Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "18 yaşına seçme yaşını veren, bu yetkiyi veren anlayışa diyorum ki; madem sen 18'e bu yetkiyi verdin, gelin 18'e seçilme imkanını da verelim" dedi.
Erdoğan, Yıldız Teknik Üniversitesi'nin (YTÜ) Davutpaşa Yerleşkesi'nde düzenlenen 2012-2013 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, İstanbul'un, Türkiye'nin özeti olduğunu, Türkiye'de görülmek istenen her şeyin İstanbul'da görülebileceğini söyledi.
Şair Nedim'in; "Bu şehr-i İstanbul ki bi misl-ü behadır/Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır" mısralarını dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yani, bu İstanbul şehri ki misli benzeri yoktur, bir taşına bütün Acem mülkü fedadır. Onun için bu şehrin değerini çok iyi bileceğiz. Bilmeyenler yok mu- Maalesef var. Bugün kentsel dönüşümle ilgili olarak binaları yıkmaya başlıyoruz. Tabii hep gönülleri kazanarak bunu yapalım diyoruz. Niye- Şehrin insanlar üzerinde hakkı var. Maalesef insanlar, yaşadıkları o şehirleri korumadılar, korumasını bilmediler. 'Ben bir yeri kapayım, orayı işgal edeyim. Oraya bir bina yapayım da ne olursa olsun' dediler. Hayır. Şehrin insan üzerindeki hakkını siyasetçilerin de koruması gerekir. Ama siyasetçiler de bunu ucuz popülizme feda ettiler, kurban ettiler. Şu İstanbul'da, 15 emsal uygulaması yaptılar belediye başkanlığımdan önce. İnkılabi kararım geldiğimde şu olmuştur; 3 emsalden fazla vermeyeceğiz. İnsanımız tabii çok zeki. Şimdi bakıyorsunuz, bu 3 emsali nasıl yaralım. Plan notlarıyla şunlarla, bunlarla bir giriyorlar. Tabii müteahhitlerimiz de çok zeki sağ olsunlar. Bakıyorsunuz 7-8'e çıkıveriyor. Belki daha da fazla. Haksızlık oluyor."
-"Bugünün çocukları, çocukluğunu yaşayamıyor"-
Topraktan insanın ayağının kesilmemesi gerektiğini dile getiren Erdoğan,
"Çünkü biz, topraktan geldik toprağa gideceğiz. Sadece beton yığınları arasında hayat, hayat değildir. Toprakla, yeşille iç içe bir hayat bizim için çok daha anlamlı olacak. Biz çocukluğumuzu yaşadık ama bugünün çocukları çocukluğunu yaşayamıyor. Çünkü onların eli, ayağı çamura değmiyor. Biz çamurla büyüdük. O bize farklı bir güç, kuvvet kattı. Ama bugünün çocuğu, okuldan geliyor evine. Elinde toz, toprak olsa rahatsız oluyor. Halbuki o bize güç veriyor" diye konuştu.
Komşuluk hukukunun da kaybedildiğini belirten Erdoğan, "Mahalleyi tanırdık ama bugün aileyi tanımakta zorlanıyoruz. Aynı apartmanda oturduğumuz komşularımızı tanımıyoruz. Apartmanda bir dairedeki komşumuz ölüyor, kimsenin haberi yok. Böyle bir noktaya geldik. Bu millet böyle mi olmalıydı- Örneğin çocukluğumda annem herhangi bir yere gitmişse, karşı komşumuz Müşerref teyzenin beni kendi çocuklarıyla birlikte yıkadığı günleri hatırlıyorum. Aynı şekilde benim annem de onun çocuklarını alıp, benimle beraber yıkardı. Biz böyle yetiştik. Ama şimdi böyle bir şey var mı- Yok. Bunu yeniden yakalamalıyız. Bu milletin dinamik unsurları arasında, bu ilişki var."
-"Her alanda algınızın açık olmasını istiyorum"-
Hayattaki en değerli, en kıymetli varlığın aile olduğunu belirten Erdoğan, okul arkadaşlıklarının, iş arkadaşlıklarının, çeşitli ortamlarda oluşan yakınlıkların zamanla değişebileceğini, eskilerin kaybolup yenilerin kurulabileceğini ifade etti.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ama aile kalıcıdır. Aile son nefesinize kadar hatta ondan sonra da bizlerle birlikte olacaktır. Ebeveynlerinizden başlayarak, bütün ailenizle olan ilişkilerinizi olabildiği kadar sıkı tutun. Annenize, babanıza 'öf' bile dedirtmeyin. Ağabey, kardeş hukukunuzu çok iyi tutun. Basit meselelere o hukuku kurban etmeyin. Birbirinizden asla kopmayın.
