Üniversiteler Ekonomiye Katkı Sağlamalı

Bursa'da Gazetecilerin Türbanla İlgili Sorularını Yanıtlayan Yüksek Öğrenim Kurulu Başkanı Özcan, İktidar ve Muhalefetin Başörtüsü ile İlgili Çabalarını Samimi Bulduğunu Belirterek,Kılıçdaroğlu'nun Aldığı Pozisyonun Taktire Şayan Olduğunu Söyledi.
BURSA'da gazetecilerin türbanla ilgili sorularını yanıtlayan Yüksek Öğrenim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, iktidar ve muhalefetin başörtüsü ile ilgili çabalarını samimi bulduğunu belirterek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun aldığı pozisyonun taktire şayan olduğunu söyledi.
Bursa'da bu yıl eğitime başlayan Faruk Saraç Tasarım Meslek Yüksek Okulu'nun akademik yıl açılışına katılan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Özcan, "Bazı üniversitelerde başörtülü öğrencilerin dersten çıkarıldıkları haberleri geliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna, "Bu tür ufak tefek olayların olması mümkündür. Ama bu durumdan şikayetçi olan öğrencilerimiz varsa derhal YÖK'e dilekçi ile başvurmalarını istiyoruz. Bunu yapsınlar biz gerekeni yaparız" dedi.
YÖK Başkanı Özcan, "İktidar ve muhalefetin farklı şeyler söyledi. Sonradan bir uzlaşma oldu. Bu uzlaşmayı samimi buluyor musunuz" sorusuna ise, "Gayet samimi buluyorum. Sayın Kılıçdaroğlu'nun aldığı pozisyon taktire şayandır. Gerçekten çok önemlidir. Herkesin pozisyonu fevkalade olumludur. Bu bir defa insanların yüksek öğrenim hakkıdır. Onu elinden kimse alamaz. Buna çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bir de bir başkasının nasıl giyineceğini, hele hele 18 yaşını geçmiş insanlara kız öğrencilere bunu söylemek onur kırıcı bir şeydir. İnsan onuruna aykırı bir şeydir. Herkes bu zeminde anlaştı zaten bundan sonra yapılması gereken şey liderler, "Biz bu konuda anlaştık' deyip halka duyurmaları bu bir daha açıklanırsa güçlü pozisyonda oluruz diye düşünüyorum" diyerek yanıtladı.
Özcan, CHP'nin hazırladığı türban raporuyla ilgili YÖK'ten görüş alınıp alınmadığıyla ilgili soru üzerine de, "Hayır YÖK'ten görüş alınmadı. Sencer Ayata benim çok eski arkadaşımdır. Uzun yıllar beraber öğretim üyeliği yaptık. Bu bir rapor değil bilgi notu kabilinde. Onun üzerinde çalıştığını söyledi. Henüz bitmiş bir şey değil ama ne yapabileceğini konuştuk. Bize başörtülü öğrenciler için ne yapabilirizi sordular. Madem partiler bu konuda anlaştı. Bize bir güvence gerekir. Yeter ki problemler çözülsün" dedi.
ÜNİVERSİTELER EKONOMİYE KATKI KOYMALI
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan Faruk Saraç Tasarım Meslek Yüksek Okulu'nun 2010-2011 öğretim yılının açılış töreninde yaptığı konuşmada üniversitelerden neler beklediğini anlattı.
Dünyanın her an değişim halinde olduğunu söyleyen Özcan, bu değişim içerisinde bütün dünya ülkelerinde üniversitelere büyük bir talebin olduğunu belirtti.
Ülkelerin üniversite taleplerini karşılaması için büyük bir yarış içine girdiklerini ifade eden YÖK Başkanı, "Farklı türde, farklı süreli eğitim hizmeti sunmaya başladılar. Bu talep bir şekilde karşılanmaya çalışılıyor. Bizde ülkemizde bu talebi zorlanarak yerine getirmeye çalışıyoruz. Yüksek öğrenim talebinin yoğun olduğu dönemde bir şey daha oluyor. Bu da küreselleşme dediğimiz çok güçlü süreçle karşı karşıya kalıyoruz" dedi.
