İsrail-İran çatışması Orta Doğu’yu yeniden şekillendiriyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

İsrail-İran çatışması Orta Doğu’yu yeniden şekillendiriyor

24.06.2026 11:41

Doç. Dr. Necmettin Acar, ABD-İsrail-İran savaşının Orta Doğu'daki etkilerini analiz etti.

Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Necmettin Acar, ABD/İsrail- İran Savaşı sonrasında Orta Doğu'da ortaya çıkan yeni bölgesel güç dengelerini ve bu dönüşümün öne çıkan aktörlerini, AA Analiz için kaleme aldı.

***

İsrail ve ABD'nin, 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırılar, nisan ayı başlarında büyük ölçüde duruldu ve geçtiğimiz günlerde Pakistan'ın arabuluculuğunda imzalanan mutabakat zaptıyla diplomatik bir çözüme doğru önemli bir adım atıldı. İsviçre'de devam eden müzakereler ise kalıcı bir ateşkesin sağlanması açısından kritik bir eşik olarak görülüyor.

Savaş yalnızca Tahran ile ABD ve İsrail arasındaki gerilimi derinleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Orta Doğu'nun güvenlik mimarisini yeniden şekillendiren önemli bir dönüşüm sürecini de tetikledi. Bu süreçte, çatışmanın doğrudan tarafı olmayan ancak krizin seyrinde etkili rol oynayan bölgesel aktörler ile diplomatik ve siyasi yönetimde öne çıkan bazı isimler dikkati çekiyor. Bu yazı, söz konusu bölgesel dönüşümü Türkiye, Pakistan ve Katar'ın kriz sırasındaki tutumları ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Pakistan Genelkurmay Başkanı General Asım Munir'in önümüzdeki dönemde üstlenebileceği muhtemel roller üzerinden analiz etmeyi amaçlıyor.

Orta Doğu'da iki düzenin çöküşü

11 Eylül saldırıları, Orta Doğu'yu köklü bir yapısal değişimin eşiğine getirdi. ABD, Irak ve Afganistan'ı işgal ederek her iki ülkede de devlet otoritesinin aşınmasına ve kurumsal yapının çökmesine neden olmuş, ardından bölgeden çekilmesiyle ciddi güç ve güvenlik boşlukları bırakmıştır. Bu boşlukları revizyonist bir dış politikayla dolduran İran, Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen'de rejimler ve toplumsal aktörlerle kurduğu bağlar üzerinden 2020'li yılların başına kadar bölgede dominant bir aktör haline geldi.

İran tehdidinden çekinen aktörlerin ABD ve İsrail'in güvenlik garantilerine yönelmesi, İran karşısında İsrail merkezli yeni bir bloğun şekillenmesine yol açtı. Abraham Anlaşmaları'yla Körfez ülkelerinin İsrail'e yakınlaştığı bir süreç başladı. 7 Ekim sonrasında İsrail, ABD'nin askeri-ekonomik desteği ve normalleşen Körfez ülkelerinin zımni onayıyla önce İran'ın bölgesel vekillerini, ardından doğrudan İran'ı hedef alarak Tahran'ın 2000 sonrası inşa ettiği nüfuzu ciddi biçimde zayıflattı.

İran merkezli düzen çökerken İsrail merkezli yeni bir düzen belirmeye başlamıştı. Fakat savaşın ikinci fazı olarak değerlendirilen 28 Şubat sonrası artan İran'ın misilleme saldırıları İsrail'i hem askeri olarak yıpratıp hem de diplomatik olarak bölgesel ve küresel yalnızlığa iterken yeni bir güç boşluğuna da yol açtı.

7 Ekim sonrası başlayan savaş, başlangıçta İran merkezli düzeni tamamen tasfiye edip yerine İsrail merkezli bir düzen kurma amacı taşıyordu. Ancak İsrail'in savaş boyunca aldığı ağır darbeler, bu yeni düzeni daha doğmadan zayıflattı. Bugün geldiğimiz nokta, bir düzenin çöküşünü değil, iki düzenin birden istikrarsızlaştığı bir geçiş dönemini işaret ediyor. Orta Doğu'da eski düzen yıkılmış, yenisi ise henüz kurulamamış durumda.

Orta Doğu bölgesel düzeninin yeni aktörleri

İran ve İsrail'in karşılıklı darbelerle zayıflaması sonucu oluşan güç ve güvenlik boşlukları, ABD ve İsrail saldırıları sonrası İran'da yönetimin üst kademelerinde ortaya çıkan boşluk ve savaşın çıkmaza girdiği bir dönemde Pakistan'ın sergilediği çözüm odaklı yaklaşım gibi gelişmeler yeni bölgesel düzende üç devleti ve iki politik figürü öne çıkardı.

Savaş sonrası dönemde bölgesel etkisini en fazla artırması beklenen aktörlerin başında Türkiye geliyor. Ortaya çıkan jeopolitik boşlukları doldurma potansiyeline sahip olan Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin dahil olduğu yeni güvenlik mimarisinin şekillenmesinde öncü bir rol üstleniyor. Savunma sanayisinde kaydettiği ilerleme, bölgesel krizlere çözüm üretme kapasitesi ve özellikle Suriye'deki dönüşüm sürecinde oynadığı etkin rol, Türkiye'yi yeni dönemin temel aktörlerinden biri haline getirdi.

