Vı. Ulusal Uçak, Havacılık Ve Uzay MühendisliĞi Kurultayı Yapılıyor

Vı. Ulusal Uçak, Havacılık Ve Uzay Mühendisliği Kurultayı Yapılıyor Mmo Başkanı Ali Ekber Çakar: Havacılık Sanayi Dışa Bağımlı
TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Eskişehir Şubesi yürütücülüğünde düzenlenen VI. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı, bugün Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampusunda başladı. İki gün sürecek olan kurultayı, 39 kamu kurum ve kuruluşu, üniversite ve firma destekliyor.
Kurultayın açılış konuşmaları MMO Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Başkanı R. Erhan KUTLU, MMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber ÇAKAR, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Savaş ÖZAYDEMİR ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı Helikopter Programları Daire Başkanı Köksal LİMAN tarafından yapıldı.
MMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber ÇAKAR kurultayın açılışında özetle şöyle konuştu:
Sivil havacılıkta mühendis istihdamı yeterli değil
100 bini sivil havacılıkta olmak üzere, istihdam, savunma sanayiinde çalışanlarla birlikte 120 bin dolayındadır ve ancak 1.250'si uçak havacılık uzay mühendisidir. Havacılık ve uzay sektörünün istihdamdaki payı binde 5'tir. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 1'in üzerindedir. Her yıl mezun olan 150'yi aşkın mühendisin bir bölümü beyin göçü olarak yurt dışına gitmekte, diğerleri meslek alanları ile ilgisiz, hatta mühendislik formasyonu bile gerektirmeyen işlerde çalışmaktadır.
Ülkemiz havacılık tarihinden gerekli dersler çıkarılmalı
Ülkemizin havacılık ve uzay sanayi tarihinden dersler çıkarmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu sektörde bugün karşılaştığımız sorunların altında yatan ana neden, ülkemizin 2. Dünya Savaşı sonrası emperyalizme bağımlı hale getirilmesidir. Bu bağımlılık, sanayileşme ve demokratikleşme çabalarının önündeki engelleri anlamamızı da sağlamaktadır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında havacılık çalışmalarında önemli adımlar atılmıştı. Türkiye'nin sınırlı olanakları ile yerli uçak üretimi için İstanbul, Eskişehir, Ankara, Kayseri ve Divriği'de çeşitli Havacılık Okulları, Uçak Motor Fabrikası, Montaj Fabrikası ve Hava Tüneli kurulmuştu. 1931 yılından itibaren Türkiye kendi uçağını yapabiliyordu. Ancak 2. Dünya Savaşı sonrası başlayan Marshall Yardım Planı çerçevesinde uçak fabrikaları kapatıldı. Çalışan pek çok mühendis zorunlu olarak yurt dışındaki uçak fabrikalarında çalışmak üzere ülkeyi terk etti.
Oysa yatırımlara devam edilse idi, o günlerde Türkiye ile birlikte havacılık sanayisini yeni kurmaya başlayan İspanya, İtalya, İsrail ve Brezilya'nın bugün geldikleri düzeye ülkemiz de ulaşabilecekti.
Ülkemiz 1950'lerde kapattığı uçak fabrikalarını, ancak savunma alanında karşılaştığı zorluklar nedeni ile 1980'li yıllarda yeniden, ama sadece montaj sanayisi olarak ve tamamen ABD'ye bağımlı bir biçimde kurabilmiştir.
Ar-Ge düzeyi yeterli değil
Havacılık ve uzay sanayi yüksek ve ileri teknolojilere ve Ar-Ge çalışmalarına dayanmaktadır. Pek çok mühendislik alanını birleştiren, çok disiplinli bir teknoloji gerektiren bu sanayi dalında Ar-Ge zorunludur. AB üyesi ülkeler havacılık ve uzay sektöründen elde edilen gelirin % 10 kadarını Ar-Ge çalışmalarına ayırmakta; bu payın yarısı devletler tarafından karşılanmaktadır. Ülkemizde ise Ar-Ge çalışmalarına bu sektörde elde edilen toplam gelirin sadece % 4'ü ayrılmaktadır.
Hava taşımacılığı özelleştirilerek uluslararası sermayeye açıldı
Her geçen gün büyüyerek gelişen havayolu taşımacılığı pazarı uluslararası sermayenin iştahını kabartmaktadır. Zamanında uçak fabrikalarımızı kapattıran uluslararası sermaye, şimdi % 51,75'i özelleştirilmiş olan THY'ye göz dikmiştir. 2001 yılında Açık Gökler antlaşması ile yurt dışı yolcu taşımacılığı ve yer bakım hizmetleri ABD ve AB firmalarına açılmıştı.
