Yükseköğretim Akademik Arşiv Projesi Tanıtımı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Yükseköğretim Akademik Arşiv Projesi Tanıtımı

20.10.2014 13:41

Başbakan Davutoğlu (2) "Bana en az haz veren makaleler açık söyleyeyim, özgün kişilik hakkı yapmadan düğmeye basarak ulaşılmış, 'kes yapıştır' yöntemiyle bir yere yapıştırarak şu şunu dedi, bu bunu dedi, o da onu dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bana en az haz veren makaleler açık söyleyeyim, özgün kişilik hakkı yapmadan düğmeye basarak ulaşılmış, 'kes yapıştır' yöntemiyle bir yere yapıştırarak şu şunu dedi, bu bunu dedi, o da onu dedi. Peki kardeşim sen ne diyorsun? O yok" dedi.

Davutoğlu, YÖK'teki Yükseköğretim Akademik Arşiv Projesi tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bilginin yayılması konusunda doğu ve batı arasındaki etkileşimlerin merkezindeki bir ülke olduğunu ifade ederek, bunun Türkiye'deki üniversitelerde olağanüstü heyecan verici bir canlılığa sahne olduğunu ve gelecekte de olabileceğini söyledi.

İnsanlık tarihinde bilgi sistematiğinin gelişimindeki dördüncü harmanlanmanın küreselleşmeyle ilgili harmanlanma olduğunu dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

"İlk üç harmanlanma mekana yayılarak oluştu. Yani İskender'in ordusuyla sefere gitmesiyle kurduğu şehirlerde ya da Abbasilerin, Endülüs'ün, Osmanlı'nın yayılması esnasında veya Batı'nın (İngiliz, Fransız) sömürge sistemlerinin Afrika ve Asya'ya yayılması. Bu sefer mekandan bağımsız bir harmanlanma yaşanıyor. Teknolojik araçsal şeylerle zemin o kadar değişti ki, insanlar oturduğu yerden bilgilinin kaynağına ulaşarak, bilginin sosyalleşmesini maksimum düzeyde yaşayarak, mekandan bağımsız bir harmanlanma yaşıyor. Bu tabiri caizse bir sanal harmanlanma. Bu büyük bir imkan, büyük de bir tuzak. Büyük bir imkan çünkü Wikipedia'da veya buradaki yapılması gereken gibi güzel bir örneği olan akademik arşivde olduğu gibi düğmeye basıyorsunuz bir anda karşınıza yazı geliyor ama onu yazan şahıs gelmiyor. Onu yazan şahısla temasa geçmiyorsunuz. O kişiye temas etmeden kültür dünyasına, zihin dünyasına nüfuz ediyorsunuz."

Davutoğlu, "tarihin sonu", "felsefenin sonu" gibi soncu teorilere şüpheci yaklaştığını ve bu teorileri hiçbir zaman da kabul etmediğini dile getirerek, "Felsefenin sonu mu geldi?" başlıklı bir tartışmaya katıldığını ve burada felsefenin yeni başladığı tezini savunduğunu söyledi.

İnsanoğlunun varoluşuyla ilgili varsayımların sarsıntı geçirdiği, bilginin olağanüstü hız kazandığı, varlık ile bilgi arasındaki ilişkinin değerleri ciddi bir şekilde yeniden yapılandırdığı bir dönemde felsefenin bittiğini iddia etmenin mümkün olmadığını savunan Davutoğlu, insanın yaşadığı her bir köyde, kasabada artık mekandan bağımsız bir etkileşim ve iletişimin doğmasının büyük bir harmanlanma oluşturduğunu ifade etti.

Genetik ile felsefe arasında bazı öğrencilere çift anadal ya da üst ihtisasta sentetik bir araştırma merkezi kurulmasını tavsiye edebileceğini belirten Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Genetik salt bir tıbbi alan olmaktan çıkıyor, yepyeni felsefi sorunları hatta hukuki sorunları beraberinde getiren bir alana dönüşüyor. Eğer biz bilgiyi entegre şekilde göremeyip ayırırız ve deriz ki genetik tıp alanıdır. Benim hiç kabul etmediğim milli eğitimde 'fenci' ve 'sosyalci' diye bir ayrım vardır ya. Biraz devrimci ve radikal gelebilir size, sosyal bilimlerde okuyan birinin matematik bilmemesi faciadır. Matematik bilmeyen kategori kuramaz, mantık kuramaz. Sosyal bilim ise ta Aristo'dan beri temelde kategoriler üzerine oturur. Şimdi bazen zihinlerimizi o kadar parçalıyoruz ki, öğrenci zihnini açacak şeyleri görmüyor, 'bu benim alanıma girmiyor' diyor. 'Matematik okumasam da olur' diyor. Matematiksel zihnin gelişmediği yerde hiçbir şey gelişmez. Şimdi bunun gibi üniversitelerde alanları o kadar bölüyoruz ki bazen, birbirinden bağımsız gibi görünen alanların arasındaki derin irtibatı fark edemediğimiz zaman özgün öğretim olmuyor. Bu genetik ile felsefe arasındaki bağlantıyı görmek açısından önemli."

Davutoğlu, insana yeni tanımlama getirmeyen hiçbir geleneğin gelenek ve medeniyet haline gelemeyeceğini, küreselleşmeyle beraber kadim modernite tanımlarının yeni çerçeveler kazandığını ifade ederek, varoluşçu alanın devamında bilgi sistematiğinin tümüyle değiştiğini söyledi.

İnsandan insana aktarılan bilginin yerine teknoloji rehberinden aktarılan ve çok yoğun bombardıman şeklindeki bilginin aldığına dikkati çeken Davutoğlu, "Bana en az haz veren makaleler açık söyleyeyim, özgün kişilik hakkı yapmadan düğmeye basarak ulaşılmış, kes yapıştır yöntemiyle bir yere yapıştırılarak şu şunu dedi, bu bunu dedi, o da onu dedi. Peki kardeşim sen ne diyorsun? O yok. Çünkü bu da ayrı bir şey. Araçsallaştırılmış bilgi kadar tehlikeli bilgi yoktur. Bilgi araç haline geldiği zaman, enstrüman haline geldiğinde, içselleştirilmediğinde onunla ilgili sorulan her soru başka bir şey doğuruyor" diye konuştu.

Yer aldığı bir jüride "makale nasıl yazılır?" konusunda iki üç kere sınava girmiş ve değişik gerekçelerle jüriden onay alamamış bir öğrenciye, yaşanan bir olayla ilgili makale yazması gerektiğinde bunu nasıl kurgulayacağını sorduğunu belirten Davutoğlu, öğrencinin kendisine doyurucu bir cevap veremediğini, aynı öğrenciye ilk ve son okuduğu romanı sorduğunu, bunun üzerine ise cevap alamadığını söyledi.

Davutoğlu, öğrencinin bilgiyi bir vida gibi gördüğünü tahayyül edemeyen birinin öğretim üyesi ya da ilim adamı olamayacağını ifade ederek, teknolojinin genç nesiller için bilgiye ulaşmada imkan olmasının yanında bir tehlikeye de sahip olduğunu dile getirdi.

- Ankara

Kaynak: AA - AkHaber.com

Son Dakika Güncel Yükseköğretim Akademik Arşiv Projesi Tanıtımı - Son Dakika


Advertisement