CHP'den Şehit Gazeteciler İçin TGS ve TGC'ye Taziye Ziyareti - Son Dakika
Son Dakika Logo
Son Dakika Uygulamayı yükle! YÜKLE

CHP'den Şehit Gazeteciler İçin TGS ve TGC'ye Taziye Ziyareti

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
CHP\'den Şehit Gazeteciler İçin TGS ve TGC\'ye Taziye Ziyareti

CHP Genel Başkan Yardımcısı Akkaya, "Gazeteciler yangın olduğunda sel felaketi yaşandığında, terör olaylarında, savaşta polisten ve sağlık görevlilerinden önce ya da eş zamanlı olarak orada olurlar." dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Akkaya, "Gazeteciler yangın olduğunda sel felaketi yaşandığında, terör olaylarında, savaşta polisten ve sağlık görevlilerinden önce ya da eş zamanlı olarak orada olurlar. Gazetecilerin yıpranma primlerini hak etmesi için ölmesini beklemek kadar vahim bir durum yok"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya ve İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, Van depreminde vefat eden Doğan Haber Ajansı Muhabirleri Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir için Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'ne taziye ziyaretinde bulundu.

İlk olarak TGS Genel Merkezi'nde Genel Başkan Ercan İpekçi'yi, ziyaret eden Akkaya ve Salıcı, taziye dileklerini iletti. Burada bir konuşma yapan Akkaya, "Sorumluların sorumsuz davranışları sonucunda Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz arkadaşlarımız ve onlarca vatandaşımız göçük altında kalarak vefat ettiler. 5.6 depremi sonucunda Van'da cinayet işlenmiştir. Başbakan bu cinayet hakkında henüz soruşturma başlatmamıştır.Gazeteciler çok zor koşullar altında çalışıyor ve sorunları ve problemleri çok büyük. 1 Ekim 2008 tarihinde dönemin Çalışma Bakanı Faruk Çelik'in çalışma koşulları ile ilgili bir açıklaması vardı. Gazetecilerin birinci derecede riskli sayılan işlerden olmadığını söyleyerek, 'Hele bir çalışsınlar görelim, riskli mi değil mi? O'na göre bir değerlendirme yaparız diyerek, alaycı bir üslupla gazetecilerin çalışma koşullarını hafife alan ve görmezden gelen bir davranış içindeydi. Gazeteciler yangın olduğunda sel felaketi yaşandığında, terör olaylarında, savaşta polisten ve sağlık görevlilerinden önce ya da eş zamanlı olarak orada olurlar. Görevleri halkı doğru bilgilendirmektir. Onların kafalarında kaskları yok, bellerinde tabancaları yok, bir ellerinde gaz bombası öbür ellerinde jop yok, ama aynı mevzide haber yapmak için uğraşıyorlar. Gazetecilerin yıpranma primlerini hak edip etmemesiyle ilgili ölmesini beklemek kadar vahim bir durum yok. Bugün 70'e yakın gazeteci Silivri ve diğer cezaevlerinde, toplama kamplarında sadece düşüncelerinden dolayı ve yazmadıkları kitapları için içerideler. Yani yıpranma için daha ne beklenmesi lazım.Ölümden başka bir yol var mı? O'nun için biz CHP olarak 30 yıldır gazetecilerin hakkı olan ve bu hükümet zamanında gasp edilen haklarının yeniden verilmesi için en kısa süre içinde mecliste yasa teklifini sunacağız ve bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz ve o depremde hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımız için başsağlığı diyorum. Doğan Haber Ajansına, ailelerine sabır diliyorum"dedi.

