Alışkanlıkların Gölgesinde - Son Dakika
Son Dakika Logo

Alışkanlıkların Gölgesinde

13.12.2013 19:16

Alex Ferguson’un yerine geçen David Moyes, tecrübeli teknik adamın gölgesinde eziliyor.

Çoğu taraftar için günlük sonuçların anlamları büyüktür. Değişen futbol düzeninde tabelada yazanlar eskisinden fazla anlam taşıyor ve birçok taraftar gelecek birkaç yıldan çok, birkaç ayı kağıt üzerinde hesaplıyor artık. Takımlarında görmek istedikleri futbolcuların yanında, o futbolcuları yönetecek teknik adamların hayallerini kuruyorlar. Manchester United taraftarları ise 26 yıldır sabahları uyandıklarında bir sonraki maçı, bir sonraki turnuvayı düşündüler. Cristiano Ronaldo, David Beckham gibi yıldızlar seslerini yükselttiklerinde gidecekleri yere kadar yolcu ettiler ancak yanlarında durdukları isim başkaydı; son 20 senede endüstriyel futbol devriminin kalesi haline gelen ve global bir markaya dönüşen Manchester United'ı zirveye ulaştıranın Sir Alex Ferguson olduğunu biliyorlardı. Şampiyonluklar kaybettiler, finaller kaybettiler ancak bir sene sonra daha güçlü geleceklerini, kaybettikleri her şeyi kazanabileceklerini biliyorlardı. Başarı alışkanlığı artmış, hatta başarı ile büyümüş bir nesil sabah uyandı, artık Ferguson yoktu ve onlar da diğerleri gibiydi. Manchester United taraftarlarının, "Seçilmiş Kişi" (Chosen One) pankartları ile karşıladıkları David Moyes ile arası beklenenden çabuk bozuldu ve Old Trafford'a kaos, 30 sene sonra tekrar uğramış gibi görünüyor.

Alex Ferguson'un bir gün bırakacağının herkes farkında olsa da, bazı şeyler gerçekleşene kadar hiç olacakmış gibi gelmez. İskoç teknik adam bırakma kararı aldığında yerine geçecek ismi çoktan belirlemişti; 26 yıldır her bir tuğlasını tek tek koyduğu bu binaya, kendisi gibi uzun süre kulüpte kalarak geleneği sürdürecek, kat çıkmaya devam edecek bir ismi tercih etmişti. Elbette Jose Mourinho ismi profil olarak Kırmızı Şeytanlar'a çok yakışsa da, Portekizli teknik adamın süreklilik sıkıntısı kulübün profiline uymuyordu. Everton'da, Ferguson'un United'da yaptığına benzer bir iş başararak kulübü 80'lerdeki havasına döndüren Moyes'in ismi duyurulduğunda değerlendirmelerin çoğunluğu pozitifti. Bir başka İskoç, Ferguson'dan bayrağı devralacaktı ve kulübü rahat bir 20 yıl daha bekliyordu.

Futbol izleyicisinin sahada olan biteni küçümseme huyu iletişimin hızlanması sonrası hastalığa dönüştü. Artık herkes futboldan anlıyor ve her şeye dair bir fikir üretmek mümkün. Pep Guardiola, 50 senelik bir futbol felsefesini temel alan fikri ile inşa ettiği Barcelona ile her şeyi kazanmasından çok kısa bir süre sonra, nedendir bilinmez, 'vasat' bir teknik adam oluverdi. İspanya Milli Takımı ile her şeyi kazanmayı başaran Vicente del Bosque sadece bu topraklarda aşağılanmadı; birçoklarına göre onun Real Madrid'ini herkes çalıştırabilirdi. Örnekler çoğaltılabilir; bu örneklerden birisinin de Alex Ferguson olduğu kesin. İskoç teknik adam geride bıraktığı 26 yılda çok hızlı değişen futbol fikirlerinin tamamına adapte olmasının yanında, kadrosunun hep yarışmacı olmasını sağladı. Dünyanın en zengin kulübünde bunları yapmak çok zor olmasa gerek denilebilir ancak bugünlerde Moyes'in yaşadığı sıkıntı aksini gösteriyor gibi.

David Moyes'in durumunun iyi olmadığı kesin. Birkaç ayda saçlarındaki beyazlar arttı. Her ne kadar "Şampiyonluk şansımız devam ediyor, şu an önemli olan Şampiyonlar Ligi'nde lider olmamız" dese de, sezon başından bu yana basın toplantılarındaki çelişkili açıklamaları durumunu pek de iyi göstermiyor. Peki, nereden başlamak gerek? Öncelikle Alex Ferguson'un hakkını teslim etmeli; parlattığı United kadrosunun aslında o kadar gösterişli olmadığı geçen birkaç ayda ortaya çıktı. Doğru roller biçilmiş ve iyi organize edilmiş bir oyuncu grubunun, bireysel yeteneklerden çok daha önemli olduğunu Ferguson birçok kez kanıtlamıştı. Ancak o bile dünyanın en zengin kulübüne istediği orta saha oyuncusunu aldırmayı başaramadı; hatta futbolu bırakan Paul Scholes'u geri döndürmesi başka bir yerde alay konusu olabilirdi. Moyes de işe bununla başladı ve tam üç ay boyunca kendi Paul Scholes'una sahip olmanın hayalini kurdu.

