Psikoterapist Karakaya: Sahipsiz Çocuk ve Gençler, Canlı Bomba Adayı - Son Dakika

Psikoterapist Karakaya: Sahipsiz Çocuk ve Gençler, Canlı Bomba Adayı

4 yıl önce

PSİKOTERAPİST Mehmet Karakaya, canlı bomba kullanılarak yapılan terörist saldırıların insanlık adına çok korkunç bir eylem olduğunu belirterek, "Hem kendini, hem de başka insanları patlatarak öldürme, öfke duygusunun zirvesidir.

Psikoterapist Karakaya: Sahipsiz Çocuk ve Gençler, Canlı Bomba Adayı, System.String[]

PSİKOTERAPİST Mehmet Karakaya, canlı bomba kullanılarak yapılan terörist saldırıların insanlık adına çok korkunç bir eylem olduğunu belirterek, "Hem kendini, hem de başka insanları patlatarak öldürme, öfke duygusunun zirvesidir. Bir kişinin bu kadar öfke taşımasının altında da genellikle çocukluk çağında 'işgal' edilme süreçleri vardır. Çocukluk çağında işgale uğramış ve sahipsiz çocuklar, birer canlı bomba adayıdır" dedi.


Psikoterapist Mehmet Karakaya, terör örgütlerinin son dönemde başvurduğu 'canlı bomba' ya da 'intihar eylemcisi' yöntemleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Karakaya, 'İntihar bombacıları' ya da 'Canlı bomba' olarak seçilen tiplerin rahatlıkla duyguları harekete geçirilebilecek kişiler olduklarını anlatırken şöyle dedi:


"Grubun ya da örgütün içinde kendini feda etme, bir kahraman olma duygusu, bir değer kazanma arzusu ön plana çıkıyor. Bir ses getirme biçimi. Bu kişilerin nasıl bu hale getirildiği ya da eylemi gerçekleştiren kişinin psikolojisinden düşündüğünüz zaman kendi ideoloji açısından yüksek bir duygu ile donatılıyorlar. Çünkü eylem yerine giderken grubu için çok önemli bir iş yapmaya gittiğini düşünüyor. Öldürme eylemi, özellikle ağır kişilik bozukluklarında görülen ve 'cinai öfke' adı verilen duygunun patlaması sonucu gerçekleşir. Yani basitçe anlatımıyla öldürmenin kökeninde öfke vardır" ifadelerini kullandı. Öldürme eyleminin, kişinin kendisine yönelmesinin ise öfke duygusunun çok yoğun olduğunu gösterdiğini vurgulayan Karakaya, "Hele ki bu eylem kişinin hem kendisini hem de diğer insanları patlatarak öldürme şeklinde canice ortaya çıkıyorsa, bu durum öfkenin en zirve noktasını göstergesidir. Bir insanın bu kadar yoğun bir öfke taşımasının altında da genellikle çocukluk çağındaki 'İşgal' edilme süreçleri vardır. Çocuklukta, başta anne baba ve diğer insanlar tarafından ağır işgale uğramış bu bireyler, ileriki yaşantılarında yoğun öfke duyguları taşırlar. Bir çocuğun işgal edilmesi, genellikle fiziksel, cinsel ve duygusal istismara uğraması şeklinde olabildiği gibi ilgi ve sevgi görememe, ihtiyaçlarının hiç karşılanmaması sonucu yoğun değersizlik hissetmesi şeklinde de ortaya çıkabilir. Çoğu kişilik bozukluklarının kökeninde eleştirilmiş çocukluk yaşantıları ve buna bağlı yoğun değersizlik duyguları bulunmaktadır."


