Zeki Bulduk: 15 Temmuz Darbe Girişimi Kültür-Sanat Alanını Reaksiyoner Hale Getirdi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Zeki Bulduk: 15 Temmuz Darbe Girişimi Kültür-Sanat Alanını Reaksiyoner Hale Getirdi

11.07.2026 11:24

Yazar Zeki Bulduk, 15 Temmuz darbe girişiminin Türk sanat ve edebiyatını reaksiyoner bir çizgiye yönlendirdiğini belirterek, FETÖ'nün kültür-sanat camiasına sızmasını ve demokrasi olmadan sanatın yön gösterici olamayacağını vurguladı.

"Züleyha", "Müstesna Deliler Albümü", "Bağdat Düşerken", "Bozkırın Atları", "Yaman Ölür" ve "Sevgili Mayakovski: Tahran'dan Mektuplar" adlı eserlerin de aralarında olduğu birçok kitaba imza atan yazar Zeki Bulduk, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, "Bizde maalesef bir darbe edebiyatı, sineması vardır. Bu darbeler olmasaydı belki başka türlü şekillenecek olan sanat-edebiyat cephesi daha çok reaksiyoner olarak şekillendi." dedi.

Bulduk, 15 Temmuz hain darbe girişiminin kültür ve sanat alanındaki yansımalarını AA muhabirine değerlendirdi.

Darbe girişiminin Türkiye'de birçok alanda önemli etkilere yol açtığını vurgulayan Bulduk, "15 Temmuz kalkışması, ülkemizdeki darbe geleneğinin dışına çıkarak, sivil bir oluşumun eğitimden siyasete, askeriyeden medyaya kadar ahtapot gibi tüm kurumlara sirayet etmesi ve nihayetinde tüm erki elde etmek için harekete geçtiği bir girişimi anlatıyor. 'Darbe geleneği' derken asla olumlamıyor, aralarındaki farkı belirtmek istiyorum. Kapitalist baronlarla askerin el ele verip demokrasiyi rafa kaldırması ülkeyi yeterince geride bıraktı." ifadelerini kullandı.

Yazar Bulduk, darbe girişimini gerçekleştiren aktörlerin kültür sanat alanındaki faaliyetlerine de dikkati çekerek, "FETÖ, maskeyle yaklaşarak sağdan, soldan neredeyse tüm ideolojik yapılardan 'mürit' devşirdi. Kültür-sanat camiası da bundan nasibini aldı. Çoğu niteliksiz, proje sanatçı da bu örgütün şemsiyesi altında yer aldı. Darbe girişiminin belki de olumlu yanlarından biri, kifayetsiz muhterislerin elenmesi oldu. Ancak bu kadar büyük bir oluşumun tamamen deşifre olmadığını, aksine yeni maskelerle yoluna devam edenler olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.

"Demokrasinin rayında ilerlediği bir ülkede sanat, daha süzülmüş ve yön gösterici bir hal alabilirdi"

Kültür sanat alanında yer alan isimlerin darbe girişimine karşı verdiği tepkileri değerlendiren Bulduk, "Bizde maalesef bir darbe edebiyatı, sineması vardır. Bu darbeler olmasaydı belki başka türlü şekillenecek olan sanat-edebiyat cephesi daha çok reaksiyoner olarak şekillendi, tepki edebiyatı, bellek oluşturma gibi... Oysa darbelerin olmadığı, demokrasinin rayında ilerlediği bir ülkede sanat, daha süzülmüş ve yön gösterici bir hal alabilirdi. 15 Temmuz Darbe Girişimi söz konusu olduğunda ise daha tehlikeli bir tavır olan, 'Bu darbe bize vurmadı. Bizi ilgilendirmez.' yaklaşımı ortaya çıktı." görüşlerine yer verdi.

Bulduk, darbe girişiminin, "Türkiye'ye yabancı kalanların anlaşılması" noktasında kritik bir rol oynadığına işaret ederek, şunları aktardı:

"Evet, bu darbe halka karşıydı. Bu darbe dış kaynaklı, bu ülkenin parasıyla yetiştirdiği kişiler tarafından yapıldı. Bu darbe 'İslamcılar' arasında değildi, kimilerinin dediği gibi. Bu darbe yerlilere karşı tertip edildi. Burada darbeler için 'balans ayarı' falan diyorlar. Seçimlerde dünya çapında en fazla katılımın olduğu bir ülkede halkı hiçe sayanlara karşı 'halkçı' sanatçıların ekserisi, mütareke dönemi İstanbul orta sınıfı gibi, İngiliz ve Fransızların balolarına gitmeyi tercih etti. Belli bir kesim hariç sanat dünyasında olduğunu düşündüğümüz büyük bir kesim Türkiye'ye Fransız kalmıştır."

"Hikayemiz gerçek olmasına rağmen, yamalı bohça gibi ortaya atıyoruz"

Darbe girişiminin farklı alanlardaki temsil biçimlerine de değinen Bulduk, "Rakamlar, tanklar, ATM önünde sıra bekleyenler, tanınmış isimlerin şehit olduğu bilgisinin tekrarı, efsanevi tepkiler… Darbe girişimi sırasında asıl olan neydi? Kanser tüm vücudu ele geçirmek istiyordu. Biz hikayeleştirirken üçüncü sayfa haberi gibi insanların hallerini anlatıyoruz. 7 Ekim Aksa Tufanı başladığında İsrail, ölmeyen, hatta olmayan insanların ölüm hikayeleriyle ilgili yüzlerce internet sitesi açtı. Bu sert ve agresif bir internet saldırısı. Buna ihtiyacımız yok, zira bizim hikayemiz gerçek olmasına rağmen onu dahi yamalı bohça gibi ortaya atıyoruz." değerlendirmelerinde bulundu.

Yazar Bulduk, 15 Temmuz darbe girişimine dair üretilen eserlerin bir temsil gücüne sahip olabilmesi için taşıması gereken özelliklere de işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yazılan kitaplar, hikayeler, çekilen filmler, devlet eliyle çekilmiş bir savaş belgeseli olmanın ötesine geçmediği takdirde maalesef acı daima tekrarlanacaktır. Elçiliklerde sadece resim sergisi ve sadece ulusal ajansın görüntülerinden hazırlanan birkaç video izlenerek, o günün ve o güne gelene kadar yapılan gafletin durdurulması mümkün değil. İnsan hikayeleri, vurgulu bir şekilde anlatılmalı. Evet, kan akan görüntüler ajite edici ama o kan Türk'ün kanı. Tehlike yeniden okunmalı. 'Bir akşam canı sıkkın üç beş komutan birkaç tank yürüttü, birkaç uçak kaldırdı, bir daha olmaz.' gibi bir yaklaşımdan kurtulmak gerekiyor. Yaşanan olayın, 'Patrona Halil İsyanı'ndan daha tehlikeli, Göktürk Kağanlığı'nın yenilgisi sonrası Türklerin Çin'e esir düşmesi denli tehlikeli olduğunu bilen sanatçı, haberci, edebiyatçı, nasıl anlatacağını da elbet bulur ve bilir."

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Zeki Bulduk: 15 Temmuz Darbe Girişimi Kültür-Sanat Alanını Reaksiyoner Hale Getirdi - Son Dakika


Advertisement