Yeni Yasama Yılından Beklentilerini Anlattılar - Son Dakika
Son Dakika Logo

Yeni Yasama Yılından Beklentilerini Anlattılar

Yeni Yasama Yılından Beklentilerini Anlattılar
29.09.2013 11:13

CHP Grup Başkanvekili Altay: "Hepimiz insanız. İktidar partisinin, Genel Kurul'da muhalefete tahammülsüz tavrı, zaman zaman bizi de çileden çıkarıyor. Hiç olmamasını istediğimiz olaylar oluyor. Dilerim ki yeni dönemde siyasette daha nezih, nazik, seviyeli bir ortamı TBMM Genel Kurulu'nda yaşarız" "AKP içinde gerginlik, kısmi ayrışmalar, kutuplaşmaların başladığına dair duyumlarımız var. Bu kutuplaşmadan dolayı da oradaki kimi arkadaşların, Sayın Başbakan'a şirin, sempatik görünme arzusu içinde olduklarını biliyoruz" "İktidar partisi, özellikle son 1 2 yıldır güç zehirlenmesine maruz kaldı. Gücün verdiği bir şımarıklık, tahammülsüzlük görüyorum"

MELTEM YILMAZ - CHP Grup Başkanvekili Engin Altay,  TBMM Genel Kurulu'nun, yeni yasama yılında daha nazik ve seviyeli bir ortam olmasını temenni ederek, "Hepimiz insanız. İktidar partisinin, Genel Kurul'da muhalefete tahammülsüz tavrı, zaman zaman bizi de çileden çıkarıyor. Hiç olmamasını istediğimiz olaylar oluyor" dedi.

Altay, 1 Ekim'de açılacak yeni yasama yılı öncesinde AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Yeni yasama yılına ilişkin beklentilerinin sorulması üzerine Altay, toplumun, parlamentodan büyük beklentilerinin bulunduğunu söyledi. Toplumda,  kamplaşma, kutuplaşma iklimi hissedildiğini savunan Altay, " Türkiye'nin komşu ülkeleriyle önemli sorunu var. Adeta bölgede, kimseyle tokalaşamaz hale gelmiş bir noktadayız" dedi. Yeni yasama yılının, büyük sorunlarla başlayacağını ancak bunların hepsinin çözülebileceğini ifade eden Altay, yegane çözüm adresinin Meclis olduğunu vurguladı.

Altay,  Meclis'te  çoğunluk partisinin, çoğunlukçu anlayıştan çoğulcu anlayışa evrilmesi gerektiğini savunarak, "Ben yaptım oldu, ben isterim bozulur, ben isterim kanunlaşır" anlayışının yanlış olduğunu ifade etti. Altay, yasama organının, yürütme organının tahakkümünden kurtulmasının çok önemli olduğunu kaydederek, Meclis'te sorunların çözümü için uzlaşma kültürüne ihtiyaç bulunduğunun altını çizdi. Altay, "Bu kültür, çok kolay olur. İktidar partisi, çoğunluk şımarıklığından vazgeçecek ve uzlaşıya açık olacak. İktidar, muhalefin sesini, sokakta, Meclis'te kısma anlayışından, tahammülsüzlük gösterme yaklaşımından vazgeçecek ki Meclis, milletin, kendisinden beklediği kanunları bir an önce çıkarabilsin. Parlamentoda, muhalefetin sesini kesme anlayışındaki bir hükümetin, demokrasi adına olumlu şeyler yapabileceğine inanmamız çok güç" dedi.

-"Nezaket ve vicdana ihtiyaç var"

Özellikle 24. Dönem Meclisi'nde argo ve küfürlerin tutanaklara geçtiğini dile getiren Altay, itişme, kakışma, saldırı, yumruklaşmaların olduğunu söyledi. Altay, siyasetin öncelikle bir nezaket işi olduğunun unutulmamasını isteyerek, siyasette nezaket ve vicdana ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Altay, son günlerde çok fazla sağduyu çağrısı yapıldığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir ülkede durduk yerde sağduyu çağrısı yapılmaz. Eğer sağduyu çağrısı yapılıyorsa sorun var, toplumda ve siyasette bir gerginlik var. Niye bu çağrılara gerek duyuluyor; demek ki bir sıkıntı var. 11 yıldır işbaşında olan Hükümet'in ülkede yarattığı kaotik ortam, belirsizlik ortamı var. Ülkede, huzur, güven, refahla ilgili sorun var. Önce Hükümet'e görev düşüyor. Bir sağduyu çağrısı yapacaksak Sayın Başbakan'a yapacağız. Sayın Başbakan'ın, diktatöryal bir anlayışla ülkeyi idare etme sevdasından kurtulması lazım. 'Bana diktatör diyorlar' diye kızıyor. Diktatörün sözlük tanımı, bütün yetkileri elinde toplayan kişidir. Baktığınız zaman hal öyle değil mi? Başbakan'ın tek adam anlayışından vazgeçmesi ilk şart. Meclis'i oluşturan siyasi parti gruplarına, hepimize düşen sorumluluk var. Nezaketi elden bırakmamamız lazım. Şiddet, toplumda, sokakta, parlamentoda, hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz bir durumdur."