Küreselleşmenin yüksek öğrenim için önemli bir süreç olduğuna değinen Özcan, "Çünkü iki şeyi değiştirmeye çalışıyor. Bir tanesi sınırları kaldırıp, yüz yüze getiriyor. mukayese edebiliyoruz. Rekabet ortamı yaratıyor. İkincisi ise sınırların kalkmasıyla işbirliği başlıyor. Türkiye böyle bir durumda. Eskiden üniversiteler atfettiğimiz önem misyonlar artık değişmiştir. Rekabet edebilmeniz için çok iyi durumda olmanız gerekir. Ülkeler üstünlük sağlamak için korkunç bir yarış içindeler. Bizde bu yarıştan geri kalmayalım. Üniversitelere atfettiğimiz önemi yeni duruma derhal adapte etmek zorundayız. Bunu yapmazsa üniversite yok demektir. Yeni dünyada beklenen husus ekonomimize katkıda bulunmaktır. Üniversitelerin içinde bulundukları toplumdan farklı bir faaliyet içinde olmalarını istemiyoruz. Tam tersine tam ortasında olup bu faaliyetlere katkı koymalarını istiyoruz. Ancak ülkeyi böyle kalkındırabiliriz." diye konuştu.
"NİYETİNİZ KÖTÜ İSE GIDA ÜZERİNDEN DE İNSANLARIN SAĞLIĞINDA KÖTÜ İSE ETKİLER YARATACAK MAHSÜLLER ELDE EDEBİLİRSİNİZ"
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, gıda tohumlarının dışarıdan ithal edilmesi konusuna da değinerek, "Ziraat Fakültelerimiz var. Ancak Türk Üniversiteleri Türkiye'de üretilen tohumun sadece yüzde 5'ini üretebiliyor. Ben isterim ki yüzde 5 çok yukarılarda olsun. Yüzde 30'larda, 50'lerde olsun. Bunu yapmıyoruz ama yapmamız lazım. Bence üniversitelerimizin bu ülkeye karşı sorumluluğudur. Eğer siz tohumculukta tohumlarınızı dışarıdan alıyorsanız ve bu tohumların genetikleriyle oynanıyorsa çok mümkündür ki o tohumları nasıl orjinal gıdanın tadını kaçırıp başka etkileri oluyorsa bizim sağlımıza da zarar verecek şekilde programlanmış olabilir. 'Genetik programlanma' diye birşey var. Kim ne derse desin, kim inkar ederse etsin dünyada böyle birşey var. Eskiden biliyorsunuz biyolojik silahlar vardı. Artık bunlarla uğraşmaya gerek yok. Eğer niyetiniz kötü ise gıda üzerinden de insanların sağlığında kötü ise etkiler yaratacak mahsuller elde edebilirsiniz. Tohumda bunların en birincisidir. O nedenle kesinlikle dışa bağımlı olmamızı istemeyiz. Üniversitelerimizinde bizi bu bağımlılıktan kurtarması için ellerinden gelen çalışmayı derhal yapmalarını çok arzu ederim" dedi.
"ÜNİVERSİTELERİN ROLLERİNİ DEĞİŞTİRMESİ GEREKİR"
Üniversitelerin akademik çalışmaların yanı sıra ülke ekonomisine ve toplum yararına çalışmalar içerisine girmesi gerektiğini ifade eden Özcan, "Örneğin, bunu sağlık alanında yapmamız lazım. Sağlık alanında kullanılan malzemelerin yüzde 95'i dışarıdan geliyor. Halkımıza bu hizmeti sunuyoruz ama sunarken de elde ettiğimiz varlıkların bir kısmını dışarıya transfer ediyoruz. Bu hoş birşey değil. Derhal üniversitelerin bu konuda bizi zorlaması lazım. Ülkemizde hiç bir zaman doku bankası olmadı. Doku bankası halkımızın sağlığı için son derece önemli . Doku Bankası dünyanın hemen hemen her ülkesinde varmış. Böyle birşey açarsak 400 milyon Euro'luk bir tasarruf ederiz. Bırakın tasarrufu, sattıklarımızdan da ciddi bir para kazanır duruma geleceğiz. Türkiye ekonomisi için ciddi bir katkıdır. Üniversitelerin böyle bir faaliyete üstelenip liderlik yamasını istiyoruz. Biz de YÖK olarak gereken katkıyı veririz. Başbakanımız da bir şekilde ikna edilir ve gereken desteği alırız. Türkiye olarak kan stoğu bakımından en zengin ülkelerden biriyiz. Niye biz bunu üretmiyoruz? Ben araştırdım. 25 milyon Euro'luk bir sermaye ile başlanabilir. Niye buna üniversitelerimiz bir şekilde önderlik etmiyor. Üniversitelerimizin artık gerçekten rollerini değiştirmesi, yaptıkları işe başka gözle bakmaları lazım"
Özcan'ın konuşmasının ardından Faruk Saraç, katkılarından dolayı kendisine plaket verdi. Ardından okulu gezen YÖK Başkanı daha sonra Saraç ile birlikte pasta kesti.
(Tür: Yurt)