Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bütün dünyanın takdirle ve dikkatle izlediği ekonomik performansın, Türkiye'de yeterince önemsendiğini ve takdir edildiğini maalesef söyleyemediklerini belirterek, "Avrupa'nın en güçlü ülkelerinin vatandaşlarının bugün karşı karşıya kaldıkları sıkıntı ve acıları görmemiz gerekir" dedi.
Gül, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı yeni yasama yılı açış konuşmasının son bölümünde ekonomiye yer verdi.
Türkiye ekonomisinin yakın tarihinin, ekonominin bütün temel dengelerini tahrip eden ve her defasında büyük kayıplara, zararlara neden olan krizlerle dolu olduğunu anımsatan Gül, "Bu sıkıntılı dönemlerin gösterdiği gerçek, ekonomimizin her zaman krizlere maruz kalabilecek kırılganlıklar ve zayıflıklarla malul bulunmasıydı" dedi.
Türkiye'nin, 2001'de, tarihinin en derin ekonomik krizini yaşadığına işaret eden Gül, krizi takip eden yıllarda alınan etkili önlemler, hayata geçirilen kapsamlı reformlar sayesinde ekonominin, istisnai bir 1-2 yıl hariç, istikrarlı bir büyüme ve gelişme trendi yakaladığını belirtti.
Gül, 2007'de başlayıp 2008'de derinleşen, halen etkileri devam eden, dünyanın son yüzyılda yaşadığı en şiddetli krize karşı güçlü bir dayanıklılık ve esneklik gösterildiğini, yapılan reformların, kendilerini bu kez dış şoklara karşı koruduğunu söyledi.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Türk ekonomisinin son 10 yılda AB ortalamasından yaklaşık 5 kat daha hızlı büyüdüğünü, bu büyümenin istihdam yaratan bir büyüme olduğunu dile getiren Gül, "Bu başarıda en büyük pay, çalışkan milletimize ve gösterdiği basiret ve izlediği doğru politikalarla Hükümet ve ekonomi yönetimine aittir. Ancak bütün dünyanın takdirle ve dikkatle izlediği bu ekonomik performansın, kendi ülkemizde yeterince önemsendiğini ve takdir edildiğini maalesef söyleyemeyiz. Avrupa'nın en güçlü ülkelerinin vatandaşlarının bugün karşı karşıya kaldıkları sıkıntı ve acıları görmemiz gerekir" diye konuştu.
-"Talimatla değil, doğru politikalar izlemekle elde edilir"-
Cumhurbaşkanı Gül, bugünün dünyasında ekonomi alanında başarılı olmanın; sürdürülebilir bir büyüme trendinin ve istikrarlı bir ekonomik ortamın sağlanması anlamına geldiğine işaret etti. Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ayrıca şu gerçeği de unutmamalıyız; arzu ettiğimiz neticeler, talimatla değil, doğru politikalar izlemekle elde edilebilir. Her iki kavram, yani sürdürülebilirlik ve istikrar, aynı zamanda, birbirine yakından bağlı ve birbirini etkileyen olguları ifade etmektedir.
Vurgulamak istediğim husus, cari politikaların geçici başarılarıyla yetinmeden, ekonominin yapısal olarak daha güçlü temeller üzerine kurulmasını sağlayacak, orta ve uzun vadeli yapısal reformları hayata geçirecek stratejik vizyonun kaybedilmemesidir. Çünkü geçmişte bu tuzaklara düşülmüştür ve neticeleri hepimizce malumdur. Geçtiğimiz dönemde, her iki alanda da gerekli adımlar kararlılıkla atıldığı için kronik sorunlarımızın çözümünde başarı sağlandı.
Bu süreçte enflasyonun düşürülmesine bağlı olarak, nominal ve reel faizlerde çok büyük inişler kaydedildi. Kısacası, milli bütçemiz faiz yükünden kurtarıldı, büyüme ve kalkınma için kaynak yaratıldı. Aynı başarıyı büyüme-cari açık kısır döngüsünü kırmada da göstermeliyiz. Hedefimiz, fiyat istikrarını ve finansal istikrarı tehlikeye atmadan, cari açıksız yüksek büyüme olmalıdır. Zira, gelişmiş ekonomilerle aramızdaki gelir düzeyi farkını kapatmak ve orta gelirli bir ülke konumunda kalmamak için yüksek oranlı büyümeye ihtiyacımız vardır. Halihazırdaki küresel ekonomik iklim, bize onları yakalama tarihi fırsatını da vermektedir. Bu yönde orta ve uzun vadeli politikaların oluşturulduğunu da görmekten mutlu olduğumu ifade etmek isterim.
