Londra Queen Mary Üniversitesinde Siyaset Profesörü olan Tim Bale, Ruanda Planı'nın neden uygulanamayacağını ve İngiltere'de bugün gerçekleşecek seçimlerin plana etkisini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Muhafazakar hükümetin Birleşik Krallık'a sığınma talebinde bulunanların büyük bir kısmını Ruanda'ya sınır dışı etme planı her zaman siyasi düşünmeden ziyade politik tavır alma ve sorunun özüne dair bir atılımdan ziyade sembolik bir çözüm arayışıyla ilgiliydi. ???????
Hükümetin kendini kurtarma çabası
Ruanda Planı ilk olarak 2022 baharında, görünüşte Fransa'dan İngiltere'ye küçük teknelerle geçen göçmenlere karşı hem Muhafazakar Parti milletvekillerinden hem de popülist radikal sağ parti Reform UK Partisinden gelen eleştirileri bertaraf etmek için açıklandı.
Bu açıklama "Partygate" skandalının ardından İngiliz seçmenlerle başı büyük belaya giren eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson tarafından yapılmıştı. Utanç içinde Downing Street'ten ayrılmak zorunda kalmamak için çaresiz kalan Johnson'ın dikkatleri dağıtacak bir şeye ihtiyacı vardı. Ruanda Planı pratikte işe yarayıp yaramayacağından ya da harcanan paranın karşılığını verip vermeyeceğinden bağımsız bir şekilde dikkati dağıtıcı bir plan olarak kurgulanmıştı.
Sonuç olarak, Johnson birkaç ay sonra kaçınılmaz sona boyun eğerek yerini önce başbakanlığı sadece 49 gün süren eski Birleşik Krallık Başbakanı Liz Truss'a, ardından da Başbakan Rishi Sunak'a bıraktığında Ruanda Planı'nın sessizce terk edileceği varsayılıyordu.
Ancak kamuoyunda göç konusundaki endişelerin artmasıyla birlikte hükümet Ruanda Planı'nı insanları Birleşik Krallık'a sığınmaktan caydırmak için araçsallaştırmaya karar verdi. Plana göre Birleşik Krallık'a resmi olarak onaylanan programlarla gelmeyen herkes otomatik olarak yasaları çiğnemiş sayılacaktı. Dahası, Birleşik Krallık'ın İçişleri Bakanı bu kişileri gözaltına almak ve ardından güvenli bir ülkeye, yani Ruanda'ya göndermek için yasal bir görev altında olacaktı. Son olarak, oraya gönderilen her kim olursa olsun sığınma başvurusu kabul edilse bile Birleşik Krallık'a geri dönme hakkı olmayacaktı.
Tahmin edilebileceği üzere, planın bu son özelliği ve Ruanda'nın güvenli bir ülke olarak kabul edilemeyeceği yönündeki endişeler, mülteci ve göçmen yardım kuruluşlarının yanı sıra avukatlar arasında da büyük protestolara neden oldu. Muhalefetteki İşçi Partisi de planı desteklemeyi reddetti. İşçi partisi 2019'daki ezici yenilgisinin ardından geri kazanmayı umduğu seçmenlerin bir kısmının plana desteklerini ifade etmesiyle beraber oylarını bölmemek adına planı esas olarak uygulanabilirlik ve maliyet gerekçeleriyle desteklemedi.
Ancak nihayetinde hükümetin Ruanda'ya herhangi bir uçuş yapmasını engelleyen şey siyasi itirazlardan ziyade hukuki itirazlar oldu. 2022 yazında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kararını takiben, Birleşik Krallık'taki hakimler sınır dışı işlemlerinin son dakikada durdurulmasını emretti. Kasım 2023'te ise Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi yargıçları, Ruanda'nın iltica sisteminin Birleşik Krallık'ın beklediği standartları karşılamadığı gerekçesiyle de olsa, uygulamayı oybirliğiyle hukuka aykırı ilan etti.
Sunak'ın son mücadelesi
Sunak bu gelişmelere Ruanda ile yeni bir anlaşma imzalayarak karşılık verdi. Nisan 2024'te, Birleşik Krallık hükümetinin Ruanda'nın sistemini yeterli ve ülkeyi güvenli bulmasıyla durumun gerçekten de güvenli olduğunu ileri süren tartışmalı bir parlamento yasası olağanüstü bir şekilde kabul edildi. Bu noktada, sınır dışı etme uçuşlarının bu yaz başlayacağı ve Muhafazakarların sonbaharda yapılacak seçimler öncesinde seçmenlere caydırıcı planlarının hazır ve çalışır durumda olduğunu gösterecekleri varsayılıyordu.
Ancak Sunak bunun yerine muhtemelen plan hakkında daha fazla yasal itiraz beklediğinden ve bu itirazlar başarısız olsa bile her yıl Manş Denizi üzerinden "yasa dışı" olarak gelen 10 binlerce kişi yerine başlangıçta sadece birkaç 100 kişiyi barındıracak bir planın aslında "tekneleri durdurmayacağını" bildiğinden, temmuz başında bir seçim çağrısı yaparak herkesi şaşırttı.
İşçi Partisi bu seçimi kolaylıkla kazanacak gibi görünüyor. İşçi Partisi Ruanda Planı'nı uygulamayacağını, bunun yerine Birleşik Krallık'a sığınma taleplerini daha verimli bir şekilde işleme koymaya, göçmenlerin geldikleri ülkelerle bir dizi geri dönüş anlaşması müzakere etmeye ve kaçakçılık çetelerini çökertmeye çalışacağını belirtti.
Sonuç olarak, Birleşik Krallık'a 100 milyonlarca sterline mal olan ve sadece 2 kişinin "gönüllü" olarak Ruanda'ya gittiği Ruanda Planı, adı kötüye çıkan sınır dışı uçuşları gibi, aslında hiçbir zaman hayata geçemeyecek ve ciddi bir siyasetçinin aklına dahi gelmeyecek bir politik atılımdan ibarettir.
Mütercim: Hatice Karahan
[Prof. Tim Bale, Londra Queen Mary Üniversitesinde Siyaset Profesörü ve "Brexit'ten Sonra Muhafazakar Parti: Kargaşa ve Dönüşüm" kitabının yazarıdır.]
Makalelerdeki fikirler, yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son Dakika › Güncel › Ruanda Planı: İngiltere'deki Seçimler Üzerindeki Etkisi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.