Şu ana kadar sınıfta kalan tek isim Moyes değil; Ferguson ile birlikte ayrılan David Gill'in yerine gelen Ed Woodward, üç ayda bitiremediği orta saha oyuncusu transferi ile başarısızlığı paylaşması gereken isimlerin başında geliyor. Panik transferi Marouane Fellaini gösterdiği performansla Moyes'in ilk pişmanlığı olacak gibi ancak böyle bir kulüpte takımın hayati parçasının transferinin 2 Eylül akşamına kalması elbette İskoç teknik adamın hatası olmamalı.

Şampiyonlar Ligi'nde grubunu lider bitirmeyi başaran Manchester United'ın, Premier Lig'de bu performansın yanına bile yaklaşamamasını sadece konsantrasyonla açıklamak mümkün değil. Manchester United artık bilindik kopya hücumlarını yapamıyor, son dakikalarda gol bulamıyor, oyunu rakip yarı alanda tutamıyor. ve daha önemlisi artık kolay gol yiyor. Son 10 sezonda yalnızca geçen sezon maç başına 1 gol yiyen United, geride kalan 15 haftada kalesinde 19 gol görmüş durumda. Bu 15 maçın yalnızca 3'ünde kalelerini gole kapamayı başardılar. Evlerinde alabildikleri yalnızca üç galibiyet bir diğer problemleri; yıllardır şampiyonluk yolunda takımın kalesi olan Old Trafford'da karışıklık yaratmak şu sıralar son derece kolay. İç sahada, puan tablosunda üstlerinde yer alan sekiz takımdan da daha az puan topladılar; hatta 13.sırada yer alan Stoke City bile onları geçmiş durumda.

Peki United'da ne değişti de durum bu kadar kötü ya da aslında abartıldığı kadar kötü mü? Öncelikle sayıların söylediği, Manchester United'ın daha direk, daha öne oynamaya çalışan bir takım olmaya çalıştığı. Geçen yıla göre direk paslarla oynama oranlarında artış olmasına karşın, bunu gol fırsatına çevirmekte şu ana kadar başarılı olamamaları çözmeleri gereken ilk problem gibi görünüyor. Zira direk pas başarı oranındaki düşük yüzdelerinin aynı zamanda savunmaları için bir sorun olduğunu belirtmeye sanırım gerek yok. Moyes'in takımını Ferguson'un takımından ayıran noktalardan bir diğeri ise, hücumdaki alan kullanımı. Kanatları kullanmak konusunda daha ısrarcı olan Moyes, yakın zamanda farklı çözümler üretmeye kafa yorsa iyi olacak gibi; zira bu durum onları fazlasıyla tahmin edilebilir kılıyor ve son iki maçta kanatları iyi kapatan takımlar hücum etkinliklerini ciddi şekilde azaltmayı başardı. Önceki sezona göre rakip ceza sahasına daha az oyuncu sokmaları, ceza alanı içinde attıkları şut sayısındaki azalma United'ın neden şu anda yarışmanın uzağında kaldığının diğer nedenleri gibi görünüyor.

Sorunlar belli, İskoç teknik adamın da bunların farkında olduğuna ve çözmek için uğraştığına şüphe yok. Ancak futbol takımının sahadaki görüntüsünden bağımsız, New York Borsası'na kota bir kulüp sezon sonu hedefini üçüncülük olarak açıklıyor ve siz sahanızdaki son iki maçı da gol atamayarak kaybediyorsanız, bu farkındalığın pek anlamı olmuyor. United taraftarı şımarık bir çocuk gibi davranıyor ancak sahada bir şeylerin yanlış olduğunu fark edecek kadar da futbolu biliyorlar. Moyes geçiş döneminde olduklarını söyleyerek onlardan zaman istiyor ama şampiyonluğu alışkanlık edinmiş bünyelerin dördüncülükle tatmin olacağını düşünerek hata yapıyor. Everton döneminde Avrupa kupalarına katıldıkları sezonlarda yaşadıkları düşüşler akıllarda; o dönem kısıtlı kadro ile açıklanan düşüşün bugün bir karşılığı yok. Önümüzdeki 20 gün boyunca elindeki kadro belli ve kendi kahramanlarını yaratmaya başlarsa işleri tersine çevirebilir. Ancak başarılı olması ya da başarılı olma imkanı bulabilmesi için Manchester United cephesinin yüzleşmesi gereken bir gerçek var: Alex Ferguson, futbol tarihinin gördüğü en iyi teknik adamlardan biriydi ve onun gibi bir tane daha bulmak imkansız.

Aston Villa Teknik Direktörü Paul Lambert, geçen yıl takımı gençleştirme operasyonu sırasında yaşadığı düşme tehlikesine rağmen herkesin arkasında olmasıyla ilgili olarak, "insanları yaptığınız plana inandırmanız gerekiyor. Sadece taraftarları değil, oyuncuları da buna inandırmanız gerekli. Aksi takdirde işleri yoluna koymanız mümkün olamaz" ifadelerini kullanmıştı. 26 yıllık bir alışkanlık son bulduğunda, bu tip bir kaostan kaçamazsınız. David Moyes'in insanları planına ikna etmeye ihtiyacı var. Şimdiden güvenini kaybettiği taraftarları kısa süre içinde kendi tarafına çekmesi pek mümkün görünmese de, Sir Alex Ferguson'ın desteği onu ilerleyen haftalarda savaşın içinde tutacaktır. Şampiyonlar Ligi'nde grubu lider bitirerek bir adım attı; bundan sonra yapacakları, sadece Manchester United'ın geleceğini değil, Moyes'in de kariyerini çizecek…

Kaynak: TotemSpor.Com

Son Dakika Spor Alışkanlıkların Gölgesinde - Son Dakika


Advertisement