diyebilirler" dedi. Hükümet olarak hayat hakkının kutsallığını bildiklerini ifade eden Arınç, "Bu grevi sürdürenleri yurttaşlarımız olarak görüyoruz. Taleplerinizi duyduk, taleplerinizin farkındayız. Sizin taleplerinizi daha demokratik usullerle ortaya koymanız mümkün. Bunları alır ve inceleriz. Ama hükümet olarak vermemiz mümkün olmayan kararları Parlamento önüne getiririz. Biz de bir hukuk devleti olarak anayasayla ve hukukla bağlıyız" ifadelerini kullandı. Yeni anayasa sürecine dikkat çeken Arınç, açlık grevi yapanlara yakınları ve tüm milleti üzecek bir sonuca gitmemeleri çağrısında bulundu. "Grevi sürdürmek niyetinde olan yurttaşlarıma seslenmek istiyorum. Söylediğiniz konuları bütün Türkiye biliyor. Bunu yerine getirecek olan hükümet ya da parlamentodur. Yerine gelir ya da gelmez. Konuşulur ya da tartışılır. Ama bu konular Türkiye'nin gündeminde olmaya devam ettikçe, bu konuda herkes adım atmak zorundadır" diyen Arınç, açlık grevi yapanların bundan vazgeçmesini istedi ve "Bu konuda anlayış gösterin. Atılan adımlara karşı anlamsız bir grevi devam ettirmek niyetinde olursanız her şeyi yapmış, vicdanen de sorumlu olmayacağımız bir noktada kendimizi kabul ederiz. Kılınıza zarar gelsin istemiyoruz, bizi üzmeyin" dedi.
-OKULLARA TOPLUM YARARINA ÇALIŞMAYLA GÜVENLİK-
AK Parti'nin Kızılcahamam kampında doğudaki okullara yapılan terör saldırılarına karşı okullarda güvenlik önlemlerinin artırılmasıyla ilgili bir konunun gündeme gelip gelmediğiyle ilgili soru üzerine de Arınç, "Toplum yararına çalışma diye 4-5 yıldır devam eden bir konu var. Önce 6 aydı, sonra 9 ay oldu. Ücret verilerek kurumlarda insanlar çalıştırılmaya başlandı. Bir arkadaşımız bunların bir kısmının özel güvenlik olup olamayacağını sorması üzerine bu konu gündeme geldi. Bilindiği gibi özel güvenlik kursları var ve onların bir kısmı silahlı, bir kısmı silahsız sertifika veriyor. Sertifika sahibi olanlar varsa onlardan bu amaçla da istifade edilebileceği söylenmişti. Bir düşünce olarak konuşuldu, ben olumlu olduğunu düşünüyorum" dedi.
-"YETKİLİ MAKAM ADALET BAKANLIĞIDIR"-
Arınç, "Başbakan Erdoğan'ın, Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmeyeceğine ilişkin görüşü var. Siz isterse avukatıyla görüşebilir dediniz. Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesinin önündeki yasal engel nedir? Başbakan Erdoğan'ın siyasi tutumunun hukuki bir karşılığı var mı?" diye sorulması üzerine de "Başbakanımızın bu konuyla ilgili sözleri olmuşsa benim sözlerim kapsamında değerlendirin. Ben de bir hukukçuyum. Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olan bir insanın kararı kesinleşmemişse yani dava halen devam ediyorsa avukatlarıyla hukuki istişarelerde bulunmak için görüşme imkanı vardır. Hakkındaki karar kesinleşmişse ki Öcalan hakkındaki karar da böyledir, avukatlarıyla bu konuda görüşmesinin uluslararası hukuk çerçevesinde karşılığı yoktur. Ancak bu kişi başka sebeplerle avukat talep ederse, ola ki ailevi sorunu ya da miras sorunu vardır, çözülmesi gereken başka bir problemi olması halinde o takdirde avukatla görüşme isteğini dilegetirebilir. Şüphesiz bunu Adalet Bakanlığımızın uygun görmesi lazım. Öcalan'ın kendi anadavası kesinleşmekle birlikte başka açılmış süreci devam ettirmeye matuf davları vardı ve bu davalar sebebiyle avukatlarıyla görüşüyordu. O davalar da bitti. İki konu önemlidir: Kendisinin istemesi ve görüşmenin ne amaçla olacağının Adalet Bakanlığı tarafından bilinip bir karar verilmesi gerekecektir. Adalet Bakanlığımız bu konuda tek yetkili mercidir" dedi. Arınç, açlık grevinin bitirilmesi konusunda BDP'lilerin de görüşmeler yapması gerektiğini, böyle bir iş yaparlarsa BDP Milletvekillerine teşekkür edebileceklerini kaydetti. (ANKA/SON)
(OE/OLÇ) - Ankara
Son Dakika › Güncel › Başbakan Yardımcısı Arınç(2): 'Vicdani Sorumluluk Duymayız' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.