Eski Eserleri Çok Seven ve Koruyan, Bilen Bir Zümre Yetiştirmek Lazım" - Son Dakika
Son Dakika Logo

Eski Eserleri Çok Seven ve Koruyan, Bilen Bir Zümre Yetiştirmek Lazım"

11.04.2019 18:23

Tarihçi yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, restorasyon, arkeoloji ve müzecilik teknolojilerini aynı çatı altında buluşturan ve bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Heritage İstanbul"a konuk oldu.

Tarihçi yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, restorasyon, arkeoloji ve müzecilik teknolojilerini aynı çatı altında buluşturan ve bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Heritage İstanbul"a konuk oldu.

Ortaylı, Hilton İstanbul Convention & Exhibition Center'da'de gerçekleşen fuar kapsamında "Anadolu ve Kültürel Miras" başlıklı bir konuşma yaptı.

Türkiye'nin yer altı ve yer üstü bakımından birçok zenginliğe sahip olduğuna belirten Ortaylı, " 'Bunlar nasıl bir zenginliktir ' dediğimiz zaman zengin bir adamın ahmak çocuğundan farkımız yok. Oturup sayamıyoruz bile. 'Yer üstü zenginliği' dediğimiz zaman güzel bir envanterin bilinçli bir tanıtımının yapılması mümkün müdür' Yer altı zenginliği dediğimiz zaman yine aynı şey. 'Faunası ve florası mutlaka iyidir' diyoruz. 'Evet iyidir' ama sizin haberiniz yok." diye konuştu.

Ortaylı, Türkiye'nin iklimi dolayısıyla bitki örtüsü bakımından zengin bir ülke olduğuna, işaret ederek şöyle devam etti:

"Fakat (bitki örtüsü) bilinçsiz bir şekilde tahrip ediliyor. Mesela salep çiçeği çok önemlidir. 'Salep yapacağım' diye toplanıyor ama bunun sonu yok. Dikkatli bir şekilde korunması, bakılması ve kontrol edilmesi gerekiyor. Ayrıca ecza firmaları da son derece gaddar. (İlaç yapacağım diye) buradan gelip örnek topluyorlar. 2. Dünya Savaşı'ndan beri bu moda oldu."

"Türkiye insanlık tarihi açısından fevkalade önemli bir coğrafyadır"

Bugün Türkiye'nin birçok bölgesinde yanlış biçimde taş ocaklarının kazıldığını söyleyen Ortaylı, "Bazı partilerin veya bazı vilayetlerin adamları taş ocakçı ve insafsızca kazıyorlar. Altında granit ocakları, üzerinde çam ormanları gidiyor. Bunlar çok yaygın. Sorduğunda 'yerin altında mı kalsın' diyor il müdürleri falan. Bunlar ahlaksız insanlar." ifadelerini kullandı.

İlber Ortaylı, arkeoloji, mimarlık ve tarih gibi konularda ahlaki bir çizginin olması gerektiğine vurgu yaparak, "Ahlak metafizik bir şey değil, bir çizgidir. Etrafındaki insanlara bakar. Yani sizin mesleğinizde bir takım adamlar dalavere yapıyorsa, her şeyden evvel kabahatli sizsinizdir. Çünkü bu bir mekanizma işidir. Artık devletin elinin yetişmediği yerlerde özel gözetimciler var." dedi.

Konuşmasında Ayasofya'ya da değinen Ortaylı, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ayasofya ne onundur, ne bunundur. Mimari olarak Hristiyan dünyası ile alakası yoktur, bir kilise olması ötesinde. Tamamıyla Pagan kozmopolit Büyük Roma'nın bir eseridir. Yapan mimarların kullandığı eserlerin hepsi İskenderiye kitaplığındandır ve bir daha da o kubbe yapılamamıştır 15. asıra kadar. İşte bizim böyle bir dünyayı hiçbir şekilde küçümseme durumumuz yok. Burada (Türkiye'de) sayısız hazineler vardır ve Türkiye 19. asrın neo klasik yapıları açısından da önemli bir memlekettir."

"Eski eserleri çok seven ve koruyan, bilen bir zümre yetiştirmek lazım"

Ortaylı, Türkiye'de inceleme alanlarının sonsuz olduğunu, fakat birçok yönden sıkıntı yaşadığını dile getirerek, şunları anlattı:

"Birincisi kaçakçılık devam ediyor. Siz takip ettikçe zayıflayacak ama kaçakçılık hiçbir zaman dinmeyecek. Amerikalılar anlasalar da almasalarda eski eser topluyorlar. Bu bir gerçek. İkincisi bu memlekette kumarbazlık hiçbir toplumdan daha az değil. Her yerde olduğu kadar kumarbazız. Fakat bizimkiler namuslarıyla poker oynayıp, zar mar atmıyorlar, definecilik yapıyorlar. Aynen kumar gibi çok fazla aile faciaları yaşanıyor. Bunlar bizim düşmanlarımız. Üçüncüsü de müteahhit takımı. Onlar için hiçbir şey önemli değil. Çıkan eserin üzerine anında beton döküyorlar. Bütün bunlarla uğraşmak zorundayız."

Bugün birçok müzede uzman isimlerin yer almadığına da dikkati çeken Ortaylı, "Herkes eski eser sevmez ama eski eserleri çok seven ve koruyan, bilen bir zümre yetiştirmek lazım. Bu ancak adını sosyal bilimler koydukları fen lisesi tipinde edebi okullar kurmakla olur." dedi.

Bu okullardan çıkanların hepsinin müzeci olmak zorunda olmadığını aktaran Ortaylı, fazla bir şey istemediklerini dile getirdi.

Ayrıca her şehir de bir kültür müdürü diye bir zavallı adam yerine, doğrudan doğruya kuvvetli bir arkeoloji otoritesi bulunması lazım. Avrupa'da arkeoloji otoritesi var da bizim olmayacak mı ? Olacak. Bunların alımı için de Mimarlar Odasının, Arkeologlar Heyetinin temsilci olduğu fen liseleri gibi imtihanlar olması gerekir. Yoksa üniversitelerdeki bir iki arkeoloji bölümüyle bu işler olmaz. Sanat tarihi ile arkeoloji bölümlerinin de düzenlenmesi lazım."

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Eski Eserleri Çok Seven ve Koruyan, Bilen Bir Zümre Yetiştirmek Lazım' - Son Dakika


Advertisement