"Dışarıdan Müdahale Kabul Edilemez" - Son Dakika
Son Dakika Logo

"Dışarıdan Müdahale Kabul Edilemez"

"Dışarıdan Müdahale Kabul Edilemez"
23.03.2012 13:07  Güncelleme: 19:24

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Suriye'ye yönelik dışarıdan müdahalelerin kabul edilemez bir durum olduğunu belirtti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye'ye yönelik dışarıdan müdahalelerin ve ülkede bir iç savaşın yaratılmasının kabul edilemez bir durum olduğunu belirterek, " Birleşmiş Milletler'in bu durumda daha tutarlı, daha kararlı bir tavır takınmasını yürekten talep ediyoruz" dedi.

Kılıçdaroğlu, Hilton Otel'de düzenlenen "Sosyalist Enternasyonal Toplantısı"na katıldı. Toplantıda konuşan Kılıçdaroğlu, Batı'dan Doğu'ya doğru esen devrim rüzgarının insanın içini ısıttığını ancak bir yandan da değişimin yaratabileceği belirsizliklerin kendilerini endişelendirdiğini söyledi. Yıllar boyunca bir taraftan kendi diktatörleri, bir taraftan da dış güçler tarafından sömürülen Arap emekçilerinin, bugün yeni bir sömürü dalgası tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, "Egemen

güçler çıkarlarının uygun olduğunu düşündükleri her zeminde, demokrasiyi savunur gözükürken, Arap dünyasında ekonomik çıkar bağlarıyla bağlı oldukları diktatörlüklerin ve tiranların varlığından ve uygulamalarından hiç rahatsızlık duymadılar" diye konuştu.

Arap devriminin, biraz toplumların kendi iç dinamiklerinden, biraz da dış müdahalelerden kaynaklanan nedenlerden dolayı bahar havasını kaybetmeye, çoğu yerde bir "Arap Sonbaharı" haline gelmeye başladığını ifade eden CHP Lideri, bu durumun Arap devriminin sonu belirsiz bir istikamete yönelmesi tehlikesini de beraberinde getirdiğini anlattı.

Sosyalist Enternasyonal'in, hükümetleri ve yönetimleri Arap devrimini ateşleyen halkların gerçek taleplerine, demokrasiye, özgürlüklere, temel haklara, refahtan hakça pay almaya kavuşmaları için çaba sarf etmeye zorlaması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Arap Baharının bazı çevrelerce yeni bir emperyalizm icat edilmesi için istismar edilmesine olanak vermemeli, sesimizi yükseltmeliyiz" şeklinde konuştu.

"SURİYE'DE İÇ SAVAŞIN YARATILMASI KABUL EDİLEMEZ"

Kılıçdaroğlu, Suriye'deki olaylara da değinerek, "Suriye'deki olaylar, gerçekten yürek yakan olaylar. Binlerce insan yaşamını yitiriyor. Suriye halkı demokrasi istiyor, özgürlük istiyor, kadın-erkek eşitliği istiyor. Bütün bu taleplere destek veriyoruz. Bütün bu talepleri saygıyla karşılıyoruz. Fakat, Suriye'ye dışarıdan müdahaleler, Suriye'de bir kaosun yaratılması, bir iç savaşın yaratılması, kabul edilemez bir durumdur. Birleşmiş Milletler'in bu durumda daha tutarlı, daha kararlı bir tavır takınmasını yürekten talep ediyoruz" açıklamasında bulundu.

Arap halklarına ve uluslarına demokrasi dersi veren sağ iktidarların, iş gerçek demokrasiye gelince, Batı'da ve Türkiye'de sınıfta kaldıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, "Batı ülkelerinde bu acı tabloyu daha açık görmek mümkün. Afrikalı ya da Müslüman Arap olsun, Latin Amerikalı ya da Asyalı, Avrupa'ya daha güzel bir yaşam uğruna sığınanlar, insana yakışmayacak muamelelere uğruyorlar. Yabancı düşmanlığı ve ırk ayrımcılığıyla karşı karşıya kalıyorlar. Avrupa'nın sağ hükümetleri, göçmenler için hayatı her gün biraz daha zorlaştırıcı ayrımcılık politikaları icat ediyorlar. Dolayısıyla, Avrupalı yoldaşlarımızdan en büyük beklentimiz, bir an önce kendi ülkelerinde güçlü iktidarlar kurmaları ve herkese insanca muamele edilecek politikaları yürürlüğe koymalarıdır" ifadelerini kullandı.

