Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Nasıl sözde 'cemaat' adı altında devlet içinde bir paralel yapı oluşturmak isteyenlere dünyayı dar ediyorsak, 'özerklik' adı altında, 'öz yönetim' adı altında devlet içinde devlet kurmaya çalışanların da dünyayı başlarına yıkarız bunun böyle bilinmesi lazım" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Congresium'da Türkiye Anayasa Platformunca düzenlenen "Yeni Anayasa İçin Hep Birlikte" temalı programda yaptığı konuşmada, başkanlık sistemine değinerek, "Başkanlık sisteminin ne olduğu, nasıl uygulanacağı meselesi gerçekten çok geniş bir tartışma alanıdır. Dünyada bu sistemin çok farklı uygulamaları var. Biz bunların hepsini de inceleyip kendi ihtiyaçlarımıza, kültürümüze uygun mevcut birikimlerimizden azami düzeyde faydalanarak, yeni ve gerçekçi bir sistem oluşturmalıyız" değerlendirmesinde bulundu.
Bu durumun mahalle yönetiminden ülke yönetimine kadar tüm sistemin yeniden yapılandırılmasını gerektirdiğine işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin bu yeniden yapılanma ihtiyacının had safhada olduğunu söyledi.
Milletin talebinin, halkın seçtiği ve halka hesap veren yöneticilerin egemen olduğu bir sistem olduğunu, 40 yıllık siyasi tecrübesine dayanarak gördüğünü dile getiren Erdoğan, "Bunu başaracak birikime ve ferasete sahip olduğumuza da inanıyorum. 'At sahibine göre kişner' diye güzel bir atasözümüz var. Hiç şüphesiz her sistemi işletecek olan orada sorumluluk üstlenecek kişilerdir. İyi bir yönetici vasat bir sistemle de güzel işler başarabilir. Ama iyi bir sistem, vasat yöneticilerle de işlerin belirli bir düzeyin altına düşmeden yürümesini sağlayabilir" diye konuştu.
Erdoğan, mevcut sistemin dalgalanmalara, istikrarsızlıklara, krizlere çok açık olduğunu, bunun bedelini fert fert ve toplum olarak milletin ödediğini belirterek, 1994 ve 2001 krizlerinin, dünyada sorun yaşanmadığı dönemlerde ülkenin iç dinamikleri sebebiyle ortaya çıktığını söyledi. Buna karşılık 2008'de dünyada başlayan finansal krizin, gelişmiş ülkeler dahil pek çok devleti hala etkisi altında tuttuğuna işaret eden Erdoğan, "Aynı kriz Türkiye'yi ise benim değimimle 'teğet' geçti. Niçin biliyor musunuz? Çünkü Türkiye, istikrar ve güven ortamının hakim olduğu bir ülkeydi. Eğer güçlü bir tek parti hükümetine sahip olmasaydık küresel finans krizinin bizi nasıl bir duruma düşüreceğini düşünmek dahi istemiyorum. Türkiye geçmişten beri maruz kaldığı siyasi istikrarsızlıkların bedelini ekonomik ve sosyal krizlere maruz kalarak ödemiştir" dedi.
Türkiye'nin 2002 yılı kasım ayından bugüne kadar geçen 13 yılda Cumhuriyet döneminin daha önceki 79 dönemine denk, pek çok alanda onları kat be kat aşan hizmetlere kavuştuğunu belirten Erdoğan, bu başarının gerisindeki en önemli unsurların başında istikrar ve güven ortamının kesintisiz şekilde sürdürülmesi geldiğini ve burada kadronun çok büyük önem arz ettiğini vurguladı.
"Eğer mevzuat amcayla bu işi yürütmeye kalksaydık..."