-"Direksiyondaki şoförü denetle"

TBMM İçtüzüğü'nün kendilerine verdiği hakları, yeni dönemde de kullanacaklarını dile getiren Altay, bir tasarı veya teklifin, iktidar ve muhalefetin anlaşması halinde bir günde kanunlaşabildiğini aksi halde 20-30 günde bile çıkamadığını anımsattı. Altay, "Meclis'i tıkıyorsunuz" eleştirileri yapıldığına işaret ederek, "Millet, seni denetlemek, yanlışlarına dur demek için, senin sürat, limit aşımına fren yapmamız için millet bize görev vermiş. Sana devletin direksiyonunu vermiş, bize de bu direksiyondaki şoförü denetle, uykusuz, dalgın, alkollüyken, moralsizken arabayı kullanmasın demiş. Toplum bize bu görevi vermiş. Bunun gereğini yapacağız. Gereğini yaparken, siyasetin asgari nezaket kurallarına, bundan sonraki dönemde de dikkat edeceğiz. Ancak hepimiz insanız. İktidar partisinin, Genel Kurul'daki muhalefete tahammülsüz tavrı,  zaman zaman bizi de çileden çıkarıyor. Hiç olmamasını istediğimiz olaylar oluyor. Umarım ve dilerim ki yeni dönemde siyasette daha nezih, nazik, seviyeli bir ortamı, iklimi TBMM Genel Kurulu'nda yaşarız" diye konuştu.

-"El kaldıran iki ördeğin bir file üstünlüğü değil"

Altay, bu dönem, 22 ve 23. Dönem parlamentolarında yaşamadıkları, alışık olmadıkları görüntülerle karşılaştıklarını yineleyerek, şu görüşleri dile getirdi:

"Bunun nedenini şuna bağlıyorum: iktidarın yorgunluğu var. Çoğunluk şımarıklığı. Özellikle tecrübesiz milletvekillerimizin, kendilerince, parti liderlerine şirin görünme kaygısıyla yaptıkları gereksiz işgüzarlıklar var. Elbette biz Başbakan'ı eleştireceğiz. Eleştirirken, kürsüdeki milletvekilimize saldırılırsa o başka bir şeydir. Geçmişte bunlar olmadı. Şimdi niye oluyor, AKP'nin içinde de bir gerginlik, kısmi ayrışmalar, kutuplaşmaların başladığına dair duyumlarımız, hislerimiz var. Bu kutuplaşmadan dolayı da oradaki kimi arkadaşların, Sayın Başbakan'a şirin, sempatik görünme arzusu içinde olduklarını biliyoruz.

İlk geldiklerinde yargıdan, cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, YÖK, ordu, sivil toplum örgütlerinden şikayet ettiler. Aradan geçen 11 yıl içinde şikayet ettikleri kurumları teker teker devre dışı bıraktılar ya da  ele geçirdiler. Şimdi artık güç biziz, biz ne dersek o olur anlayışı içinde. Sayın Fettullah Gülen'in güç zerihlenmesi ifadesi var. Önce garipsemiştim ama doğru bir tespit. İktidar partisi, bu dönemde özellikle son 1-2 yıldır, ciddi bir güç zehirlenmesine maruz kalmış gibi görünüyor. Gücün verdiği bir şımarıklık, tahammülsüzlük görüyorum. TBMM Başkanı'na da önemli görevler düşüyor. Sayın Başban'ın, hepimizin başkanı olduğunu hiçbir zaman unutmaması lazım. Ara sıra unuttuğuna dair kaygılarım var. Sayın Başbakan'ın kişisel ihtirasları, siyasi hırsının sonucu olarak bunları yaşıyoruz. İnsanların yükseldikçe daha mütevazı, hoşgörülü olması gerekir. Ama Sayın Başbakan, her geçen gün daha gergin hale geliyor, gerginleşiyor. İnsan, bu noktadayken niye gerilir; güç kaybı başlamıştır. Siyasetin bir çıkışı bir de inişi vardır. Zirveye gelirsiniz, oradan iniş başlayacaktır. Önemli olan zirvedeki kalış sürenizi uzun tutabilmektir. Ama ayağı sendeledi, iniş başladı. Bu inişin başladığını gören Başbakan, inişin süresini uzatmak adına değişik atraksiyonlara, tavırlara giriyor. Gerginliklerin altında yatan faktörler budur. İktidar partisine tavsiyem şudur; çoğunluğuz, herşeyi yaparız anlayışından artık vazgeçmelidir. Demokrasi, el kaldıran iki ördeğin bir file üstünlük sağladığı rejim değildir." - TBMM

Kaynak: AA

Son Dakika Politika Yeni Yasama Yılından Beklentilerini Anlattılar - Son Dakika


Advertisement