EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, 10 Ekim Gar Katliamı'nın 11. yılında hesap istedi

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, 10 Ekim Gar Katliamı'nın 11. yılında yaptığı açıklamada saldırının arka planının aydınlatılması ve tüm sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirtti. Aslan, "Katliamların karanlığına teslim olmadık, Saray rejimine de teslim olmayacağız" dedi.
(ANKARA) - Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nın 11. yılında yaptığı açıklamada, saldırının arka planının aydınlatılması ve tüm sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirterek, "Katliamların karanlığına teslim olmadık, Saray rejimine de teslim olmayacağız. Bu düzeni yıkacak olan bu düzenin ezdiği, sömürdüğü işçi ve emekçiler ile halk kesimlerinin ortak ve birleşik mücadelesidir" dedi.
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Ankara Garı Katliamı'nın 11'inci yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, saldırının münferit olmadığını ve tüm sorumluların hesap vermesi gerektiğini ifade etti. Aslan, açıklamasında şunları kaydetti:
"Katliamların karanlığına teslim olmadık, Saray rejimine de teslim olmayacağız. 10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nın üzerinden tam 11 yıl geçti. 10 Ekim 2015'te IŞİD'li canlı bombaların Ankara Garı önünde gerçekleştirdiği katliamda aralarında çok sayıda yoldaşımızın da bulunduğu 103 arkadaşımızı yitirdik; yüzlercesi aynı saldırıda yaralandı. Ne AKP iktidarının tek başına iktidar olma çoğunluğunu kaybettiği seçimin ardından yaşanan katliam münferitti ne de barış mitingi için ülkenin dört yanından Ankara'ya gelen on binlerce kişiyi hedef alan canlı bombalar dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun cihatçı çeteleri aklamak üzere sarfettiği gibi 'birkaç öfkeli genç'ten ibaretti.
10 Ekim, dönemin emniyet ve istihbarat yetkililerinin gelen istihbarat bilgilerini sümenaltı etmesiyle; Suriye'den Ankara'ya adım adım izlenen canlı bombalara yol verilmesiyle gerçekleşti. Katliam öncesi IŞİD'lilere yol verenler katliamın ardından yargılama sürecine sınırlar çizdi. Aileler ve dosya avukatları başta olmak üzere emek, barış ve demokrasi güçleri olarak 11 yıldır kararlılıkla sürdürdüğümüz adalet mücadelesi sürekli bariyerlerle karşılaştı. Gizlilik kararı, gizlenen deliller, adalet talebini haykıran ailelere dönük gözaltı ve müdahaleler bu bariyerlerin yalnızca birkaçı. Ancak hiçbiri adalet mücadelesindeki kararlılığı kıramadı. Mahkeme salonlarında her ne kazanıldıysa ailelerin, emek ve demokrasi güçlerinin kararlı mücadelesiyle kazanıldı. Bu mücadele dönemin siyasi yetkilileri de dahil tüm sorumlular hesap verene ve katliamın ardındaki karanlık aydınlatılana kadar devam edecek.
"KARANLIĞA TESLİM OLMADIK"
10 Ekim Ankara Katliamı yalnızca cumhuriyet döneminin en kanlı katliamlarından biri olarak değil; rejim değişikliğinin de dönüm noktalarından biri olarak eklendi siyasi tarihimize. Katliamdan birkaç ay önce 'Verin 400 vekili, bu iş sulh içinde çözülsün' diyerek tehditler savuranların Haziran 2015 seçimlerinde iktidar çoğunluğunu yitirmesi katliamların başlangıç noktası oldu. 10 Ekim'den birkaç gün sonra katliama ilişkin bir televizyon programında dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun 'Anket yaptırdık, oylarımızda yükseliş trendi var' açıklaması dönemin iktidarının katliamlardan nasıl beslendiğinin bir itirafıydı. Bu katliamlar AKP'ye yeniden bir iktidar kazandırmakla da kalmadı; faşist rejim inşasının ilk adımlarından biri olan 2017'deki anayasa değişikliğinin de kapısını araladı. Saray rejiminin katliam yargılamalarında karartmak istediği; katliamın kamu sorumluluğunun yanı sıra bu siyasal atmosferdir. Temeli; Diyarbakır'da barış isteyen Kürt halkını, Suruç'ta özgürlük isteyen gençleri, Ankara'da emek, barış, demokrasi mitinginde buluşan on binlerce işçi ve emekçiyi hedef alan katliamlarla atılan bu sömürü ve baskı düzeninden halkların payına daha fazla baskı, emekçilerin payına daha fazla yoksulluk düşüyor.
11 yılda yaratılan bu düzen açlık sınırının altında asgari ücret, grev yasakları, sendikal hakların ayaklar altına alınması demektir. 11 yılda yaratılan düzen belediyelerde kayyım, seçmen iradesinin gasbı, sendikacılara, gazetecilere, sanatçılara dönük gözaltı ve tutuklama demektir. Bu düzen MESEM'lerde iş cinayetleri, sokak ortasında alenileşen kadın cinayetleri demektir. Bu düzen Kazdağlarından Akbelen'e, Varto'dan Murgul'a toprağın talanı demektir.
11 yıl önce katliamlarla yaratılan karanlığa teslim olmadık; 11 yılda adım adım inşa edilen Saray düzenine de teslim olmayacağız. Bu düzeni yıkacak olan bu düzenin ezdiği, sömürdüğü işçi ve emekçiler ile halk kesimlerinin ortak ve birleşik mücadelesidir. 103 yoldaşlarımızın mücadele bayrağı emek, barış, demokrasi ve adalet mücadelemizde dalgalanıyor ve dalgalanacak."
Sizin düşünceleriniz neler ?