Son yılların en popüler restoran zincirinden biri olan Big Chefs, Tarabya'da açtığı yeni restoranıyla bölgeye hareket getirdi. Big Chefs'in kurucusu Gamze Cizreli, mekanın Ankara'da başlayıp İstanbul'da devam eden yolculuğunu ve yeme-içme kültüründeki değişimleri anlattı.
Big Chefs nasıl doğdu?
Big Chefs'i 2007'de, Ankara'da tek başıma kurdum. Big Chefs yani 'Büyük Şefler' fikri tamamen banka kredisiyle hayata geçmiş bir projedir. 14 şube ile yolumuza devam ediyoruz.
SİMİT ALIP DAĞITIYORUZ
"Big Chefs'te her zaman bu vardır" ya da "Asla bunu göremezsiniz" dediğiniz neler var?
Dekorumuzu, mönümüzü ve hizmet kalitemizi hep aynı standartta tutuyoruz. Bizi biz yapan değerlerin başında; hiç kaybetmediğimiz amatör ruhumuz ve pozitifliğimiz var. Misafirlerimizin yüzüne tebessüm getirecek detaylara kafa yorup, onları evlerindeki gibi hissettiriyoruz. Çiçeklerimizin doğal ve canlı olmasına önem veriyoruz. Pazar sabah kahvaltılarımıza, yoldan geçen simitçi amcayı davet edip misafirlerimize simit dağıtıyoruz. Gülümsüyoruz; DNA'mızda var gülümsemek.
Gelecekle ilgili planlarınız neler?
İzmir, Bursa, Adana, Eskişehir, Samsun ve Bodrum'da şube açma projelerimiz var. Bunun yanında markamızın New York'ta da açılması en büyük hayalim. Daha sonrası için beni en çok heyecanlandıran bir başka ülke de Hindistan.
Türkiye'deki yeme-içme alışkanlıklarında nasıl bir değişiklik var?
Sadece Türkiye'de değil, dünyada da dışarıda yeme-içme alışkanlığı her geçen gün artıyor. Çünkü hayat artık çok erken saatlerde başlıyor ve çok hızlı akıyor. Özellikle kadınların iş hayatında çok aktif olarak rol almaya başlaması, dışarıda yemek yeme alışkanlığını da artırıyor. İstanbul'da bu alışkanlık haftada birden, üç güne çıktı. Öte yandan Türkiye genelinde yeme içme sektöründen elde edilen gelir, 7 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, her ne kadar çok görünse de, New York'un sektör büyüklüğünün sadece üçte birine denk geliyor.
TV ETKİLİ OLDU
Son günlerde yemek kurslarına ve aşçılığa olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz?
İyi yemek yemek, yemekten anlamak, gurme olmak tüm dünyada yükselen bir değer oldu. Gastronomik turlara talep arttı. Mesela ben geçen hafta İtalya'ya beyaz trüf avına gittim. Dünyanın her yerinden insanlar akın akın mantar toplamaya gelmişti. Televizyondaki yarışmalar, gazetelerde artan gurme köşeleri, filmlerde ve dizilerde pek çok sahnenin restoranlarda çekilmesi de bunda etkili oldu.
ANKARA MÜŞTERİSİNE FARKLI HİTAP EDERİZ!
Restoranınız ilk olarak Ankara'da açılmıştı. İstanbul ile Ankara'nın müşteri kitlesi arasında nasıl farklar var?
Ankara'da ve İstanbul'daki yaşam birbirinden farklı. Ankara'da daha düzenli ve durgun bir yaşam varken, hayat İstanbul'da bütün gün ve geceye yayılıyor. Gün akışının farklılığı, yoğun trafikten kaynaklanan zaman kayıpları; yeme içme alışkanlıklarında da farklılık yaratıyor. Ankara'da dışarıda yeme içme oranı İstanbul'a göre çok düşük. Bu 'başkent sendromu' Amerika'da da vardır; Washington ile New York arasındaki fark gibi. Ayrıca bürokrasinin merkezinde yaşamanın verdiği ağırlık, misafirlerin beklentilerini de değiştiriyor. Ankara'da 'hanımefendi, beyefendi' dışında hitap kullanılmaz.
ÖZNUR KAYMAK
Sabah : http://www.sabah.com.tr
Son Dakika › Magazin › İstanbullu Haftanın Üç Günü Dışarıda Yiyor! - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.