"AKP'DE BU DEPREMİN ALTINDA KALMIŞTI"

Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi ise deprem gibi zor şartları bulunan ve riskli bölgelere giden gazetecilerin mutlaka gerekli donanıma sahip olması, risklere ilişkin bilgilendirilmesi ve hayat sigortasının yapılmış olması gerektiğini belirterek, "Gazetecilerin içinde bulunduğu bu kötü çalışma şartlarına sendikasızlık ve örgütsüzlük sebep oluyor. Gazeteci arkadaşlarımızın neden böyle bir cinayete kurban gittiklerinin takipçisi olacağız. Her iki gazetecinin görev

başında hayatlarını kaybetmesi nedeniyle uluslararası meslek örgütleri de bu olaya özel ilgi gösteriyor. Çünkü bu olay doğrudan doğruya görev anında hayatını kaybetme ve bizim literatürümüzde arkadaşlarımız basın şehididir. Umarım artık vicdanlarında gazetecilerin ne kadar ağır koşullar altında çalıştığını yeterince tartmışlardır.Başbakan'a da grup toplantısında yine gazetecilere yönelik yaptığı eleştirilerin tekrarına ilişkin olarak haddini bilmeye çağırıyorum. Gazetecileri terörist olarak suçlamak, gazetecileri hükümete yönelik eleştirilerine tahammülsüz bir yaklaşım kabul edilemez"diye konuştu.

CHP Genel Başkan yardımcısı Yakup Akkaya daha sonra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç'i ziyaret ederek taziye mesajlarını iletti. Burada bir konuşma yapan Akkaya, "Doğan Haber Ajansı muhabirlerinden genç bir kardeşimiz olan Cem ve arkadaşımız olan Sebahattin'i sorumluların sorumsuz davranışları sonucunda onlarca vatandaşımızla birlikte yitirdik. ben acınızı paylaşmak için geldim. Bir çok insanımız göçük altında kaldı .Ama burada AKP'de bu depremin altında kalmıştır. Özellikle 7.2 depreminden sonra yapılan ihmalkarlıklak ve bu kriz ortamının yönetilmediğini 5.6'lık deprem ortaya koşmuştur.

Sabahattin arkadaşımız evinde çatlak var diye otele gider ve orada vefat eder. Otel yıkılır, çatlak evi yıkılmaz. Depremde iki gazetecimiz ki, görev tabirinde onlara şehit gazeteci denir. Sosyal hakları, çalışma şartları çok büyük problem zaten. Özgür basın yoksa Türkiye'de demokrasi ve özgürlüklerin bir ayağının eksik olması demektir"dedi.

"TUTUKLULUK SÜRELERİ İSE NEREDEYSE CEZA İNFAZINI DAHİ AŞMIŞ DURUMDA"

Daha sonra konuşan TGC Genel Başkanı Orhan Erinç, "İki arkadaşımızın görev şehidi olması bizi son derece üzdü. Türkiye'de gazetecilerin çalışma koşulları konusundaki duyarsızlık bizi başından bu yana rahatsız etmişti. Gazetecilerin yıpranma hakkı ellerinden alınırken, TGC, öğretim üyeleri tarafından hazırlanmış bir rapor sunarak, bu bilimsel raporla bu hakkın alınması yaklaşımının bağdaşmadığını tasarı sahiplerine ilettik. O gün uyarılarımızın dikkate alınmamasını yorumlamakta bugün bile zorlanıyoruz. Bugün gazetelerde yer alan haberlerde mesleğimizin ustalarından Oktay Ekşi ve MHP milletvekillerinin gazetecilere yıpranma hakkının yeniden tanınmasıyla ilgili kanun teklifi verdiklerini öğrendik. Tabii bunu iyi bir başlangıç olarak değerlendiriyoruz. İktidarın da bu yaklaşımı dikkate alması gerektiğini düşünüyoruz. Son dönemde ifade özgürlüğü önünde önemli yasal engeller bulunması konusunda sıkıntılar sözkonusu. Bunun da çok sayıda gazetecinin mesleğini yapması nedeniyle bir terörü örgütü üyesi gibi yargılanması sonucunu doğuruyor. Tutukluluk süreleri ise neredeyse ceza infazını dahi aşmış durumda" dedi.

Kaynak: DHA