Batının yıkılışı buradan gelecektir ama bu milletin yükselişi de buradan olmalıdır. Çünkü onlar, 18 yaşından itibaren iki kardeş aynı evin içinde oturmuyor. Herkes kendi evine gidiyor. Evlenip evlenmemesi de önemli değil. Ama bizde böyle olmamalı. O dayanışma ruhunu devam ettirmeliyiz. Günümüzde, kendini genel olarak iyi yetiştirmiş, bununla birlikte belli bir alanda uzmanlaşmış, o alanın en iyilerinden biri haline gelmiş kişiler, diğerlerinden bir adım öne geçiyorlar."
Üniversite öğrencilerinden sosyal, ekonomik, kültürel, siyasal her alanda algılarının açık olmasını, gündemi takip etmelerini, analitik değerlendirmeler yapabilmelerini rica eden Başbakan Erdoğan, "Ama bunların yanında eğitim gördüğünüz alanda dünyanın en iyilerinden biri haline gelmeyi hedeflemeniz, bunu başarmanız gerekiyor. Bu ikisini birlikte başardığınızda, inanıyorum ki hayat yolunda önünüzde pek çok kapının kolaylıkla açılacağını göreceksiniz" diye konuştu.
-"Biz Türkiye'yi 2023'e hazırlıyoruz"-
Gençlerin Türkiye'nin geleceği ve milletin umudu olduğunu vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Gözlerinizdeki ışıltı, yüzünüze vuran heyecan ve azim bizlere de şevk veriyor. Biz Türkiye'yi 2023'e hazırlıyoruz. Belki o günü göreceğiz ama torunum için de söylüyorum, onları da inşallah Sultan Alparslan'dan başlayan bir sürecin devamı olarak 2071'e hazırlıyoruz. Tabii birileri çıkıp şunu söyleyebilir; 'Bu Başbakan ne diyor- 2071'i sen nereden göreceksin'. Aslolan benim görmem değil. Onu görebilecek nesli hazırlamak. Benim torunum görebilir. Şu anda 6 yaşında, öbürü 3 yaşında. Şu anda 2012'deyiz. Bunun hazırlığını, bugünden yapmamız lazım. Hep ben şunu hayal ederim; Fatih'leri yetiştirecek kurumların gelişmesi. Bunu siz değerli hocalarımızla birlikte yapacağız."
Fatih Sultan Mehmet'in babasına verdiği cevabı hiç unutamadığını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Devleti Aliye'nin başına 13 yaşındayken oğlunu getirmek istiyor. 'Ama ben daha çocuğum' diyor. Babası da 'Hayır geçeceksin' diyor. Fatih de 'Peki. Ben ki Devleti Aliyeyi Osmaniye'nin başındayım, size emrediyorum. Gel ve imparatorluğun başına geç' diyor babasına. 13 yaşındaki çocuğun zeka kıvraklığına bak. İşte bu çocuk, bakıyorsunuz 19 yaşında, bir rivayete göre 21 yaşında karanlık çağı kapatıyor, aydınlık çağı açıyor."
-"Gelin 18'e seçilme imkanını da verelim"-
Seçilme yaşını 30'dan 25'e indirmede kendilerine çok hendeklerin atlattırıldığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu ne demektir biliyor musunuz- 'Biz size güvenmiyoruz'. 18 yaşına seçme yaşını veren, bu yetkiyi veren anlayışa diyorum ki; madem sen 18'e bu yetkiyi verdin, gelin 18'e seçilme imkanını da verelim. Çünkü hayatta zor olan seçilmek değil, zor olan seçmektir. İyi ile kötüyü ayırma kabiliyeti. Bizde biliyorsunuz bir de kaide var, akil baliğ olma meselesi. İşin aslı bu. Bugün batılı ülkelerin içinde 18 seçilme yaşı var. Bizde niye olmasın- 18'i verdiğiniz zaman herkes seçilecek diye de bir şey yok. Ama oradan yetişerek gelecek. Şimdi 25 olduğu zaman bizim belli bir dinamik sürecimizden geride kalıyor."
Yeni bir adım atma hazırlığı içinde olduklarını anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"TSK içinde muvazzaf kadro oy kullanma hakkına sahip, er ve erbaşlar değil. Bizim bunun önünü açmamız lazım. Asker, er, erbaş niye oy kullanmasın- Onlar da oyunu kullanabilmeli. Onlara haksızlık oluyor. 18 yaşa seçme hakkı veriyorsun, eğer askerdeyse oy kullanamıyor. Bunun da önünü açmamız lazım. Niye açmamız lazım- Demokratik haklarını kullanma noktasında bu hakkın asla inkıtaya uğramaması lazım. İleri demokrasi diyorsak, bunun gereğini yapmamız lazım. Sizlerle birlikte bizim bıraktığımız yerden Türkiye'nin 2071 hedeflerini belirleyecek bütün hazırlıkları genç nesle biz emanet ediyoruz."
(Son)
Muhabir: Çiğdem Pala
Yayıncı: Erdal Turanlı - İSTANBUL
Son Dakika › Güncel › Ytü 2012-2013 Akademik Yılı Açılış Töreni - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.