"ÖRGÜT İÇİNDE KENDİNİ KANITLAMA"


Psikoterapist Mehmet Karakaya, bir de işin 'Narsisizm' boyutu da bulunduğunu, bunun bireyin yaşadığı yoğun değersizlik duygusunu kapatabilmek için bir ömür verdiği var olma ve görülme mücadelesini içerdiğini anlattı. Karakaya, şunları anlattı:


"Bir takım narsisitik bireyler bu mücadeleyi 'Üreterek, güç elde ederek ve insanların takdirini alma' gibi göreceli olarak daha yapıcı pozitif alanlarda kullanırlar. Ancak bazı bireylerin sahip olduğu imkanlar kısıtlı olduğundan bunlar da kendilerini birtakım örgüt ve ideolojik gruplar içerisinde yer alarak var etmeye çalışırlar. Buradaki temel amaç (Ben varım, beni görün, ben de bu gücün bir parçasıyım) mesajı verebilmektir. Bu kişiler, bu gruplara girdikten bir süre sonra kendileri dışındaki bütün grupları düşman ve kötü olarak algılamaya başlarlar ve bu şekilde öfkelerini dışa vurma imkanı bulur. Yine bu bireyler zaman içerisinde kasıtlı olarak grup dışına itilirler ki bu durum ruh dünyalarındaki değersizlik duygularını tetikler. Zamanla yeniden grup tarafından kabul edilebilmek için kendilerine verilen her türlü görevi kabul edebilecek bir ruh hali içerisine itilirler. Taa ki kendilerini patlatana kadar. Üstelik kendisini patlatarak öldürme eylemi de ağır narsisitik patolojideki birisi için son derece gösterişli bir sondur. Hayatı boyunca hiç görülmemiş ve var olmamış bir birey, ancak bu şekilde bir ölüm ile bütün dünya televizyonlarında adını duyurma imkanı bulur."


"CANLI BOMBALARDA, SÜPER EGO DEFORMASYONU GÖRÜLÜYOR"


'Canlı bomba' olan kişilerin, bu kötü aşamaya gelene kadar bir çok 'Beyin yıkama' operasyonundan geçirildiğini de ifade eden Karakaya, şunları söyledi:


"Her insanın ruhsal yapısında 'süper ego' yani 'vicdan' denilen bir mekanizma vardır. Bu mekanizma, insanın öfke duygusu ile cinayet işlemesini engel olur. Süper egomuz sayesinde bizler öfke duygularımızı spor, sanat, iş, siyaset ve aşk gibi alanlara kanalize ederek boşaltırız. Canlı bombaların psikolojisi incelendiğinde ise bunların 'Süper ego deformasyonu' denilen bir duruma maruz kaldıkları görülmüştür. Canlı bombaların süper egolarındaki bu deformasyon içerisinde bulundukları örgüt tarafından çeşitli beyin yıkama teknikleri ile gerçekleştirilmektedir. Bazı örgütler, bu kişilerin eylem sonrası öldükten sonra cennete gideceklerini, kahraman olucaksın şeklindeki telkinlerle, bazı örgütler ise ölümsüzleşecekleri, tarih kitaplarının kendilerinden bahsedeceği, destanlaşacakları gibi kahramanlık motiflerini vurgulayarak beyin yıkamaktadırlar. Bu şekilde vicdan duyguları deformasyona uğrayan bireyler ulvi bir amaca da hizmet edeceklerini, bir işe yarayarak değersizlik duygularından kurtulacaklarını düşündüklerinden kendilerini patlatmakta bir sakınca görmemektedirler."


CANLI BOMBA, 'PAGAN KÜLTÜRÜNÜN GELENEĞİ'


Karakaya, canlı bomba olma arzusunun, çocukluk döneminde multiple (çoklu) psikolojik travma geçirenlerde ve kurulu düzen tarafından çok şiddetli terörize edilmiş ailelerde görüldüğünü yineleyerek, şöyle dedi:


"Bu ailelerin terör hikayelerini dinleyerek büyümüş olan çocuklarında yahut hapishanelerde işkenceye uğramış kişilerin aile içerisinde anlattıklarıyla, '10-20 sene önce annem, babam ya da dayım teyzem kötü muamele gördü. Büyük bir zulme, haksızlığa uğradık, kimliğimiz aşağılandı' tarzındaki bilgilerle dolmuş çocuklarda, buna karşı çok şiddetli bir öç alma duygusu ortaya çıkıyor. Kimlik ve idealleri için feda ediyorlar kendilerini. Böyle bir durumda 'Bunun öcünü almam lazım' tarzında intikam duygusunun yüceltildiği kültürler de çok fazla var. Bu tarzdaki intihar eylemcilerinin arka plandaki psikolojisinde de bu var. İntikam duygusunun en çok yüceltildiği kültür Fars kültürüdür. O kültürde acı çekme felsefesi var, hatta Kerbela'da bile zincir vurarak kanatırlar kendilerini. Bu aslında acı çekerek 'Nirvana'ya çıkma tarzındaki Pagan kültürünün geleneğidir. Bu Fars kültüründe devam eder ve İslamiyet ile bunu birleştirmişlerdir. Fars kültürünün bu nedenle canlı bomba ortaya çıkarma potansiyeli fazla. Bu çağda ilk Hizbullah bu şeklide ortaya çıkmış hatta orada yapılan araştırmalarda Hizbullah'ın geçmişte öldürülmüş kahramanlarının resimleri canlı bombalarının üzerinde çıkmıştır. (Bak bu şehit oldu, davası için kendini feda etti, siz de kendinizi feda edebilirsiniz) şeklinde. Bir nevi 'rol model' alma şekli."


"EYLEMCİ, BUNU KUTSAL BİR TÖREN GİBİ YAPIYOR"


Örgüt içinde yapılan beyin yıkama operasyonlarıyla artık hipnotize olan eylemcinin bunu kutsal bir tören gibi yaptığını kaydeden Karakaya, şunları ekledi:


"Ben de öleceğim, ben de parçalanacağım ve vücudum parçalanacak gibi görmüyor, algı körlüğü oluşuyor. O, daha sonraki hayalindeki hedefi ve böyle bir olaydan sonra bırakacağı izi düşünüyor. Çevresi tarafından onaylanmayı ve bu onaylanmanın etkisiyle de yaptıklarını idealize etmiş oluyor. Bir insanın kendini patlatarak yok etmesi canlılığın doğasına aykırı ve zordur aslında. Bu durum terör örgütü açısından bu kişinin son anda bu eylemden vazgeçme ihtimalini de gündeme getirmektedir. Bu açıdan terör örgütleri bunu da göz önünde bulundurarak canlı bombaları seçerken özellikle ailelerini kaybetmiş, ölümcül bir hastalığa yakalanmış, ağır hapis cezası nedeniyle firari olan, uyuşturucu kullanan gibi sebeplerle hayattan umudunu kesmiş ve yaşamak için fazla bir nedeni olmadığını düşünen bireyleri tercih etmektedirler. Yine canlı bomba eylemlerinin artmasında biraz önce dediğim gibi rol model faktörü de gözden kaçırılmaması gereken bir husustur. O yüzden, çocuklarımıza gençlerimize ve onları gece gündüz yetiştirmeye çalışan annelere ve okul hayatında birebir onlarla muhatap olan öğretmenlerimize çok iyi destek çıkmalıyız. Burada en önemli görevlerden biri de Devletimizin bütün kademelerinin desteğiyle başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın tüm uygulamalarında sağlık, psikoloji ve psikiyatri dünyasından gerek kamuda gerekse özelde çalışanlarla işbirliğinin arttırılması çok önemlidir. Sonuç olarak, sahipsiz çocuk ve gencimiz hiç kalmamalıdır. Çünkü bu insanlar, terör örgütlerinin en büyük canlı bomba adaylarıdır."


- Kayseri

Haber Yayın Tarihi: 25.12.2016 01:01 Kaynak: DHA



Son Dakika

Göktuğhan Argın, Ali Koç'a sorduğu soru nedeniyle tazminatsız işten çıkarılmak istendiğini söyledi
Atakan Kayalar'dan "Uzaylılara inanıyor musun?" sorusuna bir garip cevap Eve hapsolan Çinliler, kağıt paraları uçak yapıp pencereden atıyor