"Eğer mevzuat amcayla bu işi yürütmeye kalksaydık biz yanmıştık" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Onu kendimize uydurduğumuz için bu işi başardık, onun bizi bağlayıcılığına 'evet' demediğimiz için bu işi başardık. 'Acaba bu bana ne getirir veya beni nereye götürür' diye düşünmediğimiz için bu işi başardık. Ama birileri de, ki hep söylerim ya, bürokratik oligarşi... Bürokratik oligarşi gelir senin önüne mevzuatı koyar, getirir yasaları senin önüne koyar ve sen de bunun altından kalkamazsın. Hele bir de korkak siyasetçiysen yanmışsın, bu iş başarılmaz. Geçtiğimiz yıl 7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasında bu konuda bedelini hala ödediğimiz bir tereddüt yaşandı mı, yaşandı. Her taraf kan gölüne döndü mü, döndü. Niye? İşte açık ortada. Hemen şöyle bir koalisyon zemini ortaya çıktı, bunu fırsat bilen yamyamlar ülkemizi kan gölüne döndürdü. Başkanlık sistemi, sağladığı mutlak istikrar ortamı ile Türkiye'yi bu tür sıkıntılardan, risklerden koruyabilme özelliğine sahiptir. Onun sigorta sistemleri çok daha güçlüdür.
"Dünyayı başlarına yıkarız"
Erdoğan, yeni anayasa ve başkanlık sisteminin, bir kısım kesimler tarafından üniter yapı, ülke bütünlüğü ve milli birlikle ilişkilendirilmeye çalışıldığını dile getirerek, "Halbuki biz ne diyoruz? Tek millet diyoruz, hangi kökenden ve meşrepten olursa olsun, şu anda 79 milyona nüfusumuz hamd olsun yaklaştı, tek millet. Ardından ne diyoruz? Tek bayrak. Rengini şehidimizin kanından alan bayrağımızdan başka bir bayrak asla bu semalarda dalgalanamaz diyoruz. Üçüncüsü ne diyoruz? Tek vatan, 780 bin kilometrekare vatan toprağı üzerinde herhangi bir operasyona, herhangi bir ameliyata asla göz yumamayız diyoruz. Dördüncüsü ne diyoruz? Tek devlet. Adı ve söylemi ne olursa olsun hiçbir devlet, paralel devlet veya paralel yapı bunlara izin vermeyiz, veremeyiz. Nasıl, sözde 'cemaat' adı altında devlet içinde bir paralel yapı oluşturmak isteyenlere dünyayı dar ediyorsak, 'özerklik' adı altında, 'öz yönetim' adı altında devlet içinde devlet kurmaya çalışanların da dünyayı başlarına yıkarız bunun böyle bilinmesi lazım."
Erdoğan, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet derken meseleyi bölünme, parçalanma edebiyatıyla ele alanların art niyetli olduğunu ifade ederek, "Hatta bölücünün başta gidenidir. Bunu böyle biliniz. Biz 'birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır' diyen bir peygamberin ümmetiyiz" dedi.
"Bu memleket köksüz değil"
Erdoğan, ülkeyi daha büyütmenin ve milleti güçlendirmenin çabasında olduklarını vurguladı. Ülke topraklarında milli ve yerli olan ne varsa hepsinin çok önemli olduğuna işaret eden Erdoğan, "Aynı şekilde ülkemizin ve milletimizin karşısında kim varsa, ne varsa onunla mücadele etmek de bizim namus borcumuzdur. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Çünkü bu memleket sahipsiz değil, bu devlet, dikkat edin altını çiziyorum köksüz değil, bu millet balık hafızalı değil, emanetçisi olduğumuz değerlerin kıymetini çok iyi biliyoruz" diye konuştu.
Erdoğan, konuşmasına Arif Nihat Asya'nın "Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor. ve bir bayrak dalgalanmak için rüzgar bekliyor. Destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin. Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye, yattığı toprak belli, tuttuğu bayrak belli. Kim demiş meçhul asker diye" dizeleriyle devam etti.
Ecdadın yattığı toprağın ve tutulan bayrağın belli olduğuna işaret eden Erdoğan, "Allah'ın izniyle dalgalanmak için bekleyen bayrağımızı, rüzgarsız bırakmayacağız. Şehitlerimizin, gazilerimizin fedakarlıklarının hakkını verecek, ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştıracak 2053 ve 2071 vizyonumuzu hayata geçireceğiz" dedi.
Erdoğan, "Yeni anayasa için insan onuru, ortak hedefi güçlü ve büyük Türkiye olan herkese, yaptığınız çağrınıza milyonların karşılık vereceğine inanıyorum, bundan hiç şüpheniz olmasın" ifadesini kullandı.
(Sürecek)
Son Dakika › Güncel › Yeni Anayasa İçin Hep Birlikte' Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.