(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Silivri Cezaevi'ni ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, " Türkiye'deki mevcut rejim bir demokrasi değildir; bu rejim bir otokrasidir. Varlığını sürdürebilmek için kutuplaşmaya, düşmanlaştırmaya ve korku üretmeye ihtiyaç duymaktadır. Kendini yeniden üretmenin yolunu da bu baskı düzeninde bulmuştur" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Silivri Cezaevi ziyareti sonrası açıklama yaptı. Tanrıkulu'nun açıklaması şöyle:
"Yılın ilk günlerinde Silivri'de, Marmara Cezaevi'ndeydim. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Zeydan Karalar'ı, siyasetçileri, belediye başkanlarımızı, dostum Osman Kavala'yı, Van Büyükşehir Belediyesi önceki Eş Başkanı Bekir Kaya'yı, Can Atalay'ı ve birçok yol arkadaşımızı ziyaret ettim. Hepsi aracılığımla halkımıza yeni yıl dileklerini, sevgilerini ve selamlarını ilettiler.
"Bu rejim bir otokrasidir"
Ancak ortada artık inkar edilemeyecek kadar açık bir gerçek vardır: Türkiye'deki mevcut rejim bir demokrasi değildir; bu rejim bir otokrasidir. Varlığını sürdürebilmek için kutuplaşmaya, düşmanlaştırmaya ve korku üretmeye ihtiyaç duymaktadır. Kendini yeniden üretmenin yolunu da bu baskı düzeninde bulmuştur. Bu nedenle bugün cezaevlerinde; siyasetçiler, belediye başkanları, aktivistler, gazeteciler ve avukatlar vardır. Ekrem İmamoğlu'nun cezaevinde olmasının nedeni de budur. Türkiye'de demokrasinin bir bedeli vardır ve bu bedel uzun yıllardır ödenmektedir. Cezaevinde olanlar, gözaltına alınanlar; demokrasi, adalet ve özgürlük talep ettikleri için bu bedeli ödemektedir. Öyle ki cezaevine girmek, gözaltına alınmak neredeyse yerine getirilmesi beklenen bir 'kamu hizmetine' dönüştürülmüştür.
"Bu zalimliği asla unutmayacağız"
Herkes şunu çok iyi bilmelidir: Bu zulmü, bu zalimliği asla unutmayacağız. Özellikle yargı eliyle yürütülen bu hukuksuzlukları asla unutmayacağız. Yaşananlar yalnızca iktidarın bir siyasi projesi değildir; aynı zamanda yargının sistematik biçimde araçsallaştırılmasıdır. Sadece savcılar değil, bu hukuksuz kararlara imza atan hakimler de bu sürecin bir parçasıdır. Tutuklama kararları veriliyor, tahliye talepleri sistematik olarak reddediliyor, tutukluluğun devamına hukuka aykırı biçimde hükmediliyor. Üstelik bunların büyük bölümü hukuka aykırı delillerle yapılmaktadır. Bunun farkındayız.
"Bu bir sivil darbedir"
Hazırlanan iddianameleri ve eklerini satır satır okuyoruz. Ne yapıldığını, nasıl yapıldığını ve kimlerin bu sürecin içinde olduğunu biliyoruz. Bir yandan da övünerek Avrupa'nın, hatta dünyanın en büyük duruşma salonlarını inşa ediyorlar. Peki bu büyüklükte duruşma salonları tarihte hangi dönemlerde yapılmıştır? Darbe dönemlerinde. İşte bu nedenle 19 Mart'ta yaşananlar için 'darbe' diyoruz. Evet, bu bir sivil darbedir.
"Türkiye'yi yeniden demokrasiyle, adaletle ve barışla buluşturacağız"
Ancak bilinmelidir ki bu darbelerin de bu rejimin de bir sonu vardır. Mücadele ediyoruz. Cesaretimizden, inancımızdan ve kararlılığımızdan hiçbir şey eksilmedi. Mutlaka bu rejimi değiştireceğiz. Türkiye'yi yeniden demokrasiyle, adaletle ve barışla buluşturacağız."
Son Dakika › Güncel › CHP'li Tanrıkulu: 'Türkiye'deki Mevcut Rejim Bir Demokrasi Değildir; Bu Rejim Bir Otokrasidir' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?