Şimdi ise yurtiçi yolcu taşımacılığının ve ulusal havayolu şirketi THY'nin mülkiyetinin yabancı havayolu şirketlerine açılması söz konusudur. THY ulusal havacılık sektörü çıkarlarını gözeten, bakım ve mühendislik yatırımlarını planlayan kamu kuruluşu olmaktan çıkarılarak, kısa dönemli kâr peşinde koşan bir firmaya dönüştürül-müştür. THY son dönemde yabancı pilot çalıştırmaktadır. Bugün itibarı ile toplam sayının yaklaşık % 10'u olan 300 pilot yabancıdır.
Havayolu taşımacılığımızda ve bakım hizmetlerinde kamunun etkinliği artırılmalı, havayolu ulaşımının ucuzlatılması sağlanmalı, yabancı pilot çalıştırılmasına son verilmeli, verimlilik artırılmalıdır. THY tekrar ulusal havayolu şirketimiz haline getirilmeli, özelleştirmeci anlayışlarla yönetilmesine son verilmelidir.
Bakım Onarım Yenileme Merkezleri de yabancı sermayeye açıldı
Her aktif uçağın yıllık ortalama 2,5 milyon dolar tutarında bakım, onarım, yenileme hizmeti alması gerekir. Bu alandaki çalışmalar, şu anda bizde hat boyu ve hangar seviyesinde yapılmaktadır. Oysa daha ileri seviyede bakımların da yapılabilir olması gerekir.
Uzun yıllar THY tarafından yürütülen bakım onarım yenileme hizmetleri, serbest dolaşım konusunda 2001 yılında yapılan antlaşma nedeniyle yerli ve yabancı özel sektör firmalarına açılmıştır. Başlangıçta yerli olarak kurulan özel sektöre ait bakım onarım yenileme firmaları, yakın zamanda yabancı firmalara satılmaya başlanmıştır. Bölgemizde havacılık bakım onarım yenileme sektörünün en önemli kuruluşu olan THY Teknik; elindeki yetişmiş teknik elemanları, sürdürdüğü yanlış personel politikaları sonucu diğer yerli ve yabancı özel sektör firmalarına kaptırmaktadır.
Yeterli planlama, eğitim ve sertifikalandırma işlemleri yapılmaz ise, yakın zamanda pilot konusunda olduğu gibi, bu sektörü sertifikalı yabancı teknik elemanların doldurması kaçınılmaz olacaktır.
Havacılık ve uzay sanayi, savunma ile sınırlı ve ithalat ağır basıyor
Hava taşıtı üretimi gerçekleştirilen havacılık ve uzay sanayisinde ağırlıklı olarak savunma sanayii ihtiyaçları doğrultusunda üretim yapılmaktadır. Yakın zamanda uydu üretimi için de girişimler başlamıştır.
Ancak bu projeler yıllardır ABD kaynaklı ürünlerin yerli montajından öteye geçememiştir. "İmalat yapılıyor" görünümü altında aslında sürekli ithalat ağırlıklı bir faaliyet yürütülmektedir. 2010 yılında hava taşıtı ve aksamları alımı için harcanan bedel 3,2 milyar dolar olmuştur. Buna karşılık ihraç edilen hava taşıtı ve aksamları 294 milyon dolarda kalmıştır.
Havacılık sanayi yerli üretim projelerinde asıl amaç, yerli sanayinin gelişmesi için çalışmalarda bulunmak, yerlileştirme oranlarını artırmaktır. Ülke kaynakları ister askeri, ister sivil amaçlı olsun verimli kullanılmalı, kurumlar arası eşgüdüm sağlanmalı, değişik kurumların benzer alanlarda gereksiz yatırımlar yapması, faaliyet göstermesi engellenmelidir.
TÜRKSAT da özelleştirilecek
Ülkemizde yeni faaliyete başlayan bir diğer alan da, yerli uydu üretim ve işletme çalışmalarıdır. Uydu imalatı, yörüngeye oturtulması, işletmeciliği, kiralanması konularında tek yetkili kamu kurumu olan TÜRKSAT da özelleştirilecektir.
Oysa bütün serbestleştirme, özelleştirme, taşeronlaştırmalardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Ülkemizin küresel güçlerin baskısından kurtarılması, kaynakların bağımsızca değerlendirilmesi; Ar-Ge inovasyon ve mühendisliğe ağırlık veren, devletin ekonomideki yönlendiriciliğini artıran, dış girdilere bağımlılığı en aza indirilmiş, istihdam odaklı planlı kalkınma politikaları gerekmektedir.
Havacılık ve uzay sanayii savunma sanayii ile sınırlı tutulmadan ulusal ölçekte belirlenecek bir stratejiyle planlı olarak geliştirilmeli, ülkemiz lehine köktenci adımlar atılmalıdır."