Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bütün ülkeler veya ulusal ya da uluslararası toplumların, bütün dünyaya çıkar gözlükleriyle baktığı zaman dünyada kıyamete kadar sağlıklı ve adil, barış içerisinde, herkesin refah içinde yaşadığı, eşitliğin, hürriyetin, barışın tam olduğu bir düzeni kullanma imkanının olmayacağını belirterek, "Öyleyse bu çıkar konusunu insan hakları açısından hep beraber revize etmemiz lazım" dedi.
Müslüman Düşünürler Forumu Genel Sekreterliği ve Müslüman Parlamenterler Forumu Genel Sekreterliği tarafından düzenlenen "Halk İradesine Darbe Karşısında Dünyanın İmtihanı" başlıklı konferansın açılışında konuşan Bozdağ, Mısır'da halkın iradesinin, adalet, hürriyet, eşitlik, demokrasi, kendi kendini yönetme, kendi kaynaklarını özgürce kullanma ve adil paylaşım arayışları çerçevesinde bir değişim yaşandığını anlattı.
Bu değişimi bütün dünyanın gördüğünü, değişimin o zamanki muhatabının da Hüsnü Mübarek olduğunu hatırlatan Bozdağ, değişimin muhatabının Mursi olması durumunda da ona da karşı duracaklarını söyledi.
Bugün Mısır'da halkın iradesine karşı yapılan darbenin, "demokrasi, milli irade ve hukuk katliamı" olduğunu vurgulayan Bozdağ, Mursi'nin girdiği seçimde rakibi olan Ahmet Şefik'in seçimi kazanmış olması durumunda da bunlar yaşansaydı Türkiye'nin tavrının yine aynı olacağını kaydetti.
Bozdağ, şahıstan yana değil, ilkeden yana, doğrudan yana bir tavır koymaya herkesin ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
Bugün uluslararası toplumun da bu anlamda ilkesel bir duruşa ihtiyacı olduğunu vurgulayan Bozdağ, şöyle konuştu:
"Ülkenin çıkarları, milli çıkarlar eksenli dünyaya bakıyor her ülke. Bütün ülkeler veya ulusal ya da uluslararası toplumlar, bütün dünyaya çıkar gözlükleriyle baktığı zaman dünyada kıyamete kadar sağlıklı ve adil, barış içerisinde, herkesin refah içinde yaşadığı, eşitliğin, hürriyetin, barışın tam olduğu bir düzeni kullanma imkanı asla olmayacaktır. Çünkü birisi benim çıkarıma, öbürü sizin çıkarınıza ters düşecektir. Öyleyse bu çıkar konusunu insan hakları açısından hep beraber revize etmemiz lazım. Adalet, hürriyet, insanların yaşama hakkı açısından revize etmemiz lazım. Eğer bir yerde insanlar ölüyor, öldürülüyorsa, eğer bir yerde zulüm varsa, zalim her tarafı tutmuşsa, böylesi bir noktada çıkar insandan, adaletten, hürriyetten, eşitlikten yana ama zalime karşı olmalı ve bu konuyu uluslararası toplum ayrıca tartışma yapmamalıdır. Ancak bugün bu konuları biz hala tartışıyoruz. Mısır'da darbe oldu. Peki darbe olunca ne oldu sonucunda? Demokrasi, anayasa askıya alındı, siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu. Milletin iradesi hapse gönderildi ve bütün meşru yollar kapatıldı yerine gayrimuşru bir yapı ikame edildi. Yetmedi barış diyen, hak diyen insanların üzerine ölüm yağdırıldı."
"Bazı ülkeler 'darbe' diyemedi"
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, böylesi bir manzara karşısında insan hakları, hürriyet, eşitlik, adalet, demokrasi, milli irade diyen herkesin, bu işi yapanların karşısında olduğunu belirten bir tutum sergilemesi gerektiğine dikkati çekti.