Büyüme ile cari açık arasındaki kronik bağlantıyı orta ve uzun vadede kırmaya ve sanayinin hammadde ve ara malı açısından dışa bağımlılığı anlamındaki yapısal arızasını gidermeye yönelik bazı hususları geçen sene bu kürsüde dikkatinize getirmiştim. Sözkonusu noktalarda etkili ve kapsamlı politikaların hayata geçirilmeye başlanmasını da umut verici adımlar olarak gördüğümü vurgulamak isterim."
-"Hatırlatma ve uyarılar"-
Gül, ekonomi alanındaki başarıları takdir ederken, bazı hatırlatma ve uyarılarda bulunmayı da gerekli gördüğünü belirtti.
Dışa açık bir ekonomide sadece iç değil, aynı zamanda dış gelişmeleri de sürekli izlemeleri gerektiğini vurgulayan Gül, aşırı özgüven ve rahatlık duygusunun, ekonomi yönetimlerinin her zaman kaçınmaları gereken duygular olduğunu ifade etti.
Gül, ekonomi alanında bugüne kadar sağlanan başarıların önemli bir nedeninin mali ve parasal disiplin olduğunun unutulmamasını isteyerek, bu alanda yaşanacak gevşemenin, tamiri imkansız sonuçlara yol açacağının hatırda tutulması gerektiğini vurguladı. Gül, "Ayrıca bu kırılgan dönemde kamu harcamalarındaki önceliklerimize de dikkat etmeliyiz. Şüphesiz ki bütün başarıların en önemli faktörü eğitilmiş insan gücü kaynağımızdır. Bu itibarla, önümüzdeki dönemin anahtar sözcüğü verimlilik olmalıdır. Bunun için başta eğitim olmak üzere, bilimsel çalışmalar, araştırma-geliştirme ve inovasyon faaliyetleri, ekonomik programların hedeflerine ulaşmasında en temel unsurdur. Bu alan daima birinci önceliğimiz olmaya devam etmelidir" diye konuştu.
-"Önemli iç ve dış sorunlar var"-
Cumhurbaşkanı Gül, 21. yüzyıla sorunlarla boğuşan ve ne yapacağı kestirilemez bir ülke olarak girdiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bizden yeniden Avrupa'nın hasta adamı olarak söz edenler hayli fazlaydı. Oysa bugün vatandaşlarının kendisine güven duyduğu, değişen dünyanın alacağı yeni düzene katkısı olabilecek, güçlü bir ülkeyiz. Zenginleşiyor ve zenginliğimizi tabana yaymanın yollarını arıyoruz. Sorunlarımızı, demokrasi içerisinde, konuşarak ve tartışarak çözme gayretindeyiz. Dışarıdan bakanların gıpta ettiği, içeriden bakıldığında da gurur duyulması gereken bir ülke bugün Türkiye. Bu gelişmede, iktidarı ve muhalefetiyle bütün siyasi partilerimizin ve tabii bir bütün olarak yüce Meclisimizin büyük payı var.
Şüphesiz ki önümüzde önemli iç ve dış sorunlar var. Bunları asla görmezlikten gelemeyiz. Ancak bunları aşabilecek güç, irade ve tecrübemiz her zaman olduğundan çok daha fazladır. Dolayısıyla, Türk milletinin ve geleceğin Türkiye'sinin her bakımdan daha parlak ve aydınlık olacağına dair inancımı tekrarlıyorum.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yüce Meclis'in ebediyete intikal etmiş tüm üyelerini rahmetle yad ediyor ve yeni yasama yılının Milletimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan diliyorum."
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün konuşmasının ardından TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yarın saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
(Bitti)
Muhabir: Meltem Yılmaz
Yayıncı: Kudret Topçu - TBMM
Son Dakika › Güncel › Yeni Yasama Yılı Başladı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.