Türkiye'ye bakıldığında, demokrasinin bütün boyutlarında ciddi gerilemeler olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Bu ülkede işçilerin, emekçilerin, gazetecilerin ve aydınların uğradığı baskılar ve ayrımcılık, gün geçtikçe artıyor. AK Parti hükümetinin demokrasi ve fikir özgürlüğüne ilişkin yaklaşımını, Başbakan, 'bazı kitaplar bombalardan bile tehlikelidir' diyerek, en açık ve net şekilde ortaya koymaktadır" dedi.

Kılıçdaroğlu, konuşmasında Türkiye'deki tutuklu gazetecilere de değinerek, bugün iktidar aleyhine yazı yazdıkları için çeşitli bahanelerle tutuklanan yazar ve gazetecilerin sayısının 100'e ulaştığını ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Bu yazarlardan birinin henüz yazmakta olduğu bir kitabının taslakları, evi basılarak bilgisayarından alındı ve yok edildi. Böylece hükümet henüz basılmamış bir kitabı toplatıp imha ederek bir ilke imza attı. Bu olay Alman şair Heinrich Heine'nin 'eğer bir yerde kitapları yakıyorlarsa, orada eninde sonunda insanları da yakacaklardır' sözlerini acı bir şekilde aklımıza getirmektedir" şeklinde konuştu.

Türk medyasının baskı altında olduğunu ve oto-sansür uygulandığını öne süren Kılıçdaroğlu, "Çünkü Türkiye'de iktidar aleyhine düşünmenin ve yazmanın genelde iki alternatif cevabı var. Birincisi evinizin gece yarısı basılması ve hapishaneye atılarak tüm özgürlüklerinizi kaybetmeniz, ikincisi ya da işinizden atılmanız ve emeğinizle para kazanma hakkınızın elinizden alınmasıdır" diye konuştu.

"ÖĞRENCİLER HAKLARINI ARADIKLARI HAPİSHANEYLE TANIŞTILAR"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin Bingazi'de ya da Tahrir Meydanı'ndaki öğrencilere özgürlük çağrısı yaptığını ancak kendi şehirlerindeki meydanlarda öğrencilerin polislerden acımasızca dayak yediğini, gözlerine biber gazı, üstlerine tazyikli su sıkıldığını ve hapsedildiklerini ifade etti. Yumurta atarak protestoda bulunan öğrencilerin okullarından atılarak hapis cezalarına çarptırıldıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, "Dünyanın hangi demokratik ülkesinde, üniversite öğrencileri film afişleri asmaktan, üniversite hocaları iktidarı eleştirmekten ya da bir toplantıda 'parasız eğitim istiyoruz' yazan bir pankart açmaktan hapse atılabilir ve uzun süre hapiste tutulabilir? Hangi ülkede 'üstünde yumurta bulundurmak' diye bir suç var? Şili'de üniversite öğrencisi bir genç kız, Camila Vallejo bütün dünyanın gözü önünde mücadelesini veriyor ve bir bakanın koltuğunu sallayabiliyor. Ama Türkiye'de başka öğrencileri de korkutmak amacıyla en küçük bir protesto eylemine girişen öğrenci, polis takibatına uğruyor" dedi.

Bugün Türkiye'de yüzlerce tutuklu öğrenci belirten Kılıçdaroğlu, bu öğrencilerin içinde bir tek kişinin bile, ne cinayetten, ne hırsızlıktan, ne de bir başka insan hakkı ihlalinden sorumlu olmadığını, bu öğrencilerin, kendi haklarını aradıkları için genç yaşlarında hapishaneyle tanıştıklarını savundu.

Kılıçdaroğlu, iktidar gibi düşünmeyen profesörlerin de benzer tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını öne sürerek, "Birçok akademisyen, devletin bir baskı aracı haline gelen üniversiteler üstü bir kurumun, Yüksek Öğretim Kurumu'nun baskısı altındalar. Akademisyenlerin doçentlik ve profesörlük unvanları, hükümet elinde oyuncak olan bu kurum tarafından türlü usulsüzlüklerle verilmiyor" dedi.

Türkiye'de dini ve etnik azınlıkların, demokratik olduğunu iddia eden hükümetin anti-demokratik uygulamalarından nasibini aldığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Kendi gençliğine 'kininizi unutmayın' diyen iktidar yetkilileri Arap gençliği ve halkalarına hangi hakla demokrasi ve insan hakları dersi verebilir?" şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA

Son Dakika Politika 'Dışarıdan Müdahale Kabul Edilemez' - Son Dakika


Advertisement