Bozdağ, bazı ülkelerin darbeye "darbe" diyemediğini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bunu başarabildik mi? Dünyanın ülkelerinin bu konuda ortaya koydukları tavıra bakarsanız bazı ülkeler burada olan bitene tartışmasız darbe olduğu halde 'darbe' diyemediler, demediler. Neden? Çıkar gözlüğü ile baktıkları için. Bazı ülkeler hemen tebrikler yağdırdılar. Bazıları darbe yapan orduyu saygıyla selamladılar ve o zaman bu işi yapanlar kendilerinde bir haklılık gördü. Başka düşüncesi olanlar da 'Biz de başarılı olursak bizi de böyle desteklerler' diye kendilerinde cesaret buldu. Kim bilir bugün dünyanın hangi ülkelerinde Sisi gibi darbe gerçekleştirme rüyası gören ve bunun için çalışanlar uluslararası toplumun ve dünya devletlerinin Mısır'da olan biten karşısında ortaya koyduğu tavırdan dolayı cesaret buldu? Bunu bilemeyiz, zaman gösterecektir. Suriye'de bugüne kadar 110 binin üzerinde insan hayatını kaybetti. İnsanın hayatı kutsaldır. En kutsal şey; yaşam hakkıdır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, ulusalararası pek çok anlaşmanın tamamı önce insanın yaşam hakkını, sonra da insanı insan yapan haklarını ve hürriyetlerini teminat altına almak içindir. Hergün havadan, karadan ölüm yağıyor ve dünya hala bunu tartışıyor. Esasında insanlar ölürken, öldürülürken konuşmak yerine önce ölmeyi, öldürmeyi durdurup ondan sonra ne konuşulacaksa onun konuşulması lazım. Ama ölürken, öldürülürken, ölüm yağarken hala 'konuşalım' diyenler o zaman insanın yaşam hakkına ne kadar değer veriyor onun üzerinde hepimizin cevaplar araması lazım."
"Dünyanın neresinde olursa olsun öldürülen bir insan"
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, dünyanın neresinde olursa olsun öldürülen bir insanın, dini, dili, rengi, mezhebi ne olursa olsun insan olduğunu dile getirerek, uluslararası toplumun ve ülkelerin öldürülen insanların yanında, öldürenlerin de karşısında olduğunu gösterdiği bir tavır ortaya koyması gerektiğini söyledi.
"Ölmenin dini, mezhebi, vatanı, milliyeti, ideolojisi olamaz" diyen Bozdağ, Birleşmiş Milletler'in (BM) insanların hak ve hukuklarını korumak, bu değerleri ayakta tutmak için ortaya konmuş bir yapı olduğunu hatırlattı.
Bozdağ, ancak Suriye'de bu kadar ölüm ve öldürme varkan BM'nin orada yaptığının sadece ölüleri saymaktan ibaret olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Ancak BM'nin görevi bu mu? Güvenlik Konseyi biraraya gelip buradaki ölümleri durduracak bir karar oluşturamıyor. Dünya 5 ülkenin ağzına bakıyor. Dünya 5 ülkeden mi ibaret? Halbuki biz biliyoruz ki, dünya 5'ten çok ama çok büyük. Öyleyse uluslararası düzlemde de bir adil yapılanma yok. İnsanlar kendi ülkeleri içerisinde adil olmayan yönetimlere, adil olmayan gelir dağılımına, doğru olmayan herşeye karşı bir mücadele veriyor ama ulusalararası arenada da adil olmayan bir yapılanma var. Bütün dünya bir tarafa bu beş kişiden biri 'hayır' derse dünyanın geri kalan bütün ülkeleri 'evet' dese dahi onların evetinin kıymeti yok. Ülkeler için 'demokrasi, hürriyet, eşitlik' diyoruz. Peki uluslararası toplum, yapılar, devletler için eşitlik, demokrasi ne zaman diyeceğiz?
Orada bir demokratik bir yapı oluşmuş olsa oybirliği ile olmuyorsa, oyçokluğuyla olan ya da başka türlü formüller bulunarak adımlar atılmış olsa, daha adil bir yapı ortaya konmuş olsa, emin olun bugün Suriye'de 110 bin kişiden fazla insanın ölmesini insanlar canlı yayında seyretmezler, bu ölümler karşısında hissiz durumazlardı. Ancak maalesef burada görüyoruz ki başka bir duruş söz konusu. Onun için de buradaki kan devam ediyor, zulüm devam ediyor. Bu işin uluslararası toplum müdahil olmadığı sürece uzun bir sürece devam edeceği de hepimiz tarafından açık şekilde görülüyor. Acaba Suriye'de ölenler gayrimüslim olsaydı BM bu kadar seyirci kalır mıydı? Kalmazdı. Bizim onun için insana ve haklarına dil, din, mezhep eksenli bakışı artık sorgulamamız lazım."
- İstanbul
Son Dakika › Politika › 'Halk İradesine Darbe Karşısında Dünyanın İmtihanı Konferansı' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.