Türkiye'nin kredi notundaki olumlu gelişmeler faizlerdeki düşüşü hızlandırdı
Enflasyonun yılsonunda yüzde 6 civarında kalabilecek olması MB'ye ölçülü bir indirim yapma imkânı sağlayabilecek gibi görünüyor
ING Bank Baş Ekonomisti Sengül Dağdeviren, Aralık ayında Türkiye ve dünya ekonomilerinin gündem maddelerini yorumladı. Sengül Dağdeviren, Kasım ayında çok büyük bir sürpriz çıkmayan ABD seçimlerinin ardından gözlerin mali uçurum riskine çevrildiğini, Euro bölgesinde ise Yunanistan'a yardım paketinin serbest bırakılmasının desteğiyle uluslararası piyasalarda risk iştahının göreli güçlü seyrini koruduğu bir dönem olduğunu kaydetti. Sengül Dağdeviren'in, Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin görüşleri şöyle:
Büyüme konusunda pozitif ayrışan ekonomilere ilgi devam ediyor
"Makroekonomik verilerde her ne kadar Atlantik'in iki yakasında da henüz istikrarlı bir iyileşme eğilimi görülememiş olsa da küresel likiditenin sürekliliği ve getiri arayışı özellikle büyüme konusunda pozitif ayrışan ekonomilere ilgiyi desteklemeye devam ediyor. Türkiye'de ise Fitch'in ülkenin kredi notunu yatırım kategorisine yükseltmesi ve Moody's'in ülkenin kredi notu görünümünü pozitifte tutmaya devam etmesi güçlü portföy girişlerinin de desteğiyle faizlerdeki düşüşü hızlandırdı. Bu ortamda Haziran ayından itibaren bankalara efektif fonlama maliyetini aşağıya çeken Merkez Bankası (MB) Kasım'da bir ilke daha imza atarak kısa vadeli kaynak maliyetini %5.75 düzeyindeki para politikası faizinin de altına indirdi.
Kasım ayında beklentilerin çok altında gerçekleşen enflasyon verisi ve beklentilere göre çok zayıf kalan 3. çeyrek büyüme ile Ekim ayı sanayi üretimi verileri de faizlerde yaşanan düşüşün kalıcılığını desteklemeye devam etti. 3. çeyrekte büyümenin sadece %1.6 ile sınırlı kalması ardından 2012 büyüme beklentimizi bu ay %3'e revize ederken, %5 civarındaki 2013 ve 2014 öngörülerimizi ise koruduk. Enflasyonun yılsonunda %6 civarında kalabilecek olması MB'ye özellikle finansal istikrarı gözeterek ölçülü bir indirim yapma imkânı sağlayabilecek gibi görünüyor. TL'nin mevcut düzeylerini düşünecek olursak bunun Aralık değil Ocak ayında olma olasılığı daha yüksek ancak erken bir indirim olasılığını da tamamıyla göz ardı edemeyiz.
Türkiye'de küresel ekonomiden bağımsız bir ivmelenme göremeyebiliriz
Sonuç olarak son açıklanan veriler 2013 yılında kaynak maliyetinin düşük kalma olasılığını biraz daha güçlendirmiş olup, 2012'nin 3. çeyreğinde görmeyi beklediğimiz büyümedeki dip noktasını 2012 sonuna ötelemiş oldu. 2013'ün ilk çeyreğinde özellikle ABD'de mali uçuruma dair hareketli günlerin yaşanması olasılığı da dikkate alınırsa, Eylül 2012 itibarıyla %3.2'ye gerileyen, toplam özel talebin (tüketim ve yatırım) negatif katkı yaptığı, 12 aylık kümülatif GSYH büyümesinin 2013'ün ikinci çeyreğine kadar %3'e yakın kalması mümkün görünüyor. Diğer bir deyişle MB'nin ne zaman faiz indireceğinden bağımsız olarak, Türkiye'de ekonomik aktivitede küresel ekonomiden bağımsız bir ivmelenme göremeyebiliriz. Bu şartlar altında, sadece beklentiler kanalıyla güven ortamında kalıcı bir iyileşmenin sağlanamadığını, yavaşlama sona ermek üzere olsa da büyümede belirgin bir ivmelenme görmeden önce belirsizliklerin azalması gerektiğini söyleyebiliriz.
TL'deki değerlenme potansiyeli artık daha sınırlı
ABD'de mali uçurum krizinin aşılması sonrasında ise görünümün çok hızlı toparlanması hem mevcut düşük faizlerle hem de üretim cephesinde 2011'in 3. çeyreğinden bu yana devam eden stok azaltma eğiliminin yaratacağı baz etkisiyle desteklenecektir. Söz konusu dış belirsizliklerin azalmasının ardından ise yurtiçinde bono-tahvil piyasası ile kredi-mevduat faizleri arasında halen devam eden ayrışmanın azalması, diğer bir deyişle kredi ve mevduat faizlerinde düşüşün hızlanması beklenebilir. Tüm bunlar ve MB'nin son dönemde para politikası iletişiminde öncelikli hale getirdiği reel kurların mevcut düzeylerinden çok fazla değerlenmemesi gerektiği vurgusu ışığında, enflasyon öngörülerimizi dikkate alarak bu ay kur tahminlerimizi bir miktar yukarı çektik. Basel standartlarına göre Türkiye'nin yatırım kategorisine gelebileceğini düşündüğümüz 2013 yılında her ne kadar sermaye akımlarında güçlü seyir devam edebilecekse de, TL'deki değerlenme potansiyelini artık daha sınırlı görüyoruz. Önümüzdeki altı ayda EUR/USD de düşüş beklentimizi koruyor olmamız nedeniyle de USD/TRY'de daha yüksek düzeyleri görme olasılığımız var.
ING Grubu, Bankacılık, Sigorta ve Varlık yönetimi alanlarında faaliyet göstermekte olan dünya çapında bir finansal hizmetler şirketidir. ING Grubu, Avrupa, Asya, Avustralya ve Amerika'da yer alan 40'tan fazla ülkede 93 binin üzerinde çalışana ve 66 milyonun üzerinde müşteriye sahiptir. Her zaman değişime öncülük eden ING Grubu, tüm dünyada faaliyet gösterdiği ülkelerde üretime, girişimciliğe, yenilikçiliğe, yaratıcılığa güç katmak hedefini taşımaktadır.
Sürdürülebilirliği iş modelinin ana prensibi olarak gören ING Grubu, faaliyet gösterdiği toplumlarda çocukların eğitimi, finansal eğitim ve çevre koruma alanlarında birçok program hayata geçirmektedir. UNICEF ile küresel işbirliğinin 6. yılını dolduran ING Grubu, 'ING Chances for Children' programı kapsamında çocukların eğitime erişimini sağlamaktadır. Küresel sorumluluk standartlarına uyumu FTSE4Good ve Dow Jones Sustainability Index gibi kurumlarca da tescillenen ING Grubu 2006 yılında Küresel İlkeler Sözleşmesi Global Compact'a da imza atmıştır. ING Grubu 2007'den beri faaliyetlerini sıfır karbon ayak izi ile sürdürmektedir.
Son Dakika › Güncel › Sengül Dağdeviren Ekonomi Gündemini Yorumladı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.