Bölgesel dengeler açısından değerlendirildiğinde, hem İran hem de İsrail kaynaklı güvenlik tehditlerinden endişe duyan ve iki revizyonist güç arasındaki çatışmanın olumsuz etkilerine maruz kalan ülkeler, Türkiye'yi bölgesel istikrarın korunmasında kritik bir ortak olarak görüyor. Türkiye'nin askeri caydırıcılığı, siyasi istikrarı, savunma sanayisindeki başarıları ile bölge ülkeleriyle sahip olduğu tarihsel ve kültürel bağlar, bu algının güçlenmesinde belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor.

Rolünün artması beklenen ikinci ülke ise Pakistan'dır. Savaşın kilitlendiği bir anda tarafları İslamabad'da masaya oturtmayı başaran ve mekik diplomasisiyle diplomatik çözüme önemli katkı sunan Pakistan'ın uluslararası profili tarihinde görülmemiş düzeye yükseldi. Bu performans, varoluşsal rakibi Hindistan karşısında İslamabad'a hem Körfez ülkeleri hem İran hem de ABD nezdinde itibar kazandırarak stratejik avantajlar sağladı.

Pakistan kadar olmasa da kritik bir rol üstlenen Katar ise İran misillemelerinden diğer Körfez ülkelerine kıyasla daha az etkilenirken, müzakerelerdeki yapıcı tutumu sayesinde Körfez içindeki profilini yükseltti. İran'la ortak gaz sahası işleten ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla ihracat yapamaz hale gelen Doha, diplomatik çözümün başarısıyla yeniden küresel enerji piyasalarına dönme imkanı elde etti.

Siyasi sahnede yaşanan değişimin önünü açtığı en önemli isim hiç şüphesiz Kalibaf olacaktır. Kariyerine Devrim Muhafızları'nda asker olarak başlayan Kalibaf, sırasıyla Hava Kuvvetleri Komutanı, Emniyet Genel Müdürü, Tahran Belediye Başkanı ve Meclis Başkanı olarak yükseldi. Eski Devrim Rehberi'nin askeri birimlerin koordinasyonunu sağlamak üzere görevlendirdiği ve Mücteba Hameney'in de en güvendiği isimler arasında yer alan Kalibaf, kriz sonrası İran'ın siyasi sisteminde en güçlü aktörlerden biri olmaya aday görünüyor. İran'da geniş bir toplumsal tabana sahip olmasa da rejim içindeki güçlü kurumsal bağlantıları ve destek mekanizmaları sayesinde İran'ın geleceğinde kritik roller üstlenebilecek olması gelecekte de İran'ın sertlik yanlısı bir kadro tarafından yönetileceği bir süreci haber veriyor.

Bu süreç öncesinde ismi pek az bilinen Asim Munir, müzakere sürecini bizzat yönetmesiyle savaş sonrası en çok konuşulan isimlerden biri haline geldi. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance başta olmak üzere üst düzey uluslararası liderlerin Munir'e yönelik içten teşekkürleri ve övgüleri, onun yalnızca Pakistan içinde değil, küresel ölçekte de tanınan bir figür olmasına yol açtı. Bu gelişme, Munir'i hem Pakistan siyasetinde hem de Orta Doğu diplomasisinde daha görünür bir konuma taşıdı.

Pakistan'da, Hindistan'a karşı yürütülen jeopolitik rekabet nedeniyle orduya zaten özel bir önem atfedildiği ve askerlerin yüksek prestije sahip olduğu bilinen bir gerçek. Ancak Munir, kendine özgü diplomasi yeteneği ve kriz yönetimindeki başarısıyla bu yapısal avantajı daha da ileri taşıyarak, bölgenin önde gelen politik figürlerinden biri haline geldi.

Orta Doğu'da on yıllardır hüküm süren İran revizyonizmi ile İsrail merkezli güvenlik arayışlarının eş zamanlı olarak sarsılması, bölgeyi "eskinin öldüğü, yeninin ise henüz doğmadığı" kritik bir ara döneme hapsetti. Ancak bu tarihsel boşluk, sadece kaosun değil, aynı zamanda çözüm odaklı yeni güç merkezlerinin de habercisi. Türkiye'nin savunma teknolojileri üzerinden kurduğu "güvenlik ihraç eden" sistemi ve Pakistan'ın küresel krizlerde üstlendiği arabuluculuk rolü, bölgenin geleceğinin artık sadece yıkıcı güç kullanımıyla değil, proaktif diplomasi ve teknolojik caydırıcılıkla şekilleneceğini gösteriyor. İkisi de asker kökenli olan Kalibaf ve Munir gibi figürlerin yükselişi, bu yeni düzende kurumsal hafıza ve askeri disiplinin belirleyici olacağını gösterirken, Katar örneğinde görüldüğü üzere ekonomik güvenlik ve diplomatik esneklik de vazgeçilmez birer unsur olarak kalacaktır.

[Doç. Dr. Necmettin Acar, Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanıdır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel İsrail-İran çatışması Orta Doğu’yu yeniden şekillendiriyor - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement