Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh, "Öğrenilmiş ön yargılarla alışkanlık haline gelmiş olan yanlışlıklar, toplumun her kesimine yayılabildiği gibi, önce ön yargıyı artırmakta, bunu nefrete dönüştürebilmekte, en sonunda ise hiç istemeyeceğimiz sonuçlara yol açabilmektedir. Mutlaka ifade özgürlüğümüz olabilmeli ancak özgürlükler de ifadelerle yok edilmemelidir" dedi.
Türk Musevi Cemaati geleneksel iftar yemeğinin 13'üncüsü, Darülaceze'nin bahçesinde düzenlendi. Türk Musevi Cemaati Başkanı İbrahimzadeh, iftar yemeğinin ardından yaptığı konuşmada, kimin hangi etiketi taşıdığının değil, "biz"in yarattığı kuvvetin önemli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"O 'biz'in yarattığı kuvvetle inançlarımızın ortak hedefi olan sevgiye ulaşır ve yaratılmış olan o ötekini sevebildiğimiz için yaradanımızla da bütünleşebiliriz. Bu şekilde hep birlikte içinde olduğumuz değişimin yaratmayı hedeflediği muhteşem bir Türkiye senfonisini seslendirebiliriz. Bu senfoni içinde yer alıp sesimizi duyurmaya çalıştığımızda bundan faydalanarak, gürültü yaratmak isteyenlere ise fırsat vermemeliyiz. Türkiye senfonimizin mesajını ruhuna hüda arayan bölgemize ve farkındalığını kaybetmiş olan dünyamıza ulaştırabiliriz."
Ayrımcılığı sanat haline getirmiş olanların ortaya çıkabildiğine işaret eden İbrahimzadeh, "Öğrenilmiş ön yargılarla alışkanlık haline gelmiş olan yanlışlıklar toplumun her kesimine yayılabildiği gibi, önce ön yargıyı artırmakta, bunu nefrete dönüştürebilmekte, en sonunda ise hiç istemeyeceğimiz sonuçlara yol açabilmektedir. Mutlaka ifade özgürlüğümüz olabilmeli ancak özgürlükler de ifadelerle yok edilmemelidir" dedi.
İbrahimzadeh, tabelasında "Diş Doktoru Yasef Yahya" yazıyor diye 10 yıl önce öldürülen Yasef Yahya'yı andığını ifade ederek, "Bu tip söylemlerin önüne geçebilmek için bunları hukuka taşıyabiliriz ve yarattığı tahribatı hukuk yoluyla çözmeye çalışabiliriz. Ancak bir olan yaradanımıza sevgiyle ulaşmaya çalışan bizler için bunun öncesinde daha doğru ve daha birleştirici iki yol daha var. Birlikte, hep beraber oluşturmamız gereken yapıcı söylemlerle bu ön yargıları ve yaklaşımları hep bir ağızdan anında kırmaya, bunları söyleyenleri aramıza kazanmaya çalışmalıyız. İkinci yol ise aile reisimizin yani devletimizin çocuklarının kendisine şikayete gelmesini beklemeden huzur ve kardeşliği tesis edecek adaleti sağlamak için resen inisiyatifini kararlılıkla kullanmasını sağlamaktır" diye konuştu.
Katılımcılara, 18 bin kişilik ve demografik olarak azalan Musevi cemaatinin başkanı olarak seslendiğini söyleyen İbrahimzadeh, şunları kaydetti:
"Cumhuriyetimizin ilk yıllarında 100 bin kişiydik. Cumhuriyetimizin ve Türkiyemizin nüfussal gelişimine paralel olarak vatanımızda 600 bin kişi olabilirdik. Buna rağmen hayat mücadelemizin içinde çoğumuz cemaatimizi ayakta tutmaya ve Türkiye senfonimizi yüzlerce yıldır olduğu gibi katkımızı -bu katkımızın içtenliği halen çeşitli ortamlarda sorgulansa ve bu acıyı duymayı yaşasak da- canlı tutmaya çalışıyoruz ve devam edeceğiz. Hedefimiz, yaşam savaşı veren bir toplum olmaktan çıkıp, yaşam verebilen bir toplum olabilmektir. Bu konudaki en büyük umudumuz, Sayın Başbakanımızın inisiyatifi ve inancıyla çıkmış olan azınlık vakıflarının mülklerinin bir kısmını iade etme yasasıdır. Bu konudaki iradenin ve isteğin, halen karar aşamasında olan tüm dostlarımıza yansıyacağına ve haklarımızın hukukun sınırlarını zorlama pahasına iade edileceğine olan inancımız tamdır."
"İftar sofraları, toplumsal kaynaşmanın en belirgin kanıtı"
Türkiye Musevileri Hahambaşı İsak Haleva ise Müslümanların bu ibadet yoğun döneminde, Türkiye'nin birliğine, bütünlüğüne ve her ne inanca bağlı bulunursa bulunsun, halkın geleneksel kardeşliğine delalet ettiğine inandığı iftar sofralarının, toplumsal kaynaşmanın en belirgin kanıtı olduğunu söyledi.
Bundan önce düzenledikleri iftarlardan farklı olarak, bu yıl iftarı Darülaceze'de yaptıklarını dile getiren Haleva, şöyle konuştu:
"Bünyesinde her 3 büyük semavi dinin ibadethanelerini barındıran, himayesi altına aldığı insanlarımıza din, dil, ırk, cinsiyet ve yaş farkı gözetmeksizin hizmet sunan bu kurumumuz, kanaatimce böylesi iftar sofralarına ev sahipliği yapmaya, böylesi ahenge sahne olmaya en ziyade layık bulunan kurumlarımızdan biri, belki de birincisidir.
Bu akşam biz de buradaki ibadethanemizde az önce akşam ibadetimizi eda etmiş bulunuyor ve bu vesileyle de tüm insanlığın olduğu gibi ulusumuzun ve vatanımızın selametiyle, devletimizin yücelmesi ve Cumhurbaşkanımızın esenliği için dua etmiş bulunuyoruz."
"Birleştirici, kaynaştırıcı bu buluşmalar, Allah'ın arzu ettiği yolda atılmış adımlardır"
Fener Rum Patriği Bartholomeos da farklı din mensuplarının iftarlara katılması veya iftar vermesinin yadırganmaması, tam aksine desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Birleştirici, kaynaştırıcı bu buluşmalar, hepimizin yaradanı Allah'ın arzu ettiği yolda atılmış adımlardır. Hepimiz onun kullarıyız ve aramızdaki farklılıklar, bizlerin aynı çorbayı paylaşmasını engelleyemez. Bilakis aynı sofra etrafında buluşmamız, yaradanı da hoşnut kılar" dedi.
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ise Musevi cemaatine iftardan dolayı teşekkür ederken, geleneksel iftarın devam etmesi temennisinde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da bir araya gelmenin, ötekini kabul etmenin, insani değerlere sahip çıkmanın her şeyi çözdüğünü belirtti.
Konuşmaların ardından Duahan Natan Seliki ve Beşiktaş Müftüsü Hızır Hilmi Yılmaz, kendi inançlarına göre dua etti.
Öte yandan, İsak Haleva, Türk Musevi Cemaati'nin Türkiye'deki kamplarda yaşayan Suriyeli göçmenlere yönelik bağışını, Dışişleri Bakanlığı'na iletilmek üzere Vali Mutlu'ya sundu.
İftara, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, Süryani Katolik Kilisesi Patrik Vekili Yusuf Sağ ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da katıldı. - İstanbul
Son Dakika › Güncel › Türk Musevi Cemaati'nden Darülaceze'de İftar - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.