Uluslararası birleşme ve satın alma uzmanı Jagdeep Singh Kang, aile şirketlerindeki devir süreçlerinde yaşanan krizlere ve çatışmalara dikkat çekerek çözüm yol haritasını açıkladı. Türkiye’deki aile şirketlerinin de kritik kuşak değişim eşiğinde olduğunu vurgulayan Kang, operasyonel sürekliliği ve serveti korumak için katı pazarlıklar yerine güven inşasını ve esnek değerleme modellerini öne çıkaran stratejilerin şart olduğunu belirtti.
Aile sahipliğindeki holdinglerde servetin ve operasyonel kontrolün el değiştirmesi nadiren sorunsuz ilerliyor. Bu geçişler uluslararası sınırları aştığında, birbirinden farklı düzenleyici yapıları ve birbiriyle örtüşmeyen hissedar hedeflerini de beraberinde getirdiğinde, standart kurumsal finans yöntemleri çoğu zaman yetersiz kalıyor. Birleşme ve satın alma işlemleri ile kurumsal finans alanında uluslararası düzeyde tanınan bir isim olan Jagdeep Singh Kang için, bu coğrafi ayrışmaların yönetilmesi danışmanlığın gerçek değer ürettiği alan olarak öne çıkıyor.
Halihazırda Dubai merkezli Valerius Capital Partners bünyesinde danışmanlık stratejilerini yöneten Kang, varlık yönetimi yerine yalnızca birleşme ve satın alma işlemleri ile şirket değerlemesi alanında hizmet veren butik bir yapının başında bulunuyor. Kariyeri boyunca büyük ölçekli ve çok uluslu işlemlere imza atan Kang'in mesleki temelleri, küresel danışmanlık şirketleri Ernst & Young ve PwC'de şekillendi. Kang, Dubai Finansal Hizmetler Otoritesi tarafından düzenlenen yatırım bankası Awad Capital'de yönetim kurulu üyesi ve kurumsal finans direktörü olarak görev yaptı. Ardından, bir dönem Londra Borsası dahil olmak üzere iki ayrı borsada işlem gören, milyarlarca dolarlık uluslararası sağlık grubu Mediclinic'te şirket içi birleşme ve satın alma biriminin başına geçti. Bu görevlerin tamamında önemli bölgesel ve küresel büyüme projelerini yöneten Kang, karmaşık şirket işlem yapılarının kurgulanmasında uzmanlaştı.
Geniş danışmanlık birikimini aile ofisi alanına taşıyan Kang, kuşaklar arası sert anlaşmazlıklarda tarafları uzlaşmaya götüren süreçleri de başarıyla yönetti. Bu süreçlerin zorluklarına dikkat çeken Kang, tanınmış bir aile ofisi bünyesinde yaşanan çok boyutlu bir hissedar anlaşmazlığını yönetme deneyimini anlattı. Söz konusu görevin merkezinde, yüksek kârlılığa sahip bir endüstriyel gaz şirketi bulunuyordu. Ana faaliyet şirketi Suudi Arabistan'da yerleşikken, şirketten çıkmak isteyen azınlık hissedarlar Dubai Uluslararası Finans Merkezi'nde (DIFC) bulunuyordu. Bu durum, çıkış sürecinin hukuki, finansal ve duygusal zeminini karmaşıklaştıran ciddi bir yetki alanı kopukluğu yarattı.
Kang, sürecin özünü şu sözlerle anlatıyor: Kuşaklar arası anlaşmazlıklarda zorluk nadiren yalnızca finansal mekanizmalardan kaynaklanır; mesele temelde beklenti yönetimidir. Nihai bir çıkışın hemen gerçekleştirilemediği durumlarda odak, kuşaklar arasındaki güven boşluğunu kapatmaya kaymalıdır.
Kang, çıkmazı aşmak için faaliyeti yürüten çoğunluk hissedarıyla güven ilişkisi kurmayı hedefleyen özgün değerleme yöntemleri devreye soktu. Katı geleneksel modellerden uzaklaşan bu yaklaşım, fiyat beklentilerini şişirmeden kuşakların beklentilerini birbirine yaklaştırdı ve pazarlığı duygusal katılıktan çıkarıp ticari gerçekliğe oturttu.
Türk Aile Şirketleri İçin Bir Yol Haritası
Kang'in Suudi Arabistan-DIFC hattında yürüttüğü bu işlemin dinamikleri, bugün Türkiye'deki şirketler dünyası için de doğrudan bir karşılık taşıyor. Türk iş dünyası da benzer biçimde güçlü aile şirketleri ve orta ölçekli lider kuruluşlar üzerine kurulu; bu şirketlerin büyük bölümü ise ikinci kuşaktan üçüncü kuşağa geçişin kritik eşiğinde bulunuyor. Araştırmalar aile şirketlerinin yalnızca yüzde otuzunun ikinci kuşağa ulaşabildiğini gösterdiği için, bu eşikte kaybedilenlerin bedeli de ağır oluyor.
Bir Türk aile şirketinin yeniden yapılandırılması, hem hukuki hem de insani açıdan kurumsal danışmanlığın en zorlu işlerinden biri kabul ediliyor. Süreç, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki kurumsal yönetim gerekliliklerine teknik hakimiyeti zorunlu kılarken, aynı anda hassas aile ilişkilerinin ve kuşak beklentilerinin yönetilmesini gerektiriyor. Bu ilişkiler doğru yönetilmediğinde, teknik olarak kusursuz bir yeniden yapılandırma planı bile sonuçsuz kalabiliyor.
Modern anlamda halefiyet planlaması, basit bir miras devrinin çok ötesine geçiyor. Sorumluluğun, liderliğin ve mülkiyetin kademeli biçimde aktarılmasını kapsayan bu süreç, gelecek kuşakların serveti sorumlulukla yönetmeye hazır olmasını amaçlıyor. Yapılandırılmış bir hukuki ve stratejik çerçeve olmadığında, aile servetleri iç anlaşmazlıklar, düzenleyici baskılar veya uluslararası engeller nedeniyle ciddi bir parçalanma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Türk şirketleri faaliyet alanlarını genişletip azınlık paylarını ya da holding yapılarını farklı düzenleyici ortamlarda konumlandırdıkça, Kang'in Körfez'de karşılaştığı hukuki ve kuşaksal sorunların aynısıyla yüzleşiyor. Kang'in deneyimi, Türk aile şirketlerinin yönetim kurulları ve kurumsal finans danışmanları için net bir çerçeve sunuyor: Operasyonel sürekliliği ve kuşaklar boyu aktarılan serveti korumak için, çatışmacı pazarlık yerine güven inşasını ve esnek değerleme modellerini önceliklendirmek bir tercih değil, zorunluluk.
Son Dakika › Yaşam › Sınır ötesi aile anlaşmazlıklarını yönetmek: Kişiye özel bir yaklaşım - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?