Bilim ve Sanat Vakfı Sanat Araştırmaları Merkezi (SAM) tarafından "2014/15'te Türk Sinemasına Bakış" konulu panel düzenlendi.
Koray Sevindi'nin oturum başkanlığını yaptığı panelde, 2014-2015 sezonunda "bağımsız Türk sineması", "ana akım Türk sineması" ile "Türk sinemasında üretim, dağıtım ve gösterim" konuları ele alındı.
Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Murat Tırpan, komedi filmlerinin ana akım Türk sinemasında 2000'lerin ikinci yarısından itibaren yükselişe geçtiğini, 2014-2015 sezonunda da sinemanın motoru konumunda bulunduğunu ifade etti.
Tırpan, 2000'lerin ikinci yarısından itibaren televizyonun format ve üslup olarak popüler sinemayı ele geçirdiğini anlatarak, burada sinema yapanların bir kısmının televizyondan gelen insanlar olduğunu söyledi.
Geçen yıl 110 filmin gösterime girdiği bilgisini veren Tırpan, toplam 36 milyonluk yerli film seyircisinin 17,5 milyonunu en tepedeki 5 filmin topladığını, diğer taraftan ciddi yatırım yapılmış, ama çok az seyirciye ulaşan filmler bulunduğunu dile getirdi.
Televizyonun yanı sıra mizah dergilerindeki estetik ve mizahın da komedi filmlerinde etkili olduğunu belirten Tırpan, romantik komedi, dini temalı korku filmi ve animasyonun da son iki yılda kendini gösteren türler olduğunu aktardı.
"Televizyonlaşan sinema eğilimi öne çıktı"
Türk Sineması Araştırmaları (TSA) Projesi Koordinatör Yardımcısı Barış Saydam ise 2014-2015 sezonunda bağımsız Türk sinemasında "televizyonlaşan sinema" eğiliminin öne çıktığına dikkati çekerek, bunun özellikle bağımsız sinema ve ana akım sinema üzerinde büyük bir tehlike oluşturduğunu savundu.
Bunun nedeninin, sektörel olarak üretimden gösterime kadar bütün ayaklarda televizyonun geleneksel sinema üzerine baskı kurması olduğunu ifade eden Saydam, "Çünkü artık dağıtım ve sermaye sorunundan dolayı televizyon, bağımsız filmlerin birinci satış alanına ve birinci önceliğe dönüşmüş durumda" dedi.
Bağımsız Türk sinemasında özellikle 1990'larda başlayan birey merkezli, karamsar, melankolik festival filmlerinin 2000'lerden sonra gittikçe daha da politikleştiği tespitinde bulunan Saydam, "1990'larda apolitik özellikler gösteren bu filmler, Türkiye'deki toplumsal hayatta politikanın daha çok öne çıkmasıyla birlikte anlatısal olarak da daha politik bir zemine oturmaya başladı ve bağımsız sinema da ana akım sinema kadar politikleşti" diye konuştu.
"Sinema seyircisinin alışkanlıkları değişiyor"
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Zeynep Çetin Erus, "Türk Sinemasında Salon, Dağıtım ve Gösterim Sorunları" başlıklı sunumunda, Türkiye'de yapım alanında görülen çeşitliliğin dağıtım ve gösterim alanına pek yansımadığını dile getirdi.
Türkiye'de üretilen filmlerin yabancı filmlerle rekabet ederek dağıtım kanallarında kendilerine yer bulmaya çalıştıklarını anlatan Erus, "Küçük dağıtım şirketleri, zincir sinemalar karşısında zayıf ve filmlerini merkezdeki sinema salonlarına sokamıyor. Sinema seyircisinin alışkanlıkları değişiyor ve AVM'lerdeki sinemalara talep artıyor. Yapım-dağıtım ve hatta gösterim arasında bütünleşme sağlanmadıkça üretimdeki artış ve çeşitliliğin sektörü canlandırması ve stabil duruma getirmesi mümkün görünmüyor" değerlendirmesinde bulundu.
Yapımcı Halil Kardaş da sadece Türkiye'deki birtakım festivaller ve fonlarla değil, aynı zamanda yurt dışındaki festivaller ve fonlardan çeşitli destekler alarak ve ortak yapımcı bularak da film yapılabileceğini kaydetti.
Kardaş, televizyon satışının da filmler için önemli bir gelir kaynağı olduğunu belirterek, TRT'nin, televizyon filmleri projesiyle, film yapmak isteyip de imkan bulamayanların elinden tuttuğunu söyledi.
Son Dakika › Kültür Sanat › 2014/15'te Türk Sinemasına Bakış' Paneli - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.