CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Sayın Cumhurbaşkanının özgürlükten ve demokrasiden yana tavır koyması gerekir. Sayın Cumhurbaşkanının tarafsızlığı başka bir anlamdadır. 'Anayasaya aykırı düzenlemeler gelir açık açık ben bunu görürüm ama ben tarafsızım bunları imzalarım' demek Cumhurbaşkanlığı makamını yıpratır" dedi.
Grand Tarabya Hotel'de düzenlenen "Kuvvetler Ayrımı, Yargı Bağımsızlığı ve Yargı Yüksek Kurulları" konulu uluslararası sempozyumun açılışının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin temiz siyasete ihtiyacının olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin medyaya müdahale etmeye değil, medyanın eleştirilerine ihtiyaç duyduğu bir politikaya ihtiyacı var. Getirdiği kural nedir? Beni eleştirmeyeceksiniz, bana dokunmayacaksınız. Benim istediğimi yapacaksınız, benim istediğim şekilde anket sonuçları çıkmazsa onlara müdahale edin o partiden kesin buralara ilave edin. Toplumu yalan söylem üzerine kandırmaya çalışıyor. Bir Başbakan kandırmaz, halka doğruları söyler. Bu nedenle sürekli yalan söyleyen bir kişiden Başbakan olmaz. Yalancılığını sadece biz söylemiyoruz. Artık Avrupa'nın büyükelçileri de Başbakanın yalan söylediğini defalarca ifade ettiler."
"İnternet düzenlemesi konuşuluyor. Cumhurbaşkanının onayına gönderilecek. Siz bir geri gönderme bekliyor musunuz? Bu konuda sizin tavrınız nasıl olacak?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanının özgürlükten ve demokrasiden yana tavır koyması gerekir. Sayın Cumhurbaşkanının tarafsızlığı başka bir anlamdadır. 'Anayasaya aykırı düzenlemeler gelir açık açık ben bunu görürüm ama ben tarafsızım bunları imzalarım' demek Cumhurbaşkanlığı makamını yıpratır. Cumhurbaşkanı anayasaya sadakat yemini içmiştir. Onun gereğini yapmak zorundadır. Yasakları savunamaz bir ülkenin Cumhurbaşkanı. 'Özgürlükleri ben kısıtlayacağım' diye gelen bir hükümetin getirdiği yasal düzenlemeleri savunamaz bir Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanının tarafsızlığı onun bağımsızlığı ve gücünü anayasadan aldığı konumunu sayın Cumhurbaşkanının unutmaması gerekir."
"Bir politikacının en çok eleştiriye ihtiyacı vardır"
Kılıçdaroğlu, "Today's Zaman gazetesi muhabiri Mahir Zeylanov'un sınır dışı edilmesiyle ilgili görüşünüz nedir?" sorusuna karşılık, "Bir politikacının en çok eleştiriye ihtiyacı vardır, pohpohlanmaya değil" dedi.
Eleştiriden ders almayan bir politikacının, ülkeyi sağlıklı yönetemeyeceğini savunan Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Medya halk adına sorar, sorularını halk adına sorar. Sokaktaki yurttaşın 'şu sorunun sorulması gerekir' diye düşündüğü bir soruyu medya sorar. Biz de cevap veririz. Medya çalışanları kişisel çıkar peşinde değillerdir. Onlar halkın çıkarlarını savunurlar, demokrasiyi, özgürlüğü savunurlar. Rahat haber yapmayı savunurlar, budur. Sayın Başbakanın beğenmediği bir tweet yüzünden eğer bir gazeteci yurt dışına gönderiliyorsa, ülkeden çıkarılıyorsa bu o gazetecinin cesur olduğunu gösterir. Onu yurt dışına çıkaran siyasetin de korkak olduğunu gösterir."
"Ufak bir eleştiriye tahammül edemeyip onu yurt dışına gönderdiğiniz zaman yani oradan tweet atmayacak mı?" diye soran Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yine atacak. İnsanlar okumayacak mı? Yine okuyacaklar. Gazeteciyi hapse atsanız da sorun çözülmez. Yurt dışına gönderseniz de sorun çözülmez. Sorun önce insanların kafasında çözülecek. 'Ben demokrasiyi savunuyorum' diyece, bir ülkenin Başbakanı. 'Ben özgürlüğü savunuyorum' diyecek, bir ülkenin Başbakanı. 'Ben her türlü düşüncenin özgürce dile getirildiği bir ülkenin Başbakanıyım' demeli bir Başbakan. Hayır, 'Ben kısıtlamaları getireceğim. Baskıları getireceğim. Anket sonuçlarına müdahale edeceğim, gazetecileri yurt dışına göndereceğim, haber yapan televizyon kanallarına müdahale edeceğim, kendi yandaşım televizyonları oluşturacağım, ortak havuz oluşturacağım, iş adamlarına önce ihale vereceğim sonra onlara salma salacağım ve kendime uygun bir medya ordusu oluşturacağım' bu olmaz."
Kılıçdaroğlu, sempozyumda çok saygın yargıçların pek çok önemli olaya vurgu yaptıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
"'Soruşturma aşamasında bir savcının yerinin değiştirilmesi yargıya müdahaledir' dediler. Bizim ülkemizde oldu mu? Oldu. Müdahale midir? Müdahaledir. 'Savcının emrinde bir polisin yürütme organı tarafından soruşturma bitmeden görevden alınması yargıya müdahaledir' dediler. Bizim ülkemizde oldu mu? Oldu. Müdahale midir? Müdahaledir. 'Savcının emrinde bir polisin yürütme organı tarafından soruşturma bitmeden görevden alınması yargıya müdahaledir' dediler. Bizim ülkemizde oldu mu? Oldu."
"Yargının kararını yürütme organı uygulamadı"
Türkiye'de sempozyumda dile getirilmeyen bir şey daha olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Yargının kararını yürütme organı uygulamadı. Talimat verdi, 'uygulamayacaksınız'. Hangi demokrasiden bahsediyoruz? Düne kadar bir diktatörden söz ediyorduk. Şimdi bir sahtekar diktatörden söz ediyoruz. Sahtekarlık yapıyor. Doğrudan anketlere müdahale ediyor. Talimat veriyor bu sahtekarlıktır. Ben sahtekar diktatörlerin Türkiye'yi yönetmesini içime sindiremiyorum. Bu kişinin bu milletin yakasından düşmesi lazım. Bana görev düşüyor, ben bu görevi yapıyorum. Medyaya da görev düşüyor, daha cesur olmalı. Yargıçlar beraber hareket etmeli, bölünmemeli. Savcılar beraber hareket etmeli, bölünmemeli. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını hep beraber savunmalıyız."
Kılıçdaroğlu, yolsuzluğun sadece kendisini ilgilendirmediğini, bu ülkenin her yurttaşını ilgilendirdiğini vurgulayarak, bu nedenle ülkenin özgürlüğe, bağımsızlığa, demokrasiye ihtiyacının olduğunu ve bu mücadelenin beraberce yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
- İstanbul
Son Dakika › Politika › CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.