Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İslam aleminin, Müslümanlarla ilgili önyargılı algılamaları gidermek için çaba göstermesi gerektiğini belirterek, "Aynı şekilde Batı dünyası da başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği olmak üzere, kendi topraklarında hızlıca ve sinsice ilerleyen İslamofobi karşısında ciddi tedbirler almalı ve tehlikeli tırmanışı engellemelidir" dedi.
Arınç, himayelerinde gerçekleştirilen ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünce (BYEGM) The Grand Tarabya Otel'de düzenlenen "Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı" açılışında yaptığı konuşmada, medyanın dünyada yaşanan tüm olumsuzluklara karşı birleştirici, yakınlaştırıcı ve bütünleştirici, pozitif bir rol oynaması gerektiğini ifade etti.
Bu rolün ilk adımının, İslamofobiyi Müslümanlara ve İslam'a karşı temelsiz korku, güvensizlik ve düşmanlıktan kaynaklanan ırkçılık ve yabancı düşmanlığının güncel bir biçimi olmaktan çıkarmak adına yapılacak çalışmalar olabileceğini belirten Arınç, "İslam alemi, Müslümanlarla ilgili önyargılı algılamaları gidermek için çaba göstermelidir. Aynı şekilde Batı dünyası da başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği olmak üzere kendi topraklarında hızlıca ve sinsice ilerleyen İslamofobi karşısında ciddi tedbirler almalı ve tehlikeli tırmanışı engellemelidir" diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Arınç, bu bağlamda, dinlerin ve mensuplarının tahkir edilmesi hususunda da adaletin sağlanması ve vicdanların teskin edilmesi adına gerekli uluslararası yasal çerçevenin biran önce hazırlanmasının önem taşıdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Türk Hükümeti bu konuda üzerine düşeni yapmaya hazırdır. Türkiye, dinlerin, inançların ve kültürlerin uzlaşabileceğine inanmaktadır. İşte bu nedenle İslam karşıtlığına teorik bir çerçeve kazandırmaya çalışan medeniyetler çatışması tezine karşı çıkmakta ve bugün Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında gelişen Medeniyetler İttifakı girişiminin eş başkanlığını sürdürmektedir. Bu vesileyle, İslamofobi konusunun uluslararası kamuoyunun gündeminde yer alması ve bu konuda ortak mücadele edilmesi hususunda İslam İşbirliği Teşkilatının ve sayın Genel Sekreterin çabalarını takdirle izlediğimizi belirtmek isterim."
Demokratikleşme paketi
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye için önemli bir gelişmeyi de paylaşmak istediğini ifade ederek, bir demokratikleşme paketinin hazırlandığını ve bunun yakın zamanda Meclis'in açılmasıyla birlikte yasalaşma sürecine gireceğine hatırlattı.
Bu paketin içerisinde önemli bir hususun yer aldığını işaret eden Arınç, şunları kaydetti:
"Konu ve yeri denk geldiği için bunu ifade ediyorum. Yoksa bütün itibariyle bu açıklamalar Sayın Başbakanımız tarafından önümüzdeki günlerde yapılacaktır. Bizim Anayasamızın 10. maddesinde herkesin din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerde ayrım gözetilmeksizin, kanun önünde eşit olacağı ifade edilmiştir. Keza ülkemizin taraf olduğu, başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere insan haklarına ilişkin pek çok uluslararası sözleşmede de hiç kimseye ırkı, rengi, cinsiyeti, dili, dini ve siyasi düşüncesi gibi nedenlerle ayrımcılık yapılamayacağı ve bu yasağın taraf devletlerce güvence altına alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda bir kişiye veya gruba karşı din, mezhep, dil, ırk, millet, renk, cinsiyet, engellilik, felsefi inanç veya siyasal düşünce gibi önyargı doğurabilecek nedenlerden dolayı, düşmanlığa dayalı bir şekilde işlenen ve genellikle şiddet içeren suçlara 'nefret' veya 'önyargı suçları' denilmektedir.
Avrupa Birliği 2012 İlerleme Raporu'nda bu konuda şu eleştiri getirilmiştir; 'Türkiye, Avrupa konseyi tavsiyesine uygun olarak, nefret söylemi ve nefret suçlarına ilişkin mevzuatın düzenlenmesi yönünden ilerleme kaydetmek zorundadır'. Aynı zamanda geçtiğimiz aylarda Akil İnsanlar olarak Türkiye'nin bütün bölgelerini dolaşan, halkla birebir temas eden kişilerin biraraya gelerek hazırladığı raporlarda da şu ifade yer almaktadır: 'Nefret söylemiyle mücadele amacıyla, nefret suçlarına ilişkin bir yasal düzenleme gerçekleştirilmelidir. Bu kanun yapılıncaya kadar da nefret suçlarının önlenmesi amacıyla Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerinde düzenlenen suç tiplerine suçun nitelikli hali olarak nefret saiki kastı da eklenmelidir."
"Bu suçlar mağdurun özelliklerine duyulan önyargıdan dolayı işleniyor"
Arınç, esasen bu suçların belirli bir suç tipinden ziyade, mağdurun sahip olduğu bazı özelliklere duyulan önyargıdan dolayı işlendiğini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Akil İnsan raporları dikkate alınarak ve Avrupa Birliği İlerleme Raporu'nda da öngörülen bazı hususlar dikkate alınarak, Türk Ceza Kanunu'nun bazı maddelerinde, özellikle 82. maddede kasten öldürme, 86. maddede kasten yaralama, 94. maddede işkence, 106. maddede tehdit, 109. maddede kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak, 115. maddede inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi, 122. maddede ayrımcılık, 125. maddede hakaret, 149. maddede nitelikli yağma, 152. maddede mala zarar vermek gibi suçlara bir fıkra olarak da şunu ilan etmek istiyoruz: 'Eğer bu suçlar kişinin dili, ırkı, milleti, rengi, cinsiyeti, engelliliği, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini veya mezhebi nedeniyle işlenmiş olursa, suçun karşılığı ceza artırılacak."
Bu çalışma üzerindeki hazırlıkların sona ermiş gibi olduğunu, henüz tam netleşmediğini ifade eden Bülent Arınç, özellikle insanların inanç, düşünce ve felsefi kanaatlerine karşı işlenmiş suçların, nefret saikiyle işlenmiş suçlar kapsamına alınacağını ve cezaların da artırılacağını kaydetti.
Arınç, konferansın başarılı sonuçlar vermesini dilediğini belirterek sözlerine son verdi.
Arınç, konuşmasının ardından konferans düzenleyicileri ve katılımcılarıyla aile fotoğrafı çektirdi. Ardından, "Karikatürlerle Avrupa Medyasında İslam ve İslamofobi" konulu karikatür sergisini gezdi.
- İstanbul
Son Dakika › Politika › Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.